Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Muhittin Batmanlı: İslam Birliği için Kürdistan kurulmalı

Muhittin Batmanlı: İslam Birliği için Kürdistan kurulmalı

12 Kasım 2012 Pazartesi 06:44
Muhittin Batmanlı, "İslam Aleminin bir parçasıyız. Ama kendi adımızla birliğe katılmak istiyoruz. Bize çok zulmedildi, liderlerimiz öldürüldü. İslam Birliği için Kürdistan kurulmalı." dedi

Bu hafta sonu Diyarbakır’da, koordinatörlüğünü Eğitimci-Yazar Eyüphan Kaya’nın yaptığı Türkiye küçük Millet Meclisi (TkMM) toplantısı Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Nurettin Turgay moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Toplantıya çok sayıda STK, Demokratik kitle örgütü temsilcisi ve kanaat önderi katıldı.

Bu haftaki gündem maddelerinin başında Avrupa Birliği, Yerel Yönetimler Yasa Tasarısı ve cezaevlerinde sürmekte olan açlık grevleri vardı.

Toplantıda Bağımsız Kamu Çalışanları Sendikası(BASK) adına söz alan Rüstem Garzanlı, “Yeni Anayasa politik hesaplar uğruna akamete uğruyor. Akan kan durdurulmalı ve müzakerelere başlanmalı. Halk, Suriye ile Türkiye’nin savaşa girmesini istemiyor.” dedi.

Dicle Fırat Diyalog Grubu adına toplantıya katılan Muhittin Batmanlı, açlık grevleri ile ilgili Kürd Heyeti olarak Adalet Bakanı ile ve Mecliste yaptıkları görüşmeler hakkında bilgi vererek; Anadilde eğitim ve savunmanın İslami, insani haklar olduğunu ve bu konularla ilgili sorunların çözülmesi gerektiğini dile getirdiklerini, Bölgede huzursuzluk istemediklerini, taraflardan ılımlı bir yaklaşım beklediklerini ifade etti.

Muhittin Batmanlı devamla; “Kürd ve Kürdistan konusu gündeme gelince hemen bölünme, parçalanmadan söz ediliyor. Birlikten yanayız, ayrılıktan değil. İslam Aleminin bir parçasıyız. Ama kendi adımızla birliğe katılmak istiyoruz. Bize çok zulmedildi, liderlerimiz öldürüldü. İslam Birliği için Kürdistan kurulmalı. Kürdistan’dan büyük liderler çıkmıştır ama tarihimiz unutturulmak isteniyor.” dedi.

Toplantıya katılan kanaat önderlerinden Cevdet Yokuş; “Padişahlıkta olmayan yetkiler şuanda yöneticilerde var. Cumhuriyetin ilk yıllarında yazı dili değiştirilerek bu toplum cahil bırakılmıştır. Gerçek alimler bir köşeye atılmıştır. Türkiye şuanda İslam ülkesi değildir, çünkü İslami yasalar uygulanmıyor. Kürdler sürekli ezildiler. Diyarbakır Peygamberler, Sahabeler şehridir. Açlık grevleri sorununun çözülmesini istiyoruz. Türkiye’de siyaset yapmak, düşünceyi ifade etmek suç sayılmıştır.” diyerek farklı konularda görüşlerini dile getirdi.

Hak, Adalet ve Hürriyet İçin Kürdistan İslami İnisiyatifi/Azadî İnisiyatifi adına söz alan Avukat Muhammed Akar, Milletvekillerinin topluma, Sivil Toplum Kuruluşlarına karşı duyarsız davrandığını, parti liderlerinin de milletvekillerine itibar etmediğini belirtti.

Türkiye’de çok merkezci bir politikanın söz konusu olduğunu ifade eden Muhammed Akar, “Sivil toplum faaliyetleri çok önemli. Sivil toplum güçlendirilmeli ve Ankara baskı altına alınmalı. Bir ara 650 STK’nın yaptığı çağrı dikkate alınmadı.

Toplumun sesini mutlaka duyurmalıyız. Zulme karşı toplumun direnme hakkı vardır. Haksızlığa karşı direniş meşrudur. Silah kullanalım demiyoruz. STK’lar, basın vb. yollarla mazlumların sesi yükseltilmeli. İnsanlığın ortak değerlerinin gereği yerine getirilmelidir. AB sürecinde yapılan reformları takdir ediyoruz ama şuandaki isteksizlik beni korkutuyor. Hak ihlalleri artıyor. Özellikle Kürd Sorununda devletin kurumları, iktidar ve muhalefet ortak hareket ediyor. Toplum olarak biz zayıfız. Bizi de gruplara ayırmışlar, birbirimize düşmüşüz.

Devlete karşı halkın güçlü olması lazım. Asgari müştereklerde ittifak etmeliyiz. Haklar ve özgürlükler meselesinde ittifak etmeliyiz.

Türkiye, Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni bütünüyle kabul etmeli. Anadilde Eğitim kabul edilmeli, Siyasi Partiler Yasası değişmeli.” dedi.

Açlık grevlerine de değinen Muhammed Akar; “Açlık grevlerine insani zaviyeden bakmalıyız. 18 yıldır avukatlık yapıyorum. Cezaevleri ile ilgili bir çok antidemokratik uygulamaya şahid oldum. Hastalar cezaevinde tutuluyor. Acı çeken bir toplum var. Bir çok tutukluyu sürgün ettiler. Aileleri, anne-babaları mağdur edildi. Bu konularda toplum duyarlı olmalı.

Açlık grevleri ile ilgili siyasi mülahazalara girilmemelidir. Başbakan’ın bu konudaki tutumu kırıcıdır. BDP de sorumlu davranmalıdır. Bu konuda herkes insani, vicdani, ahlaki bir tutum takınmalıdır.” dedi.

Toplantıda söz alan Doktor Remzi Azizoğlu, “Türkiye’deki değişim ihtiyaçlara cevap vermiyor. Etnik kimlikler yadsınıyor. Kürd kimliği unutturulmak, bastırılmak isteniyor. Açlık grevleri örgüt talimatıyla yapılmıyor ama ben şahsen tasvib etmiyorum. Bundan sonra Demokratik Açılım yok, faşizme gidiş var.” dedi.

Diğer Haberler