Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Kirli Bir Tezgah ve Karattırılan Bir Hayat

Kirli Bir Tezgah ve Karattırılan Bir Hayat

29 Kasım 2012 Perşembe 18:52
1998 yılında kirli bir tezgah sonucu gözaltına alınıp türlü türlü işkencelere tabi tutulan Mustafa Ozan ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edildi.

Derin yapıların müteddeyin insanlar üzerinde türlü entrikaları çevirdiği doksanlı yıllarda sırf camiye gittiği için ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırılan sayısızca gençten biriydi Mustafa Ozan… 19 yaşında ve üniversiteyi yeni kazanmıştı…

Zamanın derin yapıları iş başında dindar Müslümanlar hedefteydi… Ve onlar en ağır şekilde cezalandırılmalıydı…

1998 yılında yatsı namazı çıkışında çıkan bir kavgaya hiçbir müdahalesi olmayan Mustafa Ozan, zamanın emniyet güçleri tarafından gözaltına alındı. Gözaltında en ağır işkenceye tabi tutulan Ozan'ın Filistin askısından dolayı bir kolu felç oldu. Daha sonra mahkemede yargılanan Ozan, hiçbir delil olmadan ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edildi. Ozan'ın üst mahkemelere yaptığı tüm itirazlar ise görmezden gelindi.

Yaşadığı mağduriyeti İLKHA'ya gönderdiği mektupta dile getiren Ozan, yargılandığı mahkemenin bir üye hakiminin kendileriyle özel olarak uğraştığını ve cezalandırılmalarına neden olduğunu iddia etti.

Haksız Bir Şekilde Cezaevinde Tutulan Ozan, Yeniden Yargılanmak İstiyor

28 Şubat Darbesinin araştırıldığı, darbe tanık ve mağdurlarının ve bu kirli oyunda parmakları olanların dinlendiği şu günlerde, darbe ürünü bir tezgah ile oğulları Mustafa Ozan'ın (34) yakalanıp mağdur edildiğini iddia eden anne ve babası, Diyarbakır'da 29 Ekim 1998'de başlatılan, özellikle camiye gidip Kur'an dersi veren dindar gençleri hedef alan 'Cumhuriyet Operasyonu' neticesinde cami çıkışı yatsı vaktinden sonra sivil polisler tarafından illegal olarak kaçırıldığını belirttiler.

Oğlunun sırf camiye gidip Kur'an dersi verdiği için müebbet hapis cezası ile cezalandırıldığını ve 15 yıldır hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulduğunu ifade eden baba Veli Ozan, Türkiye de adalet mefhumunun olmadığını söyledi. Asıl suçluların dışarıda ellerini kollarını sallayıp günlerini gün ettiğini dile getiren baba Ozan, oğlunun tek suçunun ise İslami yaşantısının olduğunun altını çizdi.

"Başbakan'ın Söylemleri Arasında Çelişki Vardır ve Samimiyetine İnanmıyorum"

Oğlunun küçük yaştan itibaren dinine ve imanına sahip bir anlayışta olduğunu dile getiren kederli baba daha sonra şöyle devam etti: "Benim oğlumun sucu; İslam ülkesinde camiye gitmek, Kuran-ı Kerimi öğrenip öğretmek, namaz kılmak yani kısacası sözde İslam ülkesinde Müslüman'ca yaşamaktı. Buradan Başbakana seslenmek istiyorum, siz Müslümanlığınızı, İslam'a karşı hassasiyetinizi Türkiye'de ve birçok ülkede dile getirmekten çekinmemektesiniz, ülkemizde ki dinsizliğe karşı çözüm arayışları içerisine girmektesiniz ve bunları öyle göstermektesiniz. Ama ben bu dedikleriniz ve davranışlarınız arasında büyük çelişkiler görmekteyim ve bundan ötürü samimiyetinize inanmamaktayım. Yok, eğer gerçekten İslami bir endişeye sahip iseniz benim oğlum ve onun gibi nice gençlerin dosyalarını yeniden ele alıp baştan sona kadar değerlendirin."

"Evde Yapılan Aramada Suç Sayılacak Sadece Kur'anı-ı Kerim'i Buldular"

Şimdiye kadar Allah'ın hiçbir kulunun oğlundan rahatsız olmadığını dile getiren baba Ozan, mahkeme sürecinin neden 14 yıl sürdüğünü sordu.Oğlu yakalandığında üzerinde herhangi bir suç unsurunun olmadığını ifade eden baba Ozan, "Üst aramasından, kalem, kitap ve defter dışında hiçbir şey bulamadılar. Evde ise Kuranı Kerim dışında suç sayılabilecek bir kibrit çöpü dahi bulamadılar. Yok, eğer oğlumun üzerinde bir şey yakalasaydılar onun cezasına razo olurduk."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Dindar nesil yetiştireceğiz' sözüne inanmadığını ve bu söylemlerin halkın dini duygularını sömürmekten başka bir şey olmadığını sözlerine ekleyen Veli Ozan, eğer dediği gibi olsa dahi İslam ülkesinde yaşayan herkesin mal ve can güvenliğinin devletin elinde olması gerektiğini savundu.

Türkiye'de Adalet Herkes İçin Aynı Şekilde İşlemiyor

Hükümetin geçmişte İslami camialara karşı açılan bütün davaların yeniden ele alınması için gerekeni yapması gerektiğini belirten Ozan, "O zaman kimin suçlu kimin suçsuz olduğu ortaya çıkar.Ben Türkiye'de adaletin herkes için aynı şekilde işlediğine inanmıyorum. Çünkü kanun İslami duyarlılığı olan mütedeyyin insanlara karşı en acımasız şekilde bir yargılama yaparken Ergenekon ve diğer düşüncedeki insanlara ise farklı bir muamele ile yapıyor" dedi.

Mahkeme Heyeti Müslümanlara Karşı Ön Yargılıdır

Baba Ozan, mahkeme heyetinin bakış açısının açılan dosyaya çok farklı olduğunun tespitini yaptığını ifade ederek mahkeme heyetinin İslam denilince zaten gözlerinin fal taşı gibi açıldığını ve ellerinden geldikçe en ağır cezaları vermeye çalıştıkları vurgusunda bulundu.

"Mahkeme Heyeti 'Cuma Günü Mübarek Gündür' Diyerek Oğluma Cezayı Verdi"

Ozan, oğlunun son mahkeme sürecini ise şu dikkat çekici cümleler ile anlattı: "Avukat bize dedi ki 'yeni gelen bu hâkim iyidir, namazında niyazındadır hak neyse onu en kısa zamanda verir' yani bu şekilde bizi umutlandırdılar. Tabi biz de hâkimin konuşmalarından bunları çıkardık. Son mahkemeden önceki duruşmada hâkim bizlere şunu dedi; 'Sizin mahkeme günleriniz genelde Salı ve Perşembe ve çok uzun taluklar (erteleme) veriliyor. Ben ise öyle yapmayacağım sizin mahkemenizi iki hafta sonraya ve Cuma gününe erteleyeceğim, biliyorsunuz Cuma mübarek gündür deyip mahkemeyi erteledi. Tabi biz bunları gördükçe daha umutlandık. Çünkü diyorduk 'hak yerini bulacak artık.' Mahkeme günü geldiğinde biz de artık çocuklarımızın tahliye edileceğini düşünüyorduk. Çünkü yaklaşık on yıldır suçsuz bir şekilde tutuklu bulunuyordular. Ve mahkeme başladığı zaman hâkim yine gülümseme ve gençlere takılmalar ile oturumu başlattı. Son savunmalar alındıktan sonra heyet mahkemeye biraz ara verdi bu esnada biz de dışarı çıktık. Daha sonra biz içeri gelmeden mahkeme başlamış heyet karar verecekmiş o esnada yan hâkimlerden biri 'hepsine ağırlaştırılmış müebbet verip mahkemeyi bitirelim' dedi. Ama bizim söz de iyi hâkim hayır dedi, bu haberi aileleri ile paylaşmamız lazım deyip bizleri içeriye çağırdı. Mahkûmlar bu sözlerden artık daha da umutlanmış ve tahliye edileceklerini bekliyordu. Biz içeri girdik ve hâkim başladı konuşmaya, karar açıklandı ve yargılananların birçoğuna 36 yıllık cezalar yağdırıldı. Tabi herkes şok olmuş bir şekilde birbirine bakıp duruyor ve hâkim sinsi sinsi gülüp merak etmeyin bu işin temyiz süresi var artık Yargıtay ne derse o olur."

"Polisin İlk Sorduğu Sorular: Namaz Kılıyor musun? Hangi Camiye Gidiyorsun ?"

Türkiye'de Müslümanlara karşı yapılan zulmün ne İsrail'de ne de Amerika'da uygulandığını ifade eden Ozan, oğlunun yakalandığı sırada polisin oğluna ilk sorduğu soruların i "Namaz kılıyor musun, Hangi camiye gidiyorsun?" olduğunu ifade eden Ozan, " Oğlumun üzerinde yapılan aramada esans görünce bak hele bir de esans kullanıyorsun diye işkenceye götürdüler. Oğluma itirafçılığı dayatarak 4-5 kişinin ismini vermek için işkence yaptılar. Şayet 4-5 kişinin ismini versen seni serbest bırakırız demişler. Oğluma İşkence yaptıklarına dair verdikleri rapor vardır. Bu raporu bizzat doktorun kendisi verdi. Biz mahkemeye sunmak için o raporu istediğimizde kimse bize vermedi. Avukat istedi ona da vermediler yaptığımız araştırmalar neticesinde cezaevi yönetiminin raporu ortadan kaldırdığını tespit ettik. Oğluma yapılan işkencelerden dolayı sol kolu işlevini yapamıyor, iç organlarında sorunlar yaşıyor yani şu an oğlum artık yarım adam olmuş."

"Bunlar yetmezmiş gibi oğlumu şehirden şehre hep sürgün ettiler" şeklinde konuşan baba Ozan, Oğlunun Diyarbakır cezaevinde 5 yıl kaldığını, Mardin de 5 yıl ve şimdi de Erzurum'a gönderdiğini söyleyerek, "Oğlum Diyarbakır da iken her hafta ziyaretine gidiyorduk, Mardin'e sürüldüğünde ayda bir ama Erzurum'a gönderildikten sonra ise 6 ayda bir ancak gidebiliyoruz. Tabi oğlumu Erzurum'a sürgün edilmesi ile biz de cezalandırılmış duruma geldik" diyerek görüş ziyaretlerinin zorluklarını dile getirdi.

Cumhurbaşkanından ve Başbakandan tek istediğinin bu mütedeyyin insanlara yapılan haksızlıkların bir an önce ortadan kaldırması olduğunu söyleyen Ozan yoksa "Ahirette büyük bir vebal altında olusunuz" dedi.

Kur'an Dersi Verdiği İçin İşkenceye Aldılar

Anne Anber ise, dini bütün bir aileden geldiğini ifade ederek, polisin oğluna 9- 10 gün boyunca işkence yaptığını söyledi. Anne Ozan, "Oğlum sadece camiye gidip Kur'an dersi aldığı ve Kur'an dersi verdiği için oğluma elektrik verdiler. Oğlumu cam kırıklarının ve farelerin içine attılar. Gördüğü işkencelerden dolayı oğlumun sol kolu felç oldu. Oğluma bunları yapanları Allah'a havale ediyorum." Erdoğan'ı cezaevi görmüş bir Başbakan olarak gördükleri için genel bir af beklentisi içinde olduklarını sözlerine ekleyen anne Ozan, " Şimdi soruyorum Başbakanın oğlu suçsuz bir şekilde dört duvara atılsa ve bu durumda olsa bunu kabul edecekler mi?" diye sordu.

Anne Ozan, oğlunun diyardan diyara sürgün edildiğini belirterek bundan dolayı kendilerinin de cezalandığını ifade etti. Başbakan Erdoğan'ın 'Dindar Nesil' söylemine de göndermede bulunan anne Ozan, "Oğlum orda cezasını çekiyor biz de dışarıda cezayı çekiyoruz. Bir yandan dindar nesil yetiştireceğiz diyorlar bir yandan da dinini yaşamak isteyen gençleri cezaevine atıyorlar. Oğlum bir karıncayı bile rahatsız edecek biri değildir." (Osman İçli/M. Sait Adiyaman-İLKHA)

Diğer Haberler