Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Mahkeme Başkanı: Kürtçe konuşacaksa niye izin veriyoruz ki?

Mahkeme Başkanı: Kürtçe konuşacaksa niye izin veriyoruz ki?

10 Eylül 2012 Pazartesi 17:27
Kürt gazetecilerin yargılandığı davada Kürtçe savunmaya izin verilmedi. Mahkeme Başkanı "Kürtçe konuşacaksa niye söz veriyoruz ki" diyerek, gazetecilerin savunma yapmasına izin vermedi.

Kürt gazetecilerin yargılandığı davada Kürtçe savunmaya izin verilmedi. Mahkeme Başkanı "Kürtçe konuşacaksa niye söz veriyoruz ki" diyerek, gazetecilerin savunma yapmasına izin vermedi. Tutuklu gazetecilerden Yüksel Genç ise, mahkeme başkanına, "Anadilde konuşmak nefes almak gibidir. Siz hiç 'nefes alabilir miyim' talebiyle karşılaştınız mı?" diye sordu.

36’sı tutuklu 44 gazetecinin yargılandığı özgür basın davası sabah yaşanan kriz ardından saat 13.00’te başladı. Gazetecilerin ez livir im şeklinde yanıtladığı kimlik tespiti ardından avukatlar söz aldı. Avukat Baran Doğan 6352 sayılı yasayla Özel Yetkili Mahkemelerin yetkilerinin elinden alındığını belirterek, bunun da adil yargılama ilkesini ihlal ettiğini söyledi. Mahkemenin geçerli olmadığını ifade eden Doğan, "Yasada adil yargılamayı temin etmek için yeni mahkemeler kuruyoruz deniyor. Demek ki bu mahkemede adil yargılama yapılamıyor. Bu mahkemeler niye hala devam ediyor biz de bilmiyoruz siz de. Bu mahkeme görevsizlik kararı veremez elindeki işleri bitirecek ve bitirince de yeni mahkemeler kuruyoruz deniyor. Böyle adil yargılama mı olur?" diye sordu.

'YARGI BAŞBAKAN'IN TALİMATIYLA ÇALIŞIYOR'

Yine adil yargılamanın en önemli unsurlarından doğal ve güvenceli yargıç unsurunun bulunmadığını ifade eden Doğan, adil yargılama için yargıçların emir talimat almaması gerektiğini söyledi. İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in gazetecileri, sanatçıları, aydınları hedef alan sözlerini hatırlatan Doğan, "Benim müvekkillerim bu konuşmadan sonra tutuklandı. Şahin polis örgütünün başıdır. Bu operasyonu yapan da polistir. Tüm KCK davalarında operasyon polisindir. Polisin yazdığı, İdris Naim Şahin'in de bunu desteklediği açık. Bu da talimat ve emir konusunda sıkıntılar var. Başbakan, 'Biz yargıçlara gerekeni söyledik, yargı gereğini yapacaktır' dedi. Yargıtay Başkanı, 'Yargı hangi özgürlüklerin kötüye kullanıldığını bilmektedir' dedi. Emir talimatlar ortada" diye konuştu.

Yargılamanın aleni yapılması ilkesinin de bu mahkemede ihlal edildiğini ifade eden Doğan, aleni olması için topluma açık olması gerektiğini ifade etti. Doğan, "Biz duruşmalarda Kürtler yargılanıyor diyoruz. Mahkeme biz Kürtleri yargılamıyoruz diyor. Kürtler yargılanmıyorsa daha iddianamenin ilk sayfalarında PKK 1978'de kurulmuş. Kürt basınını 1975'de başlatıyor. Burada yargılanan Kürt basınıdır. Bu mahkemelerde, iktidar, muhalefeti susturma ve rejimi yerleştirme mahkemesi olarak görüyor" diye konuştu.

Doğan, tüm bu nedenlerle mahkemenin yargılama yapamayacağını belirterek, adil yargılama ilkelerinin de ihlal edilmesi nedeniyle Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesi ile Ceza Yasası'nın 138. maddesine aykırı olduğunu ifade ederek, mahkemenin Anayasa'ya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunmasını istedi. Doğan, Anayasa Mahkemesi'nin ise kendilerini haklı bulduğundan tutuklama bir tedbir olduğundan tüm müvekkilleri için tahliye istedi.

KÜRTÇE KONUŞACAKSA NİYE SÖZ VERİYORUZ Kİ?

Doğan'ın ardından tutuklu yargılanan gazetecilerden Ertuş Bozkurt, savunma yapmak üzere ayağa kalktı. Mahkeme Başkanı, "Kürtçe mi konuşacaksınız" diye sordu. Bozkurt, "Evet Kürtçe" diye yanıt verdi. Mahkeme Başkanı avukatlara dönerek, "Kürtçe konuşacaksa, niye söz veriyoruz ki" dedi. Bunun üzerine tutuklu gazeteci Yüksel Genç söz aldı. Genç, öncelikle, yaşamını yitiren gazeteci Ocak Işık Yurtçu'yu andı. Bir yerde dilin inkarı varsa bunun kimlik inkarı olduğunu söyleyen Genç, "Kimlik inkarı varsa bu açıkça soykırımdır. Biz sizden bir hakkın kullanımı talebinde bulunmuyoruz. Anadilde konuşmak nefes almak gibidir. Siz hiç 'nefes alabilir miyim' talebi ile karşılaştınız mı? Ama ne yazık ki Kürtçe hep yasaktı" diye konuştu.

GAZETECİLER: ANADİLİMİZE SAHİP ÇIKACAĞIZ

Tarihte Kürtçe'ye ilişkin baskılara örnek veren Genç, geçmiş politikaların güncel versiyonların, gençlerin katline sebep olduğunu söyledi. Kuruluşundan bu yana "Türkçe konuş" asimilasyonunun zirvesinin 12 Eylül darbesi olduğunu belirten Genç, "Halbuki bu darbe bugün yargılama konusudur. Mahkeme o dönemden kalma, Türkleştirme, kimliksizleştirme politikalarını deneyimlemektedir. Anadilimizde savunma yapmak istiyoruz. Anadilde savunma hakkının reddini gayri insani buluyoruz. Başbakanın 'asimilasyon bitti' cümlesinin yalanlanmasından başka anlam taşımaz" diye belirtti. Özgür basın geleneğinin takipçileri olarak, anadilde savunmaya sahip çıkmanın görevleri olduğunu söyleyen Genç, "Kürt sorunu ile ilgilenen, bu soruna ait güncel gerçekleri kamuoyunun gündemine taşıyan Kürt gazetecileri yargılamanız yetmiyormuş gibi anadilde savunmamız da engelleniyor. Kürt halkının anadilde konuşma mücadelesini durdurmak bir yana daha da güçlendirmiştir. Kürt sorunu odaklı yayın yapan, kamuoyunun haber alma hakkına riayet eden biz gazetecilerin yargılanması 12 Eylül'e denk gelmesi tarihin bir cilvesi olsa gerek. Tarihsel bir tekerrür yapar gibiyiz. Mahkemenize 12 Eylül utancını yaşamaması için daha büyük görev düşüyor. O yüzden en doğal hak olan anadilde savunmayı kabul edin ve bize tercüman getirin" çağrısında bulundu.

Avukatların talep edildiği duruşma Perşembe gününe kadar devam edecek. Mahkeme tahliye ara kararını Perşembe günü verecek.(ANF)

Diğer Haberler