Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Kirli Eller İş Başında

Kirli Eller İş Başında

23 Nisan 2012 Pazartesi 09:05
Cizre ve Van'da Cemaate yakın dersanelere saldırı yapılırken, İstanbul'da BDP'ye saldırı olayı gerçekleşti.

BDP'nin Esenyurt İlçe binasına akşam saatlerinde 8 ila 10 kişilik bir grup tarafından silahlı saldırı gerçekleştirildi.

Daha önce de, Şırnak’ın Cizre İlçesi’nde FEM dershanesine silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda dershane bekçisi yaralandı.

Van'da da Şabaniye Mahallesi'nde bir dershanenin açtığı okuma salonuna saldırı yapıldı.

Bu basit ama hedefi büyük üç olayın peşpeşe ve bir biriyle ilgili olarak gerçekleştirğini düşündüğümüzde açıklama gerek bir şey kalmıyor. Biz yine de anlama sorunu yaşayanlar için bir iki cümle ile açıklayalım.

Bu üç olay da sivil hedeflere yapılmıştır, gayrimeşrudur ve fitne amaçlıdır. Cemaatin dersanelerine yapılan saldırıyı PKK yapmış gibi gösterilmektedir. PKK bazen böyle olayları yapmadığı halde üstlenir, bazen de gerçekten böyle eylemleri ya kendi başına ya da başkalarıyla beraber yapar. Ne olursa olsun, böylesi eylemlerin objektif olarak 'terör' eylemleri olduğu aşikardır.

Bu ve benzeri eylemlerin Kürdistan halkına bir faydası da yoktur. Aynı şekilde, BDP İstanbul Esenler teşkilatına yapılan saldırı da fitne amaçlıdır ve sanki bu olayı Cemaat yapmış gibi bir algı oluşturulmak istenmektedir. Bence Cemaatin silahlı kanadı yoktur. Bu ve benzeri olayları Cemaat şimdiye kadar yapmamış, bundan sonra da yapacağını düşünmüyorum. 

Geriye bir ihtimal kalıyor; Cemaat polis teşkilatını kullanarak bunu yapabilir mi? Asla böyle birşey mümkün değildir. Ama MİT veya Polis veya devletin başka kurumları içerisinde fitne işinde mahir odaklar vardır ve onlar bu ve benzeri olayları yapmış, yapmaya da devam edeceklerdir. Maalesef hükümet bu konularda yeterince hassas değildir. Eğer ciddiyetle bu olayların üzerine gidilseydi, benzerleri olmazdı.

Başka bir ihtimal de şudur; Cemaat, KCK ve MİT'in ortak hedefidir. MİT ve KCK da Cemaatin ortak hedefidir. Savaşın bunlar arasında olduğu ileri sürülebilir. Ancak bu çelişki ortaya çıkmadan önce de ve yılardır benzer olaylar oluyor. Demek ki bunların üzerinde bir el vardır ve bu el kirli, derin ve kardeş kavgasını istemektedir. Bir de taraflar arasında güvensizliğin artmasını isteyerek saltanatını sürdürmeye, geri almaya çalışmaktadır.

PKK tabanı ve Kürdler, Kürdistan'ın herhangi bir yerindeki bir şiddet olayını, kime yönelirse yönelsin, kınamalıdır ve asla buna sevinmemelidir. Cemaat veya başkaları da BDP'ye veya başkasına yapılan bir saldırıyı asla musamaha ile karşılamamalıdır ve bunu deşifre etmelidirler.

Her halükarda bu ve benzeri olayların faillerini ortaya çıkarmak ve cezalandırmak hükümetin görevidir ve siyasi sorumluluğu ona aittir. Ne yazık ki algılama sorunu yaşıyan bir içişleri bakanı var, hatta bu oyunlara bilerek, bilmeyerek zemin hazırlayan bir bakan vardır.

Kışkırtıcı dili zaman zaman Erdoğan da kullanmaktadır. Tahrik edilen örgüt ve başka çevrelere mensup taban da böylesi olaylar olunca fazla tepki vermemekte ve normalmiş gibi karşılamaktadır. Asıl tehlike budur. Bunun için Başbakan ve hükümet üyeleri, medya kendi diline dikkat etmelidir. Aynı şey BDP için de geçerlidir. Bu üç olayda can kaybı olmadı ama her zaman böyle şanslı olmayabiliriz. Onun için fitneye karşı dikkatli olmalıyız. Öyle bir fitne ki geldiği zaman sadece suçluları yakmaz, masumlara da dokunur. "Zaten yıllardır bu fitnenin içindeyiz" diyenler de haklıdır. Ama fitnenin irtifa kaybettiğini düşünürsek, tekrar güçlenmesine neden olacak söz, eylem ve hesaplardan uzak durmamız gerekir.

Ali Gülsoy / HABER DİYARBAKIR

Diğer Haberler