Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Kürdleri İmha Aracı Olarak Kürtaj ve Doğum Kontrolü (1)

Kürdleri İmha Aracı Olarak Kürtaj ve Doğum Kontrolü (1)

13 Haziran 2012 Çarşamba 11:30
Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) Aralık 1996'daki raporuna göre Kürt nüfusunun toplam nüfusa oranı 2025'de %50'nin üzerine çıkma eğilimindedir.

Kürdleri İmha Aracı Olarak Kullanılan Kürtaj ve Doğum Kontrolü (1)

Bu yazıda kürtajın doğru veya yanlışlığından çok sistemin, resmi ve gayri resmi yapıları devreye sokarak kürtajı Kurdlere karşı bir imha aracı olarak kullandığını ele alacağım.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “Kürtaj cinayettir” sözünden sonra kopan, daha doğrusu belirli bir merkez tarafından fırtına dinmeden esmeye devam ediyor. Erdoğan, kürtaj ve doğum kontrolünü yeni eleştirmiyor, Mayıs 2011’de Sincan’da yaptığı bir konuşmada CHP zihniyetinin yıllarca doğum kontrolünü teşvik ettiğini söylemiş “Batı şu anda çöküyor. Nüfusu yaşlandığı için. Sakın bu oyuna gelmeyin” diyerek halkı ikaz etmişti (1)

Baran Tuncer’in (bu isim yazının akışı içinde tekrar karşımıza çıkacaktır) Radikal’de çıkan 16 Mart 2008 tarih ve “Başbakan ne söylemek istedi?” başlıklı yazısından (2)., Erdoğan’ın, “aile planlaması” alanında çalışanları “neslimizi kurutmaya çalışanlar” ve “milletimize tuzak hazırlayanlar” olarak gördüğünü anlıyoruz. Hatta, Başbakan’ın 2000’lerin başlarında kürtajcıları/doğum kontrolcüleri vatana ihanet eden kişiler olarak ilan ettiğini bu yazıdan öğreniyoruz.

Başbakan’ın son dönemdeki kürtaj hakkındaki sözlerine islami kesim dahil her taraftan olumlu ve olumsuz birçok tepki var. En sert tepki, beklendiği gibi, kürtajın birinci dereceden savunucusu CHP’den geldi. CHP’li kadınlar “Tayyip elini bedenimden çek” pankartıyla meydanlara indiler. En sıradışı cevap, evli ve iki çocuk annesi olan CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’dan geldi: “...özetle diyorum ki Başbakan ‘vajina’ bekçiliğini bıraksın” (3).  

Aylin Hanım, doğum kontrolü ve kürtaj konusunda Türkiye’de epey emeği olan Koç Holding’de iş hayatına başlayan biri. “Koç’ların CHP’ye hediyesi” diyebiliriz. Sıradışı tepkisini, geçmişte ekmeğini yediği Koç’lara olan aşırı bağlılığına bağlayabiliriz belki. “En iyi vajina bekçiliğini eski patronlarım yapıyor; o görevi başkasına kaptırmayız!” demek istiyor büyük ihtimalle.

Kürtajın en kolay şekilde gerçekleşmesi için uzun süreden beri çok hararetli bir mücadele veren ve bu yolda oluk oluk para sarfetmekten kaçmayanların başında Koç’lar gelir. Hatta denebilir ki, bir çocuğun dünyaya gelmemesi için harcadıkları para, bir şekilde dünyaya gelmeyi başarmış bin çocuğun bir yıllık masrafını karşılayabilir. Belki daha fazlasını!

Nüfusun artmasına neden karşıdır Koç’lar? Nüfus artsa, daha çok mal satacaklar oysa. “Yerli malı yiyelim” sloganıyla mallarının satışlarını artırabilirler; “yerli arabaya binelim” sloganıyla yağ tenekelerinden ve hayvanlardan artma samandan yapılma “yerli” arabalarını bile artan nüfusa pekala sokuşturabilirlerdi!

Tabi, madalyonun bir de öbür tarafı var: artacak her nüfusu, kendi hakları olarak gördükleri milli gelirden pay çalacak “hırsızlar” olarak görüyorlar muhtemelen; onları asıl korkutan ve nüfus planlamasında öncülük etmeye iten, diğer bir ifadeyle “doğmadan öldürmeye” sevkeden budur herhalde.

1985 yılında Vehbi Koç’un önderliğinde, aralarında Aydın Doğan, Bülen Eczacıbaşı, TÜSiAD eski başkanlarından Erkut Yücaoğlu gibi bir grup iş adamları; İhsan Doğramacı, Sait Kemal Mimaroğlu, Baran Tuncer (evet, karşımızda) gibi akademisyenler; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu gibi iş ve işveren kuruluşları temsilcileri tarafından kurulan Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı (TAPV) (4), kurulduğu yıldan bu yana nüfusu frenlemek için hiçbir masraftan kaçınmaksızın büyük gayretler sarfediyor.

Vakfın mevcut Başkanı Caroline Koç, Başkan Vekili Baran Tuncer (evet, gene karşımızda). Vakfın Yönetim Kurulu Üyeleri arasında Cumhuriyet gazetesi yazarı Zeynep Göğüş ve 1992 Askeri Sura’sında 2. Ordu Komutanlığına getirilen Org. Necati İkizoğlu (emekli)  var (5) (bu isim yazının akışı içinde tekrar karşımıza çıkacaktır). Vakfın bağışçıları arasında Tüpraş, Ağaoğlu, Opet, Eczacıbaşı, Vehbi Koç Vakfı, Aydın Doğan Vakfı, Borusan Holding, Aygaz, Ömer Sabancı, Erkut Soyak gibi işadamı ve vakıflar var (6).

Vakfın bünyesinde bulunup ilaç ve tıbbi malzeme alanında faaliyet gösteren Eczacıbaşı, Abdi İbrahim, Koç ve diğer grupların Türkiye piyasasında satılmakta olan doğum kontrolü ile ilgili ilaç ve malzeme üretimi yapıp yapmadıkları merak ediliyor. Vakfın önemli isimlerinden olan kürtaj uzmanı ve aynı zamanda Cumhuriyet gazetesi yazarı Dr. Selçuk Erez’in bugüne kadar kaç kürtaj gerçekleştirdiği ve karşılığında ne kadar para kazandığı da merak konusu (kazandığı kendisine; bize, samimiyet testi için gerekli olan bilgi lazım).

Terör Bahanesiyle Kürdistan’da Yatırım Yapmaktan Kaçanlar Kürdistan’ın en Ücra Köylerine Prezervatif ve Doğum Kontrol Hapları Taşıyorlar

Hazır merak depresmisken bir konu daha: kürtajı savunan “Krala Rağmen Kürtaj” başlıklı yazısını “En sınır bozucu olan ise kadınları ilgilendiren bir konuda erkeklerin karar almaya kalkmaları” ifadesiyle bitiren Cumhuriyet yazarı Zeynep Görüş, üyesi olduğu TAPV’nin ilk kuruluş aşamasında yer alan 26 şahıs arasında (erkek egemen sendikaları bir kenara bırakıyorum) kaç kadının yer aldığını biliyor mu? (7)

TAPV'ın, Türkiye genelinde faaliyet göstermekle birlikte Kürdistan ile daha yakından ilgilendiği gözden kaçmıyor. Mesela, “Güneydoğu'da Aile Sağlığını Geliştirme Çalışmaları” bölümü altında aile planlaması ve danışmanlık konularında hizmet verdiği yerlerin hemen hemen hepsinin Kürdistan’daki şehirler olması dikkat çekici: Ka-Mer Diyarbakır, Ka-Mer Bingöl, Kadmer Mardin, K.D.M. Batman... (8). Vakfın ayrıca Şırnak Üreme Sağlığı Eğitimleri ve Batman Sağlık Hizmet Birimlerine Destek Çalışmaları mevcut.

“Terör var, gidemiyoruz” bahanesiyle Kürdistan’ın şehirlerine bile yatırım yapmaktan kaçanlar, senelerdir Kürd nüfusunu baltalamak için terör merör dinlemeden Kürdistan’ın en ücra köylerine katır sırtında prezervatif ve doğum kontrol hapları taşıdılar/taşıyorlar. Kürdleri çok sevdikleri için mi bütün bu gayret? Kürd nüfusundan ciddi derecede rahatsız olan darbecilerle (daha doğrusu Derin Devlet'le) herhangi bir alakası var mı gayretlerinin?

Eski Koç çalışanı Nazlıaka’ya ilaveten bir diğer tepki de (birçok tepki geldi elbet, nümune olarak sunuyorum) CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Deniz Pınar Atılgan’dan: “Bu beyanlar bireysel özgürlüklerimize diktatörce müdahale etmenin çok açık bir göstergesidir” (9).

CHP’nin doğum kontrolünün bir versiyonu olan kürtaja karşı olması anlaşılır bir durum. Çok partili sistemin hayatımıza girdiği 1950’lerden bu yana tek başına iktidar olamamanın sebep olduğu psikolojik durumdan dolayı paranoyaklaşan CHP, doğacak her çocuğu kendi dışındaki siyasi partilere yazılan bir seçmen olarak görüyor. Zaten olmayan iktidar ümitleri daha da berbat oluyor.

CHP’nin beyanatlarını dinledikten sonra genelde gözlerim ve kulaklarım BDP’lileri arıyor “bakalım onlar ne diyecekler” diye. CHP’yi kelimesi kelimesine taklit ederek, sağolsunlar, beni hiç hayal kırıklığına uğratmıyorlar. BDP Kadın Meclisi Sözcüsü Kibriye Evren kürtajın kadın mücadelesinin sonucunda kazanılmış bir hak olduğunu, kadınların kendi bedenleri üzerindeki iradesini ifade ettiğini söyledikten sonra “Başbakan kadının bedeninden elini çeksin!” çağrısında bulunmuş (10).

Kürtaj konusundaki söylem ve eylemlerine bakınca, BDP’li kadınların CHP’li kadınların kötü birer kopyası olduğu rahatlıkla görülebilir. Sayın Evren, Basbakan’a laf atmakta kendisince haklı, bazı söylemlerine ben de hak veriyorum, ama dağda kaç Kürd bayanın “duygusal çizgisini ihlal” gerekçesiyle “yoz ilişki kanunu” gereği infaz edildiğini de araştırsa keşke. Yolları Abdullah Öcalan’ın Şam’daki “Yoğunlaştırma Evi”nden geçip Öcalan’ın “özgürleştirme” vaadlerini kabul etmedikleri için veya zorla “özgürleştirildikten” sonra bizzat Öcalan’ın emriyle infaz edilen Kürd kadınlarının sayısını da araştırsın bir zahmet.

BDP’lilerin de, tıpkı CHP’liler gibi, kürtaja karşı oluşlarını anlıyorum, çünkü çoğu, Kemalist Öcalan’ın fikirleriyle geçirmiş ömürlerini. Öcalan, Şeyh Said’le başlayan ve Dersim’de had safhaya ulaşan devletin Kürdlere yönelik katliamlarını “iç infazlar” yöntemiyle devam ettiren devletin özel görevlisidir. Sadece iç infazlarla yetinmeyip, Kürdlerin evlenmesini yasaklayarak, yani evlilik kurumunu tahrip ederek (kendisi bu tür yasaklardan muaf elbet) Kürd nüfusunu baltalamayı bir “hizmet” olarak gören ve bu hizmeti hakkıyla yerine getiren birisidir Öcalan.

Bir Kısım İşadamı, Politikacı ve Darbecinin Kürtaja Karşı Her Zaman Özel İlgisi Vardır

Türkiye’de nüfus planlaması ilk olarak 27 Mayıs darbesinden sonra gündeme geldi. Darbecilerin 30 Eylül 1960’da anayasal bir kurum olarak kurdukları Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) Ocak 1963’te yayınladığı Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın “Yeni Nüfus Politikası” başlıklı bölümünde (s. 73) doğum kontrolü hakkında yeni hedefler mevcuttur (11).

Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’ndaki nüfus plânlaması ile ilgili şu tespitlere dikkatinizi çekmek istiyorum: “Türkiye'nin yakın geçmişinde nüfus artış hızı yüzde 3 gibi pek yüksek bir seviyeye yaklaşmıştır. Bu yüksek nüfus artışı hızının sebebi hem kaba doğum oranlarının yükselmesi, hem de ölüm oranlarındaki hızlı azalmadır, ölüm oranlarındaki azalış özellikle en geç yaş gruplarında önemli olmakla beraber yaşlıların ölüm oranlarında da azalma görülmektedir.

Ölüm oranlarındaki hızlı azalma”ya yapılan özel vurgu sizin de dikkatinizi çekmiştir umarım. Bu vurgu, istisnasız her darbe öncesi ve sonrasında planlı olarak bizzat devlet eliyle işlenen cinayetlerin “nufus planlaması” gereği işlendiğini akla getiriyor.

Bu tespitlerden sonra aşağıdaki önlemler öngörülüyor (sadece bir kısmı buraya alındı): “...Bugünkü politikanın nüfus plânlamasını yasaklıyan yönü hemen değiştirilecektir. Bu hem nüfus artış hızının biraz yavaşlamasını hem de çocuk nüfus oranının küçülmesini sağlıyacaktır... Gebelik önlemekte kulanılan araç ve ilâçların ithal ve satışını yasaklıyan kanun hükümleri kaldırılacaktır... Sağlık hizmetlerinde çalışan personele nüfus planlamasıyla ilgili olarak gereken bilgiler verilecektir. Bu, hem İlgili okul ve kurslarda bu konuda yeni dersler konularak, hem de normal okul ve kurs safhasını geçirmiş personeli yeniden kurslara çağırarak yapılacaktır... Bu kimseler gerekli bilgiyi ve parasız dağıtım söz konusu olduğu hallerde malzemeyi istiyenlere vermekle ödevli olacaktır... Gerekli araç ve ilâçların ucuza ithali, yurt içinde imali ve muhtaç olanlara parasız dağıtılması imkânları araştırılacaktır.”

Süleyman Demirel’in Başbakan olduğu 1965’te “nüfus planlaması kanunu” çıkartıldı. 12 Eylül darbesinin ardından da kürtaja izin verilmesi sağlandı. Hasan Celal Güzel’e göre 12 Eylül Cuntası, ABD’nin emriyle doğum kontrolünü hükümet programına koymuş (12). Belki 27 Mayıs Darbesi’nden sonraki nüfus planlaması da ABD’nin baskısıyla kabul edilmiştir; hatta, belki Vehbi Koc’un TAPV da ABD’nin emri ve 12 Eylül cuntasının teşviğiyle kuruldu, kim bilir! Koç’ların maddi ve manevi desteğini her zaman arkalarında hisseden kürtajcı ulusalcılar ne diyecek bu ise, merak ediyorum.

Darbecilerin Hedefi Kürdlerin Soyunu Kürtajla Kurutmaktır

İstisnasız her darbeden sonra Kürdlerin sistematik toplu zulümlere, sürgünlere, katliamlara tabi tutulduğu bir gerçektir. Darbecilerin, kürtaj planlarını özellikle Kürdler için düşündüklerini söylemek kimisine uçuk gelebilir belki ama bunu doğrulayan çok yakın geçmişten kalma somut bilgiler var. Mesela, Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) Aralık 1996'daki raporuna göre Kürt nüfusunun toplam nüfusa oranı 2010 yılında toplam nüfusun %40'na, 2025'de %50'nin üzerine çıkma eğilimindedir. Kurd nüfusun azaltılması, doğum kontrol yöntemlerinin anlatılması gibi önlemler düşünülmüştür (13)!

Devam edecek… 

Cevdet Akbay  (nasname.com)

Diğer Haberler