Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Kürt Konferansı: Müzakere mümkün, irade gerekiyor!

Kürt Konferansı: Müzakere mümkün, irade gerekiyor!

05 Aralık 2012 Çarşamba 19:30
Avrupa Parlamentosu’nda 9. Uluslararası Kürt Konferansında Kürt sorununda diyalog ve müzakere vurgusu ile başladı.

Avrupa Parlamentosu’nda 9. Uluslararası Kürt Konferansında Kürt sorununda diyalog ve müzakere vurgusu ile başladı. Konferansın organizatörlerinden Avrupa Birliği Türkiye Sivil Komisyonu’nun (EUTCC) Başkanı Kariane Westrheim, “Müzakere her yerde mümkün ama diyalog iradesinin olması gerekiyor” dedi. Leyla Zana AB’yi Kürtlere yaklaşımını “netleştirmeye” çağırırken, Helene Flautre, Öcalan’ın siyasi rolünü oynamasının koşullarının oluşturulmasını istedi.

Avrupa Parlamentosu (AP) bu yıl 9. Kürt Konferansı’na kapılarını açtı. Konferans, Güney Afrikalı Başpiskopos ve Nobel Barış Ödülü Sahibi Emeritus Desmond Tutu, Dr. Şirin Ebadi, Bianca Jagger, Profesör Noam Chomsky, Yazar Yaşar Kemal, Yazar Vedat Türkali ve Leyla Zana’nın hamiliğinde yapıyor. Bunlardan Leyla Zana konferansın açılışında hazır bulundu.

Konferansın açılış konuşmalarını Avrupa Birliği Türkiye Sivil Komisyonu (EUTCC) Başkanı Kariane Westrheim ve AP Sol Grup Milletvekili Gabi Zimmer, Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana ile AP Türkiye Karma Parlamento Eşbaşkanı Helene Flautre yaptı.

WESTRHEIM: DİYALOG İRADESİ GEREKİYOR

Konferansta eş zamanlı olarak Türkçe, İngilizce, Almanca, İspanyolca ve Flamanca dillerinde çeviri yapıldı. Avrupa Birliği Türkiye Sivil Komisyonu (EUTCC) Başkanı Kariane Westrheim açılış konuşmasında Kürtçe çeviri eksikliğine dikkat çekerek, Kürtçenin dünyada en fazla baskı altında olan dillerden biri olduğunu kaydetti. Westrheim, “Kürtçe çeviri olmamasından ötürü üzüntü duyuyoruz” dedi.

FARC ile Kolombiya hükümeti arasındaki müzakerelere işaret eden Westrheim, “Müzakere her yerde mümkün ama diyalog iradesinin olması gerekiyor” vurgusunu yaptı.

Westrheim, “Türkiye içinde barışın düşmanları olduğu gibi dostları var, Türk hükümeti içinde de müzakere yanlısı olanlar var, diyalog ve barışı istememiz gerekiyor. Bu tek başına yetmiyor, cesur olmak gerekiyor. Diyalog ve müzakere önündeki engellerin kalkması gerekiyor. Avrupa Birliği’nin de Kürt sorunu ile ilgili çok daha cesur olması gerekiyor” şeklinde konuştu.

Westrheim, Fransa’da tutuklu KNK üyesi Adem Uzun ile ilgili de yarın bir açıklamada bulunacaklarını söyledi.

ZIMMER: AB FONLARI YOKSUL BÖLGELERE VERİLMİYOR

AP Sol Grup Milletvekili Gabi Zimmer, Almanca yaptığı konuşmada CHP ve AKP’li vekillerin toplantıya katılmadığına dikkat çekerek, “katılmamalarından ötürü üzgünüz. Bundan sonra katılmalarını umuyoruz” diye belirtti. “Bu toplantıya katılmak için cesur olmalıyız” ifadesini kullanan Zimmer, Türkiye’deki tutuklama ve gözaltılara dikkat çekti ve bu açıdan “Türkiye’nin AB’ye üyeliği açısından bir sorun yaşayacağız” dedi.

Zimmer, “Bu şartlarda bu mümkün olmayacaktır. Türkiye’de belli şartlar yerine getirilirse bu mümkün olabilir” diye ekledi.

AP eski parlamenteri Feleknas Uca’nın Türkiye’de gözaltına alınması ve Türkiye’ye girişinin yasaklanmasını hatırlatan Zimmer, “İlk Kürt kökenli milletvekili olarak bizim parti grubumuzun üyesiydi. Türk makamları Feleknas Uca’ya karşı çok kötü bir davranışta bulundu. Türkiye’de açlık grevinde yapan tutuklularla dayanışmada bulunduğu sırada Ankara’da gözaltına alındı” deid.

AP başkanı hızlı bir şekilde girişimde bulunduğu ve Uca’nın serbest bırakılmasını sağladığını ifade eden Zimmer, “ Eski milletvekilinin durumu sıradan vatandaştan daha imtiyazlı olabilir. Ama biz herkesin yanında olacağız. Sol grup olarak biz adil bir dünya düzeni istiyoruz” şeklinde konuştu.

Zimmer şöyle dedi: “Türkiye’nin durumu ekonomik açıdan durumu iyi görünüyor ama sendikacıların grev hakkını kullanamıyor olmaları, adil ücret için greve gidemiyorlarsa bunu kabul edemeyiz.”

Türkiye’ye giden AB fonlarının yoksul alanlara verilmediği eleştirisinde bulunan Zimmer, bunun kabul edilemez olduğunu kaydetti.

ZANA: AB KÜRTLERE YAKLAŞIMINI NETLEŞTİRMELİ

Bağımsız milletvekili ve AP Sakharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü sahibi Leyla Zana, konuşmasına “İlk defa divanda dört kadın oturuyor. Her sene Kürtçe başlıyorduk. Bu sene dostlarımızın talebi oldu. Kriz çıkmasın dediler. Kriz çıkarmak için değil, bu kez krizleri çözmek için buradayız” ifadeleriyle konuşmasına başladı.

AB’ye Nobel Barış Ödülü verildiğine işaret eden Zana, “Bu sene Nobel barış ödülünü alan AB’yi tebrik ediyorum. Bu ödül onun ekonomik birlik kadar bir barış projesi olduğunu da gösteriyor” diye belirtti.

Dünyanın birçok yerinde yaşanan savaş ve yoksulluk gibi sorunlara değinen Zana, sorunların çözümünde AB’nin rolüne işaret ederek “Avrupa’nın da dünyanın Kürtlere karşı tutumunu netleştirmesi gerekiyor” dedi.

Kürt halkının özgürlük çağrısının AB tarafından görülmesi gerektiğini vurgulayan Zana, “Kürtler bugün tarihsel bir eşikten geçiyorlar” diyerek Güney Kürdistan, Batı Kürdistan, Doğu Kürdistan ve Kuzey Kürdistan’ın durumunu anlattı.

“Kuzey Kürdistan Kürtleri Türkiye demokratikleşmesinin en önemli faktörü” diyen Zana, tüm parçalardaki Kürtlerin birbirlerinden kopuk olmadığını ifade etti. Zana, “Kürtler birinden kopuk bir halk olmadığını bütün dünyaya gösteriyor” şeklinde sözlerini sürdürerek, Kürtlerin yaşadıkları ülkelerde devletin zalim yüzü ve otoriterlere karşı mücadele ettiğini söyledi.

KÜRTLER İÇİN ARTIK SÖZ VE SÖYLEM YETMİYOR

Türkiye’deki Kürt sorunu konusunda “Türkiye’nin Kürt meselesi ile sınavı 100 yıllık ezberini bozamamıştır” ifadelerini kullanan Zana, devletin yaklaşımının “Yaptım oldu, mantığı ile alt yapısı olmayan düzenlemelerden ibaret” olduğunu dile getirdi.

Kürt hareketi üzerindeki polis ve yargı baskısının giderek arttığını anlatan Zana, PKK ile başlatılan diyalog zemini sürdürülemediği ve PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin devam ettiğini belirti. Yine Kürt çocuklarının öldürülmesi ve Roboski katliamı davasının üstünün örtülmesine değinen Zana, Kürt vekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması tehdidini de hatırlattı.

“Barış çok zahmetli bir iştir, bu işin olmazsa olmaz koşullarından biri güven ortamının oluşturulmasıdır” diyen Zana, artık Kürtlerin “söz ve söylemle” yetinmediğini vurguladı. Zana, bir adım ileri iki adım geri atarak sorunun çözümü yönünde bir gelişme yaşanmadığını ifade ederek, “Samimi ve somut adımlara ihtiyaç var” dedi ve Türk hükümetinden diyalog ve müzakere ile sorunun çözümüne yönelik tüm tarafların katılımı ile somut bir öneri ortaya koymasını istedi.

İktidarı sınırlandıracak, demokratik bir anayasada ısrarcı olduklarını söyleyen Zana, yeni Anayasa yapım sürecine değinirken, tıkanan sistemi açacak, topluma nefes aldıracak, demokratik hamlelerden bahsedilmediğinin altını çizdi. Zana, yeni anayasa yapılırken bile yüzde 10’luk seçim barajının düşürülmesi, siyasi partiler kanununun değişmesinin gündemde olmadığını söyledi.

Rejimin karakteri olarak devletçilik ve milliyetçilikten vazgeçmediği için çözüm geliştiremediğini vurgulayan Zana, her şeyden önce Kürtlerle birlikte bir gelecek isteniyorsa, kısa orta ve uzun vadeli projeler ortaya konulması gerektiğini kaydetti.

ÖCALAN’SIZ BARIŞ OLMAZ

“21. Yüzyılda Kürt halkı mutlaka bir statüye sahip olmalı” vurgusu ile sözlerini sürdüren Zana, artık “Savaş ve terör kavramları yerine barış ve müzakere kavramlarına geçilmeli” dedi.

Zana önerilerini sıralarken, “Kürt siyasetçilerine yöneliş polis ve yargı baskına son verilmeli, “Siyasi bir af gündeme alınmalı”, “Devlet çözüm sürecinde kafa karıştırıcı stratejik hamlelerden vazgeçmeli” diye konuştu.

Kürt meselesinde genel stratejinin Öcalan ile, silah meselesinin PKK ile, Anayasa ve diğer demokratik sorunları BDP konuşulması gerektiğini belirten Zana, “Öcalan’ın çözüm sürecine etkin biçimde katılımı sağlanmalı. Öcalan’sız savaş oluyor ama barış olamıyor” diye vurguladı.

Zana Avrupa Birliği’ne de çağrıda bulunarak, “AB daha aktif rol oynamalı” diyerek Türkiye açısından Kürt meselesi ‘reçete dönemi’nin sona erdiğini dile getirdi. Zana, “Aktörler bellidir” diyerek Kürt sorununun üzerine asfalt dökerek çözülemeyeceğini kaydetti.

FLAUTRE: KÜRT MUHATAPLAR KRİMİNALİZE EDİLEREK DİYALOG YOLU AÇILMAZ

AP Türkiye Karma Parlamento Eşbaşkanı Helene Flautre, yaptığı görüşmelerde Türkiye’den bölgede “bir esin kaynağı” olarak bahsedildiğine işaret ederek, Türkiye’nin bunu sürdürebilmesi için “iç zorunluluklarına, Kürt meselesindeki zorunluluklarına cevap olması” gerektiğini belirtti.

Sigara üzerinde yazan “sağlığa zararlıdır” uyarısını hatırlatan Flautre, “Kürt sorununun çözülmemesi Türkiye demokrasisinin sağlığına ağır zarar veriyor” dedi.

Bugün başta Suriye olmak üzere bölgedeki altüst oluşun bir fırsat olduğunu dile getiren Flautre, “Bu bölgesel durum, tarihi bir fırsat sunuyor. Bu aynı zamanda zorunlulukların yerine getirilmesi çağrısıdır” şeklinde konuştu.

Türkiye’de bugün demokratik süreçte, özgürlükler konusunda bir gerileme olduğunu ve yoğun baskı uygulandığını anlatan Flautre, Kürtlerin temsilcileri kriminalize edilerek, hapse atılarak “diyalog yolunun açılmasının mümkün olmadığını” kaydetti.

“Kürt muhatapları kriminalize ederek diyalog yolu açılmaz” diyen Flautre, “Tartışmalarda bulunmak ve diyalogun açılması için farklılıkları tanımak gerekiyor” diye belirtti. Bu konuda bir “tanıma eksikliği” olduğunu ifade eden Flautre, artan çatışmalara da değinerek mevcut durumu “hastalıklı bir oyun” olarak tanımladı. “Bu hastalıklı oyunu aşmak gerekiyor” diyen Flautre, Türkiye’deki patilerde aşırı milliyetçi zihniyetler olduğuna dikkat çekti.

Flautre, ““Mutlaka diyalog partizanları, diyalog yanlıları sorumluluklarına sahip çıkmalı” çağrısında bulunurken, Öcalan ile İmralı’da görüşme talebinde bulunduğunu hatırlattı.

Flautre, “Öcalan ile görüşme talebinde bulundum. Ben bunu isterken ne söylemek istiyorum. Ben her şeyden önce onun tecridine son verilmesini destekliyorum” ifadelerini kullandı. Öcalan’ın tek bir mesajı ile açlık grevine son verdiğini hatırlatan Flautre, “Öcalan’ın siyasi rolünü oynamasının yolunu açılmasını” istedi. Flautre, “Diyalog için en azından iki kişi olmalı, tek başına siyasi diyalog olmaz” diyerek Türk devletinin tavrına tepki gösterdi.

Flautre, AB’yi de bu diyaloga ve Türkiye’nin demokratikleşme sürecine tüm gücüyle destek verememesinden ötürü eleştirdi. (anf)

Diğer Haberler