Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Mustazaflar Hareketi’nden cezaevi açıklaması

Mustazaflar Hareketi'nden cezaevi açıklaması

18 Haziran 2012 Pazartesi 21:11
Mustazaflar Hareketi, cezaevlerindeki uygulamalar ile oluşan hak ihlallerini dile getirdi.

Mustazaflar Hareketi, Şanlıurfa'da meydana gelen cezaevi yangını ve günümüzde cezaevlerinde özellikle siyasi mahkumların yaşadıkları sıkıntıları dile getiren bir basın açıklaması yaptı.

Açıklamayı yapan Mustazaflar Hareketi Sözcüsü Av. M. Hüseyin Yılmaz, Şanlıurfa Cezaevinde meydana gelen hadiseye değinerek, "Malumunuz Şanlıurfa cezaevinde çok trajik bir hadise cereyan etti. Cezaevinde 13 insanımız diri diri yanarak can verdi. Burada yetkililerin cezaevi sorununa biran önce el atmaları gerekiyor ve bugüne kadar cezaevlerindeki sıkıntılar, mahkum yakınlarının şikayetleri, dilekçeleri hiçbir şekilde dikkate alınmadı." dedi.

Türkiye'nin cezaevi politikasındaki şuan ki mevcut uygulamanın insani olmadığını ve cezaevlerinde siyasi ve adli mahkumlara ayrı bakış açıları ile yaklaşıldığını belirten Yılmaz şunları söyledi: "Cezaevlerinde bulunan tutuklu ve mahkumlara bakış açısı şudur; Siyasi mahkumlara genellikle cezaevi idareleri düşman nazarıyla bakıyor ve bunlarla ilgili hak taleplerinde bu nazarla yaklaşıyor. Mahkumun insani olan talepleri dahi ardında siyasi bir amaç olduğu varsayılarak ve siyasi bir gerekçe gösterilerek reddedilmekte ve yerine getirilmemektedir. Mahkumların ailelerinden çok uzakta bulunan cezaevlerine nakilleri yapılmakta ve mahkumla birlikte ailelerinde cezalandırılması sağlanmaktadır.

"Mahkumlar İnsan Muamelesi Dahi Görmemektedirler"

Adli mahkumlara bakış ise çok daha vahim bir durumdadır. Siyasi mahkumların en azından bir birliktelikleri vardır. Bir siyasi düşünce etrafında bir araya geldiklerinden dolayı örgütlü bir yapıları var ve bu örgütlü yapı içerisinde kendini cezaevi idaresine karşı ezdirmemeye ve bazı hak arama taleplerinde bulunabilmektedirler. Ama adli mahkumlarda bu birliktelik olmadığından dolayı idarenin tamamen keyfi uygulamaları ile karşı karşıyadırlar ve insan muamelesi dahi görmemekteler. Sanki böyle bir hücreye, bir alana tıkılmış insan olmayan varlıklar gözüyle bunlara bakılmakta. Her türlü zulmü ve her türlü kötü muameleyi bunlara yapabilmektedirler. Cezaevi idaresi koğuşların iç idaresini mahkumların tekeline bırakmakta. Güçlü olan içerideki kişi veya kişiler diğer mahkumları ezmeye, otorite kurmaya çalışmakta ve böylece bunlar idare ile diğer mahkumlar arasında aracı pozisyona gelmekteler. Onun aksine bir durum olduğunda bu sefer içeride bir rekabet başlıyor ve şuan Şanlıurfa`daki bu vahim hadise de bunun bir devamıdır"

"Cezaevi İdaresi Mahkumların Sorunlarına Çözüm Üretmeli"

Cezaevi idaresinin mahkumların sorunlarını dinleyerek belli bir çözüm yolları geliştirmesi yönünde çalışmalar yapması gerektiğini söyleyen Yılmaz, "Özellikle adli mahkumlara hiçbir diyalog kapısı kalmıyor. Kendilerini ifade edemiyorlar ve tek ifade yöntemi olarak eylem kalıyor. Örgütlü bir yapı olmadıklarından dolayı da kendi başına bir insiyatif alıp kendince sesini idareye duyurabilmek için bir şeyler yapıyorlar ve bu da suç olan illegaliteye yönelik bazı faaliyetlere girebiliyorlar. Ya şiddete başvuruyorlar ya da seslerini dünyaya duyurabilmek için koğuşunu yakıyor. Cezaevi idaresi zamanında önlem almış olsa ve bu insanların taleplerini dikkate almış olsalardı ve uygun bir çözüm yolu üretmiş olsalardı belki bugün bu hadise yaşanmayacaktı." ifadelerini kullandı.

10 Metrekarelik Alanda 10 Mahkum

" Şuan ki durumda deniyor ki 8 kişilik koğuşta 16 kişi kalıyor. Türkiye`nin şuan birçok cezaevindeki mevcut durumu böyle. Siyasi mahkumlar birbirlerini idare ediyorlar fakat adli mahkumlarda bu idare etme olayı olmuyor. Yani siyasi mahkumların olduğu tüm cezaevlerinde de aynı sıkıntı olan yer sıkışıklığı var."diyen Yılmaz, Sivas ve Çorum cezaevlerinde müvekkillerine uygulanan uygulamaları şu şekilde aktardı: "Yaklaşık bir hafta önce ben Sivas cezaevine uğradım oradaki müvekkillerimizle görüştük. Çorum`daki cezaevinden Sivas cezaevine 10 kişinin sevki çıkarılmış. Gerekçe ise, bunların Çorum cezaevinde iken sayım sırasında hazırola geçmemeleri gösteriliyor. Yani 12 Eylül`lün Diyarbakır`daki uygulamaları gibi. Sadece ayağa kalkıp sayım vermediklerinden dolayı her 10 müvekkilimin Sivas cezaevine sevki çıkıyor. Sivas cezaevi E tipinden dönüştürülmüş olan bir cezaevidir. Orijinal olarak F tipi değildir.

Dönüştürülen cezaevlerinde ise bölünme çok keyfi olarak yapılmış ve normal normlara göre yapılmamıştır. Sivas`tan gelen önce 5 kişiyi gönderiyorlar. Bunları çatı katında bir yere alıyorlar ve orada müvekkilimin bahsettiği; burası 10 metrekarelik bir alan, elimizi uzattığımızda tavana değiyor ve burada 5 kişi kalıyoruz. Orada kalanlardan ranzanın 2. katında kalan müvekkilim ise ranzada oturamıyor ancak yatar vaziyette ranzada kalabiliyor. Çünkü oturduğu vakit kafası tavana değiyor. Bu şartlarda cezaevinde bunlar şuan cezalarını çekmeye çalışıyorlar. 2. Olarak gelen 5 kişiyi ise biz orada iken koridorda bekletiliyorlardı ve bunlar koğuşu gördükten sonra koğuşa gitmek istemiyorlardı. Daha önce gelen 5 arkadaşlarının kaldıkları yere bunları yerleştirmek istiyorlardı. Yani 10 metrekarelik bir alanda 10 kişi. Ve diyorlar ki gidin burada yaşayın. Cezaevinde yer yok. Eğer cezaevi doluysa bu mahkumun suçu değil. Ya yargılama sistemindeki yamuklukları gidereceksiniz, adil bir yargılama yapacaksınız, adil bir infaz sistemi getireceksiniz ve bu infaz sistemine göre bu insanlar cezalarını çekecek."

Ciddi İhmaller Söz Konusu

Devletin denetimli serbestlik gibi bazı düzenlemelere gittiğini fakat siyasi mahkumları bu düzenlemelerin dışında tuttuğunu ifade eden Yılmaz, "Bazı düzenlemeler yapılmaya çalışılıyor denetimli serbestlik gibi. Ama bakıyoruz ki siyasi mahkumlar bu düzenlemelerin dışında tutuluyor. Burada ciddi bir ihmal vardır. Daha önce de bunu gördük. Cezaevi aracının yanması olayında askerler hepsi kurtuldu ve mahkumlar ring aracı içerisinde diri diri yandılar. Güvenlik eksenli yaklaşılarak ve mahkumların kaçması endişesiyle Şanlıurfa cezaevinde de tahminimce geç müdahelede bulunulmuştur. Bu konuda ihmal veya kasıt vardır. Bu ihmali bulunan bütün yetkililerin açığa alınması, soruşturmanın ciddiyetle sürdürülmesi gerekir. Bunun da diğer cezaevlerine de örnek olması lazım. Böyle bir olay patlak vermeden biran önce bütün şikayetler dikkatli bir şekilde incelenmeli ve bu şikayetler yerine getirilmelidir. Bu yapılmadığı takdirde cezaevi müdüründen bakanına ve hükümete kadar herkes sorumlu olacaktır. Cezaevi sorunu çözülmesi gereken bir sorundur. Biran önce bu soruna çözüm bulunmalıdır. Bunun çözümü de yeni cezaevi açmak değildir. Cezaevinin giriş yollarının kapatılmasıdır." şeklinde konuştu.

"Siyasi Mahkumlara Dışarı Çıktıktan Sonra Legal Alanda Örgütlenme Yolu Açılmalıdır"

"Siyasi mahkumların dışarıda kendini şiddete başvurmadıktan sonra her şekilde ifade edebilmelerinin ve örgütlenebilmelerinin önü açılmalıdır." diyen Yılmaz konuşmasını şöyle sürdürdü; "O zaman siyasi mahkumlar illegaliteye kaymaz legal alanda çalışır ve cezaevlerine girmemiş olacaklardır. Ama devlet bu imkanı vermiyor. Vermeyince de her önüne geleni niyet okumalarla cezaevine tıkıyor ve cezaevine tıkınca da olacağı bu. Cezaevinde bulunan mahkumları topluma kazandırmak yerine ikinci bir cezalandırma yoluna gidiliyor. Sadece özgürlüklerinin kısıtlanması gerekirken bunun dışında insani olan tüm ihtiyaçları kısıtlıyorlar. Cezaevinde idareye muti olan bir kişilik oluşturmaya çalışıyorlar. Mahkumlara devlete itaat ettirilmesi gereken kişiler gözüyle bakılıyor. Bu nazarla bakıldığında idarecilerin yaptıkları her türlü hukuksuzluklar yanlarına kar kalıyor ve ciddi manada soruşturulmuyor ta ki böyle ciddi olaylar oluşuncaya kadar.

Cezaevi sorunu kanaatimizce çok önemli bir sorundur ve bu soruna biran önce el atılmalıdır. Cezaevindeki kişilere insanca yaşama koşulları oluşturulmalıdır. Adil bir yargılamayla suçlu ve suçsuz ayrımının ciddi bir şekilde yapılması gerekiyor. Ve yine biliyoruz ki şuanda cezaevinde özellikle siyasi mahkumların birçoğu eften püften sebeplerle bulunmaktadırlar. 1991 yılından bu yana siyasi mahkumlar için herhangi bir yasal düzenleme, lehlerine tahliyelerine yönelik cezaevinde bir düzenleme yapılmamıştır. Biran önce siyasi mahkumlar için böyle bir düzenleme yapılmalıdır. Bu düzenleme ile en azından siyasi mahkumların birçoğunun cezaevinden çıkması sağlanabilir. Bunun yolu da çok kolaydır. Terörle mücadele kanununda şuan yarı oranda artırım ile ilgili bir madde var ve şuan özel yetkili mahkemelerin durumu görüşülüyor. Kanaatimizce özel yetkili mahkemelerin kaldırılması gerekiyor. Çünkü İstiklal mahkemelerinin ve devlet güvenlik mahkemelerinin devamıdır bunlar. Orada görevlendirilen hakim ve savcıların olaylara yaklaşımı diğer hakim ve savcılarınkinden çok farklıdır. Bundan dolayı da genellikle güvenlik ekseniyle olaya yaklaşıyorlar. Önlerine gelen her dosyada illa cezalandırılması gereken birileri varmış nazarıyla, devlete karşı çıkan kişiler nazarıyla bakıyorlar. Bu bakış açısı özel yetkili mahkemelere de, cezaevine de ve meclise de yansıyor. Böyle olunca siyasi mahkumlar için bir düzenleme yapılmıyor."

Ceza İndirimine Gidilsin

Açıklamada siyasi mahkumlara çifte standart uygulandığının altını çizen Yılmaz, "Madem anayasa siyasi mahkumlar için genel bir siyasi af çıkartmak yönünde uygun değilse o zaman ceza indirimine gidebilir. Cezalarının belli bir süresini çekenlerin tahliyesi sağlanmalıdır. Devlet siyasi mahkumlara düşman gözüyle yaklaşıyor ve kanundaki cezayı da yetersiz görüyor. Bundan dolayı normal TCK`daki ceza örgüt üyeliğinde alt sınır 5 yıl iken, terörle mücadele kanunu ile bu yarı oranda artırım uygulanıyor. Bu yarı oranda artırımın da infazı da siyasi mahkumlar da farklıdır. Adli mahkumların infazı üçte iki iken, siyasi mahkumların dörtte üçtür. Şuan devlet kendi vatandaşına çifte standart uygulamakta. Bir kısmının cezasını yarı oranda artırarak hiç indirim almamış gibi mevcut terörle mücadele kanununa göre mahkemenin verdiği cezanın tamamını yatıyor nerdeyse. Ama normal adli mahkum üçte iki yatıp çıkıyor. Yetkililerin biran önce bu haksızlığı da gidermesi ve bu çifte standartıda kaldırması gerekiyor." İfadelerini kullandı.

Devletin ceza indirimine gitmesi gerektiğini belirten Yılmaz, "En yakın ve en pratik çözüm olarak bunu yaptığı takdirde cezaevlerinde örgüt üyeliğinden mahkum olanların birçoğu hemen çıkabilecektir ve cezaevinde yine bir boşalma olacaktır. Siyasi mahkumların özellikle eylem ile suçlanan şahıslar için de 20 yıldan fazladır cezaevinde yatmakta olan insanlar var. Bu insanlar için de bir düzenleme yapılması gerekiyor. Devlet kendi bakış açısını, mahkumlara yaklaşımını gözden geçirmelidir, insani yaşam koşullarını sağlamalıdır. Bu insanların biran önce bu sıkıntılardan kurtarılması gerekiyor. Devlet kendisine karşı işlenen suçlara ayrı bir ceza ve muamele, vatandaşın birbirine işlemiş olduğu suçlara da ayrı bir ceza ve muamelede bulunamaz." dedi.

Şanlıurfa`ya Heyet Gönderdik

Şanlıurfa`ya hukukçulardan oluşan bir heyet gönderdiklerini söyleyen Mustazaflar Hareketi Sözcüsü Av. M. Hüseyin Yılmaz, "Biz şuan Şanlıurfa`ya hukukçulardan oluşan bir heyet gönderdik. Şuan arkadaşlarımız orada gerekli incelemeleri yaptıktan sonra bir rapor hazırlayacaklar ve o raporu da önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşacağız." şeklinde konuştu.

İLKHA

Diğer Haberler