Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Kuzey, Rojava halkını ne pahasına olursa olsun savunacaktır!

Kuzey, Rojava halkını ne pahasına olursa olsun savunacaktır!

26 Ocak 2013 Cumartesi 17:30
Mardin’in Nusaybin ilçesinde DTK Kadın Meclisi ve bileşenleri tarafından "Rojava'dan doğan güneş halkları özgürleştirecek" şiarıyla miting düzenlendi. Mittani Kültür Merkezi bahçesinde gerçekleştirilen mitinge 10 bin kişi katıldı.

Mardin’in Nusaybin ilçesinde düzenlenen mitingde konuşan DTK Eş Genel Başkanı Aysel Tuğluk, Türk devletinin Batı Kürdistan’a çeteler aracılığıyla müdahalede bulunduğunu belirterek, “Rojava halkı yalnız değildir. Kuzey Kürdistan’daki Kürtler Rojava’dakilere sahip çıkacak, ne pahasına olursa olsun savunacaklardır” dedi.

Mardin’in Nusaybin ilçesinde DTK Kadın Meclisi ve bileşenleri tarafından "Rojava'dan doğan güneş halkları özgürleştirecek" şiarıyla miting düzenlendi. Mittani Kültür Merkezi bahçesinde gerçekleştirilen mitinge 10 bin kişi katıldı.

Mitanni Kültür Merkezi'nin penceresinden PKK bayrağı ve Abdullah Öcalan'ın posterinin sarkıtıldığı miting özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşunun ardından konuşmalarla başladı. Mitingde Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökay yaptığı konuşmada, Paris’te katledilen 3 Kürt kadın siyasetçiyi andı. Rojava halkı üzerindeki ambargonun kaldırılmasını isteyen Gökay, “Nusaybin ve Qamışli’nin kaderi ayrıştırılamaz” dedi.

BDP Mardin İl Eş Başkanı Sihem Elverenalp ise, ambargo altında tutulan Rojava halkını selamlayarak sözlerine başladı. “Bizler yek vücut olduğumuz sürece dikkate alınırız, bizimle barışmaya mecbur kalırlar” diyen Elverenalp, ambargonun kaldırılmasını istediği konuşmasını Türkiye halklarına “Yüreğimizi birleştirelim, kardeş halklara sahip çıkalım” diye seslenerek tamamladı.

Elveren'in ardından Rojava’dan Nusaybin’e göç eden bir grup kadın sahneye çıktı. Kadınlar adına konuşan Leyla Yusuf, artık savaş istemediklerini ve barış istediklerini dile getirerek, "Şehitlerimizin kanıyla sınırları kaldıracağız. Artık aramızda sınır istemiyoruz" dedi.

‘KÜRTLERİN YÜREĞİNDE KORKU KALMAMIŞTIR’

Ardından konuşan BDP Batman Milletvekilli Ayla Akat, Kürtçe yaptığı konuşmada Afrin, Qamişlo ve Serêkaniyê ile dayanışmak amacıyla alanlarda olduklarını söyledi.

"Rojava'daki halk diyor ki; Esed ya da kim geliyorsa gelsin; ama demokrat olsun. Kim demokratım diyorsa, demokratik yaşamdan yanaysa onlarla birlikte olacağız. Ama zulmedenlere karşı da direnmeye devam edeceğiz" diyen Akat, şöyle devam etti: "Herkes bilsin ki Kürt halkının yüreğinde Allah korkusundan başka korku kalmamıştır. Yılladır olduğu gibi bundan sonra da baskı ve zulmü kabul etmeyeceğiz. Rojava'daki özgürlük dört parça Kürdistan'ın özgürlüğüdür. Birlikteliğimizi bundan sonra daha da güçlendirmeliyiz. Tüm Avrupa ülkeleri ile özellikle Türkiye'ye Rojava halkının yalnız olmadığını göstermeliyiz. Rojava'nın özgürlüğü, Nusaybin'in özgürlüğüdür. Sonuna kadar önderliğimizin ve şehitlerimizin arkasındayız."

‘SAKİNE, LEYLA VE FİDANLARIN BAYRAĞINI YERE DÜŞÜRMEYECEĞİZ’

Sözlerine Paris’te 9 Ocak günü katledilen 3 Kürt kadın siyasetçiyi anarak başlayan DTK Eş Genel Başkanı Aysel Tuğluk, “O katiller bilsinler ki Sakineleri, Leylaları, Fidanların bayrağını milyonlarca kadın taşıyor. O bayrağı yere düşürmeyeceğiz. Zaferle taçlandıracağız” dedi.

İmralı’da PKK Lideri Abdullah Öcalan ile Türk devleti arasında görüşmelerin sürdüğü günlerde Nusaybin’de infaz edilen Mehmet Şirin Cebe’yi hatırlatan Tuğluk, Türk devletinin ‘hem öldürürüz hem de barışırız’ şeklinde bir yaklaşım içerisinde olduğunu ancak bunu kabul etmediklerini ifade ederek, Cebe’nin infazını kınadı. Ve Nusaybin halkının Cebe’yi sahiplenerek mücadelelerine ve değerlerine sahip çıktıklarının mesajını verdiğini söyledi. Tuğluk, “Hiç kimsenin kuşkusu olmasın ki biz mücadelemizi değerlerimize ve şehitlerimize bağlı kalarak yürüteceğiz. Barış da ancak değerlerimize saygı ile olabilir. Bu mücadelenin iradesine saygı ile barış gerçekleşebilir. O nedenle biz herhangi bir barıştan bahsetmiyoruz. Biz onurlu bir barıştan bahsediyoruz” diye konuştu.

‘ROJAVA’DA ORTADOĞU DEVRİMİNİN KIVILCIMI ÇAKILMIŞTIR’

Ortadoğu’da tarihsel bir gelişim yaşandığının altını çizen Tuğluk, “Siyasal dengeler ve siyasal coğrafyada bir değişim yaşanıyor. Ve bu değişim sürecinde Kürt halkının üzerinde tarihsel bir misyonu var. Kürtlerin mücadelesi Ortadoğu’nun tarihini belirleyecek önemde bir mücadeleyi ifade ediyor. Hem Kürtlerin geleceği açısından hem de Ortadoğu’nun geleceği açısından tarihi günler yaşıyoruz. Ve bu süreçte Kürt halkının omuzlarına Ortadoğu’daki devrimci dönüşüm sürecinin öncüsü olmak yüklenmiştir. Yaklaşık yüz yıldır Kürt halkı sömürgeciler tarafından paramparça edilmiş, kimliksiz, statüsüz bırakılmıştır. İşte Ortadoğu’daki değişim sürecinde artık Kürt halkı bu statüsüzlüğü, inkarı, imhayı değiştirmeye öncülük eden bir aktör, güç haline gelmiştir” ifadelerini kullandı.

Tuğluk Ortadoğu’nun geleceği açısından Kürt halkının mücadelesinin önemine dikkat çektiği konuşmasının devamında, “Kürt hareketi ortaya koyduğu hedeflerle aynı zamanda Ortadoğu’daki halkların özgürleşmesinin mücadelesini de yürütmektedir. Bu tarihsel günlerde mücadelemizi Ortadoğu’da devrimci demokratik bir öncü olma rolü ve misyonu ile yürütüyoruz. Rojava’da bu vefakar, cefakar halkımız Suriye Kürdistanı’nda bu öncülük misyonunu yerine getirmiştir. Rojava’da Ortadoğu devriminin bir kıvılcımı çakılmıştır. Rojava’daki halkımızın ortaya koyduğu mücadele tam anlamıyla bir siyasal devrimdir. Rojava’da bir siyasal devrim yapılmıştır. Yıllardır Esad diktatörlüğünün milliyetçi, militarist uygulamalarını halk bertaraf ederek yönetimi elde etmiştir. Rojava’da gerçekten demokratik atılım gerçekleşmiştir. Rojava’da halk meclisleri aracılığıyla yönetim halkımızın eline geçmiştir” dedi.

‘ERKEK EGEMENLİK SİSTEMİ ROJAVA’DA BÜYÜK DARBE ALDI’

Rojava halkının gerçekleştirdiği devrimi selamlayan Tuğluk, Rojava’da gerçekleşenin sıradan bir iktidar değişimi olmadığının altını çizerek, “Rojava halkının yıllardır büyük emek ve mücadele ile yarattığı bir öz yönetim pratiğidir” diye kaydetti.

Rojava’da gerçekleşen bir diğer devrimin ise kadın devrimi olduğunu vurgulayan Tuğluk, kadının adının dahi olmadığı o coğrafyada kadınların toplumsal cinsiyete karşı çıkarak 7’den 70’e bu devrim süreci içerisinde yer aldığını belirterek Rojava’daki kadınları selamladı.

Tuğluk, Rojava’da kadınların demokratik özerklik temelinde yeni yasalar oluşturulduğunu ve demokratik özerklik temelinde başlık parası, berdel ve kadına şiddetin yasaklandığını söyledi. Kadın kurtuluş ideolojisinin Rojava’da pratiğe geçtiğini kaydeden Tuğluk, “Erkek egemen sistem Rojava’da büyük darbe aldı” dedi.

‘EGEMENLER ROJAVA’DA KÜRT HALKININ STATÜ KAZANMASINI İÇİNE SİNDİREMİYORLAR’

Devrimci mücadeleyi kazanmak kadar o kazanımları korumak ve sürdürmek kadar önemli olduğunun altını çizen Tuğluk, “Bazı güçler Rojava’daki halkımızın bu devrimsel sürecini kabullenmek istemiyor. Sömürgeciler Rojava’da halkın öz yönetimi kazanmasını kabullenemiyor. Sömürgeciler, egemenler Rojava’da Kürt halkının statü kazanmasını içine sindiremiyor. Rojova kadının özgürlük mücadelesini kaldıramıyorlar. Bu nedenle bu devrimi engellemek için Rojava üzerinde her türlü sinsi oyun oynanmaya çalışılıyor. Bu egemenlerin bilinen sinsi hastalığıdır. Önce inkar ederler, daha sonra itibarsızlaştırmaya çalışırlar bundan da sonuç alamazlarsa bu sefer silahlı çeteleri devreye sokar. Biz egemenlerin bu politikalarını çok iyi biliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti devletinin Rojava’da yaptığı da aynen budur” diye konuştu.

‘ÇETELERİ SİLAHLANDIRIP KÜRTLERİN ÜZERİNE SALDILAR’

Rojava halkının öz yönetimi ilk ele geçirdikleri süreçte Türk devlet yetkilileri tarafından “Birkaç kişi bayrak tutmuş, bundan bir şey çıkmaz” yönündeki söylemlerinde bulunarak Rojava halkının mücadelesini itibarsızlaştırmaya çalıştığını hatırlatan Tuğluk, Türk hükümetinin Suriye Kürdistanı’ndaki politikasının oradaki Kürtlerin statü kazanmasını engellemek yönünde olduğunu vurguladı.

“Rojava halkının kendi öz yönetimini sağlaması Türk devletini neden bu kadar rahatsız ediyor?” diye soran DTK Eş Başkanı Tuğluk, “Bunun nedeni tamamen Kürt düşmanı bir politika yürütmektir. Bundan da sonuç bulamayınca bu sefer çetelerle işbirliği yaptılar. Çeteleri silahlandırdılar, Kürtlerin üzerine saldılar. Bu düşmanca bir politika değil de nedir?”dedi.

‘TÜRK DEVLETİ AÇIKTAN YAPAMADIĞI MÜDAHALEYİ ÇETELERLE YAPMAYA ÇALIŞIYOR’

Türk devletinin açıktan yapamadığı müdahaleyi çeteleri silahlandırarak yapmaya çalıştığını söyleyen Tuğluk, “Aslında Türkiye dolaylı yollarda Suriye Kürdistanı’na askeri müdahalede bulunmuştur. Silahlı çetelerin Türkiye sınırını kolayca aşıp Suriye Kürdistanı’na gitmelerini nasıl izah edebilir? Bu silahlı çeteler Türkiye de silahlandırılıyor ve memur gibi Ceylanpınar’da bu silahlı güçler Suriye Kürdistanı’na gönderiliyor. Ve bu saldırıların ardından bu çeteler akşam Ceylanpınar’a misafir ediliyor. Soruyoruz; Türkiye’nin desteği olmasa bu silahlı çeteler tank gibi ağır silahları nasıl kullanıyor, nereden alıyorlar?” diye konuştu.

Tuğluk, Türk devletine “Bu çeteleri silahlandırmaktan vazgeçin. Suriye’nin demokratik öz erk iradesine saygı gösterin” diye seslendi.

‘BU HALKIN İRADESİNİ NİYE TANIMIYORSUN!’

Türk Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “Halkın iradesine saygı gösterin” söylemlerini de hatırlatan Tuğluk, “Peki sayın başbakan Suriye Kürdistanı’nda 7’de 70’e halk bir irade açığa çıkardı, öz yönetimini ilan etti. Peki sen bu halkın iradesini niye tanımıyorsun? Bu halkın iradesine saygısızlık değli de nedir?” diye sordu.

Tuğluk konuşmasının devamında şunları söyledi: “Suriye’deki halkımıza yönelik nereden hangi güçten bir saldırı gelirse biz halkımızı savunacağız. Rojava halkı yalnız değildir. Kuzey Kürdistan’daki Kürtler Rojava’dakilere sahip çıkacak, ne pahasına olursa olsun savunacaklardır. Bu böyle bilinsin.”

GÜNEY HÜKÜMETİNE ÇAĞRI

Rojava halkının açlıkla terbiye etmek, diz çöktürmeye çalışıldığına dikkat çeken Tuğluk, “Bu insafsızlık, vicdansızlıktır. Biz istiyoruz ki bu sinsi oyunun içerisinde Güney Kürdistan Hükümeti olmasın” diyerek Güney Kürdistan Hükümeti’nin bu yanlıştan dönerek kapının açılmasını istedi. Tuğluk, “Rojava halkı açlıkla terbiye edilecek bir halk değildir, diz çöktürülecek bir halk değildir” ifadesini kullandığı konuşmasında Rojava halkının mücadelesini sürdüreceğine inandıklarını dile getirdi.

“Uluslararası güçler, Avrupa ve Türkiye oradaki Kürtlerin demokratik ve meşru kazanımlarına saygı duymalıdır. Oradaki statüyü tanımalıdır” diyen Tuğluk Türk devletini, silahlı çeteleri Rojava’ya göndermekten vazgeçmesi için uyardı.

ROJAVA’DAKİ KAZANIM KÜRDİSTAN’IN 4 PARÇASINDAKİ KAZANIMDIR’

Tuğluk, Ortadoğu ve Türkiye’ye “Rojava’daki Kürtlerin Kürt hareketinin, PYD’nin mücadelesi sadece Kürtlerin mücadelesi değil, tüm dünya halklarının eşit yaşayabileceği bir sistem yaratma mücadelesi demektir. Ortadoğu ve Türk halkı korku yaratmak isteyenlerin oyununa gelmemelidir” diye seslendi.

“Rojava’daki kazanım Kürdistan’ın 4 parçasındaki kazanımdır” ifadesini kullanan Tuğluk, “20. Yüz yılda Kürtler çok acı çekti, çok bedel ödedi. Ancak 21 yüzyıl Kürtlerin yüz yılı olacaktır. 21 yüzyılda Kürtler, statüsüne kavuşacaktır” dediği konuşmasında içinde bulunulan süreç itibarıyla Kürtlerin birlik ruhunun önemine dikkat çekerek Güney Kürdistan Hükümeti’nin de bu birlik ruhu çerçevesinde gerekeni yapmasını istedi.

İmralı da yapılan görüşmelerin önemli olduğunu söyleyen Tuğluk son olarak BDP ve DTK olarak sürecin arkasında olduklarını belirtti.

Tuğluk'un konuşmasının ardından kitle Suriye sınırına yürüyerek burada barış balonlarını havaya bıraktı.(ANF)

Diğer Haberler

Diğer Haber Başlıkları