Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Kürdistan Milli Hareketi-Azadi İnisiyatifi

Kürdistan Milli Hareketi-Azadi İnisiyatifi

20 Ağustos 2012 Pazartesi 20:06
Hiç şüphesiz Azadi İnisiyatifi öncül kıldığı Kürdistanileşme, özgürleşme bağlamında milli bir harekettir.

İrfan Burulday

Milli (din, dil, toprak, kültür, tarih, etnik, coğrafya vb.) değerlerden beslenen ve ideolojik dünya tasavvuru her ne olursa olsun tüm hareketler birer milli hareket olarak tanımlanırlar. Dolayısıyla egemen istibdata, istilaya karşı mücadele veren/vermeyi hedeflemiş her hareket ister pasif (sivil itaatsizlik) ister silahlı isterse de farklı yöntemler izlesin, kısaca milli-milliyetçi olarak tanımlanırlar. Bir hareketin kendini demokratik, sosyalist, muhafazakâr olarak tanımlaması onu milli bir formun dışına çıkarmaz. Çünkü bu vasıfları taşıyan, taşımaya namzet tüm ulusal hareketler önce millidir sonrası ise demokratik, dini, seküler ve sosyalisttirler.

Demokrasi, sosyalizm, din gibi kavramlar bir hareketin ancak siyasal ve sosyal tercihinin temel yansımalarıdır. Yani İslami bir hareket siyasal, sosyal, politik ve ekonomik varlığını dinsel esaslar üzerinden konumlandırmayı hedeflerken, sosyalist bir hareket ya da liberal bir hareket aynı yöntem ile toplumsal ve fikri tasavvuru doğrultusunda yoğunlaştırma politikası güder.

Egemen istibdat ve işgale son verilmesi durumunda ise tüm bu hareketler, sosyal ve siyasal olarak egemenliklerine, denetimlerine aldıkları topraklarda varlıklarını sürdürme hakkına sahip olmayı elde etmiş olurlar. Ancak bu durumda doğal olarakher ulusal-milli hareket, (sosyalist, İslami, liberal) böylesi bir durumda milliliğini kısmen yitirip siyasal, sosyal ve ekonomik yaşamı çepeçevre dizayn etmede salt bir siyasal harekete (parti vb.) dönüşürler.

Burada amacımız hangi hareketin toplumsal, sosyal, kültürel ve ekonomik bakımdan daha iyi ya da kötü olduğu ayrışmasına gitmek olmadığı için bu konuyu başka bir çalışmamıza bırakalım.  Nitekim bu ayrışmayı ulusal hareketlerin toplumla kuracakları ilişki biçimi ve sosyal, ekonomik sorunlara yönelik getirecekleri projelerin keyfiyeti belirler. Zira öncesinde milli mücadele tandanslı hareketler böyle bir durumda halkın desteğine ihtiyaç duyan sivil hareketlere dönüşürler.

 Bu açıdan, hareketlerin birbirlerine yönelttikleri ve birer baskı aygıtına dönüşen ideolojik görüşleri çatışma ortamına yönlendirmek yerine tamamen rekabet ortamına yönelik olur ve her hareket toplumsal yakınlık için toplumla uyuşma yoluna gider. Böylelikle adına ister demokrasi, ister komünizm ister dini (meşveret) her ne derseniz deyin tüm bu hareketlerin ortak alanı seçilmişlerden oluşacak (etnik farklılıklar da) olsa, ya ulusal meclis ya da milletin meclisi diye tanımlanmış olacaktır. Kürt/Kürdistan için bu belki de henüz erkendir, Ama bu süreçte tüm ulusal-milli hareketler bu yöne bir adım atmak zorundadırlar. Kısacası, Kürdistan adına hangi milli hareketin toplumsal zemin ile kaynaşarak öne çıkacağını şimdiden kestirmek zordur.

Asıl konumuza dönersek; bu çalışmamızın başlığı her ne kadar Azadi İnisiyatifi ile ilişkiliyse de bu bağlamda toplumsal destekli tüm milli hareketleri de kapsamaktadır. Azadi’nin hangi dinamiklerden beslendiği konusuna gelince: Kuşkusuz Azadi İnisiyatifi’ni milli bir hareket kavramsalına mündemiç kılan salt İslami söylemi değil, aynı zamanda Kürdi normları kendine ölçüt alması ve bu ölçütlerin tarihsel nosyonlarla örtüşmesidir. Nitekim milli bir hareket, içinde taşıdığı farklı düşüncelerle boy gösterir. Örneğin Ağrı ve Şeyh Said Hareketi, içinde barındırdığı farklı düşünsel ve ideolojik farklılıklara rağmen, Kürdistan devletini öncelemiş milli bir kurtuluş hareketidir. Dolayısıyla tarihi Azadi Hareketi’ni belirgin kılan neden,  milli mücadele sonrası temel paradigması olan istibdata, işgale ve yönetimsizliğe son vererek bağımsızlığın hedef alınmasıydı. Çünkü ulusal-milli hareketler eğer kendi kendini yönetecek bir devlet formuna ihtiyaç duymuyorsa milli bir hareket olarak tanımlanamazlar.Bu durumda Azadi İnisiyatifi’nin varlık müsebbibi olan ve zorunlu bir söylem olarak öne çıkardığı İslamilik sadece hareketin sosyal, siyasal evren tasavvuruna yönelik bir saptamadır.

Dolayısıyla Azadi İnisiyatifi Kürtlerin kendi kendilerini yönetebilecekleri bir devlet formunu öncelediğini yaptığı açıklamalarla basına ve Kürt milletine deklere etmiştir. Öyleyse Azadi İnisiyatifi ve hatta diğer İslami, sosyalist Kürt hareketlerinin İslamilik, sosyalistlik, liberallik vurgusu sözkonusu hareketleri milli Kürt hareketi ifadesinden koparmaz, aksine bütünleştirir.  Nitekim Azadi İnisiyatifi’nin Kürdistan’da millileşmeyi ve milli bir mücadeleyi esas aldığına ilişkin bir çalışma kaleme almıştık.

Gerek Azadi İnisiyatifi gerekse de diğer milli hareketlerin egemen istibdatçı düzenin demokratikleştirilmesi gibi bir söylem doğrultusunda hareket etme olasılığı, milli mücadeleyi öne çıkaran bir gerçekliği mahveder. Nitekim tüm milli mücadeleler toprak endeksli ve bu topraklarda kendi egemen düzeninin kurulmasına yöneliktir. Kendi kendini yönetmeyi talep etmeyen bir hareket ne millidir ne de ulusal meselelerin çözüme kavuşturulması karşısında muhataplık hakkına sahiptir.

Hiç şüphesiz Azadi İnisiyatifi öncül kıldığı Kürdistanileşme, özgürleşme bağlamında milli bir harekettir. Peki Azadi İnisiyatifi’nin İslami söylem (dini söylemin milli söylem ile çelişmediğini, aksine İslami söylemin milli bir söylem üzerinden nevşu-nema bulacağı gayet açıktır) biçimiyle Kürdi bir tasavvur geliştirmesi mümkün mü? Eğer Azadi, milli bir hareket olduğunu ve Kürdistan’da millileşmeyi hatta bağımsız bir Kürt devleti istediğini açıkça beyan ediyorsa bu söylemin Kürdi bir söylem ile çelişmeyeceğini ve hatta Kürdistanileşmeye önemli bir katkı sunabileceğini söyleyebilirim.

Yukarıda önemle belirttiğimiz gibi hareketlerin dinsel, ideolojik ve yönetim biçimi üzerinden geliştirdikleri algı sadece toplumsal ve dünyevi yaşama şekline yöneliktir. Bu da toplumsal çoğunlukla elde edilebilecek bir siyasal gelişmedir. Bugün milli devletini kurmuş toplumlarda bu taleplerin partisel bir dille ya da seçimle ifadelendirildiğini görüyoruz. Örneğin İslami parti, sosyalist parti, liberal parti vb. Diğer bir deyişle milli-ulusal hareketler için bu vasıflar yalnızca hareketlerin sosyal, siyasal örgütlenme biçimini yansıtan şeylerdir.

Diğer Haberler