Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Nasrallah, Hariri Suikastinden İsrail’i Sorumlu Tuttu

Nasrallah, Hariri Suikastinden İsrail'i Sorumlu Tuttu

13 Ağustos 2010 Cuma 11:35
Lübnan İslami Direnişi Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah, Hariri suikastinden İsrail'i sorumlu tuttu.
Nasrallah, haftalar öncesinden duyurusunu yaptığı basın açıklamasına az önce başladı. Nasrallah, basın açıklamasında 14 Şubat 2005'te Lübnan Başbakanı Refik Hariri'yi hedef alan suikastten İsrail'in sorumlu olduğunu söyledi.

Nasrallah konuşmasında "Uluslararası komisyon, şimdiye kadar neden İsrailli casuslar ya da İsrailli subaylar hakkında Hariri suikastinden ötürü soruşturma yapmadı?" diye sordu.

Nasrallah "İsrail, 13 Eylül 1993'ten beri, Rafik Hariri'yi "Hizbullah'ın kendisine suikast düzenlemeyi amaçlaladığına ikna etmek için çalışmaktaydı. Gassan adlı ajanın, Hariri suikastinden bir gün önce suikast alanında olduğuna dair bilgiler elde etti. İsrail'in Sadır adlı ajandan Hariri'nin ve genelkurmay başkanının evine dair bilgi toplamasını istediğine dair bilgiler elde ettik" dedi.

İşte Nasrallah'ın konuşmasının ayrıntıları:

"Refik Hariri suikasti dosyasında yeni ufuklar açacak bilgilerin sunulacağı bir basın toplantısı yapma sözü vermiştim. Bu gün sözümü yerine getiriyorum. Bazı kesimlerin zihninde bu açıklamaları neden bu güne kadar ertelediğimizle ilgili soru işaretleri var. Bu soru işaretleri dermeyan edilirken kullanılan üslubu bir yana bırakıyorum; bu toplantıda söyleyeceklerim yeterli yanıtları ihtiva edecektir.

İsrail başından beri, özellikle de 13 Eylül 1993'ten bu yana Hizbullah'ı suçlayabilmek için çalıştı. Herkesin bildiği gibi Hizbullah o günlerde Oslo anlaşmasını protesto etmek için gösteri düzenlemiş, gösteriye katılanların üzerine ateş açılmış, ölenler olmuştu. Olay üzerine o dönem cumhurbaşkanı olan Refik Hariri ile aramızda siyasi ve kişisel tatsızlık yaşanmıştı. Bunu herkes bilir.

13 Eylül olaylarından birkaç gün sonra İsrail, Hariri'ye yakınlığıyla bilinen bir şahıs aracılığıyla devreye girdi ve İmad Muğniye komutasındaki bir grubun Hariri'ye suikast planında olduklarını söyledi. Bu sırada Hizbullah komutanlarından Ali Dîb (Ebu Hasan Selame) Suriye'de tutuklandı. Serbest bırakılması için Tuğgeneral Gazi Kenan'la görüşmeye gittim. Ancak sorgu sırasında Ebu Hasan'ın kemiklerini kırıp, Şam'a gönderdiklerini öğrendim. Ebu Hasan sorgu sırasında İmad Muğniye ile suikast planı yaptıkları iddiasının asılsız olduğunu ısrarla tekrar etmiş. Bu konuyla ilgili olarak o zaman Suriye'nin eski cumhurbaşkanı Hafız Esad'a bir mesaj gönderdim.

Ahmed Nasrallah adında bir ajanı tutuklayıp, –aramızda hiçbir akrabalık yoktur- ne yaptığıyla ilgili soruşturmaya tabi tuttular. Biz Ebu Hasan Selame meselesini unutmuştuk; ama Ahmed Nasrallah; Hizbullah'ın kendisini öldürmeye çalıştığını söyleyerek Hariri'yi huzursuz ettiğini söyledi.

Ajan Ahmed Nasrallah, itiraflarında şunları söylemişti: "-Başkan Hariri'nin yanında çalışan birini tanıyordum. Ona, Hizbullah'ın Hariri'yi öldürmek istediğini söyledim. Benden haberin peşine düşmemi istedi. Bir hafta sonra, İmad Muğniye'yle beraber çalışan Muhammed Afif isminde bir şahsın Hariri'ye suikast planıyla ilgili bilgisi olduğu hakkında bilgi verdim. Arkadaşa kah 'ustana söyle, dikkat etsin' diyor, kah Abda taraflarında patlayıcı yüklü bir aracın bulunduğunu söylüyordum. Bir seferinde suikast düzenlemek amacıyla Hariri'yi Sayda'ya çekmek için Behiye Hariri'yi öldürmeyi planladıkları yönünde haber gönderdim."

Video kaydını o zamanlar Gazi Kenan'a ve ilgili emniyet birimlerine gönderdik. Ahmed Nasrullah, nedendir bilinmez; 2000 yılında serbest bırakıldı ve işgal altındaki Filistin topraklarına kaçtı. Halen orada ve İsrail'in çıkarına Lübnanlıları çalıştırmakla meşgul. O halde Ahmed Nasrullah böyle bir hikaye uydurup, dolap çevirmede başarılı oldu.

İsrail 14 Şubat 2005'ten beri bizi suçlamak için uğraşıp duruyor. Der Spiegel raporuna kadar geçen sürede de, sonrasında da bizi suçlamaya devam ettiler.

İsrail'in tarihi, Lübnan içinde ve dışında, Lübnanlı ve Filistinli liderlere yaptığı saldırılarla doludur. Bir sahil ülkesi olması; İsrail askerlerinin kıyı boyundan veya limanlardan kolayca sızıp günlerce kalabilmesi sebebiyle Lübnan, İsrail suikast için tercih ettiği ideal yerlerden biri. Bütün uzmanlık alanlarında ajanların varlığını da unutmayalım.

İsrail'in direniş hareketlerine karşı beslediği kini bilirsiniz. İsrail'in Suriye ile problemi Suriye'nin Lübnan topraklarında bulunmasından değil; direniş hareketlerini desteklemesinden kaynaklanıyordu; bunu da biliyoruz. Beşşar Esad bana bir Arap liderin kendisine şöyle dediğini aktardı: 'Amerikalılar ve uluslar arası toplum Suriye silahlı kuvvetlerinin Lübnan'da kalmasından rahatsız değil. Hatta silahlı birliklerin güneye kadar ilerleyebilir. Ancak iki şartla: Hizbullah'ı ve mülteci kamplarını silahsızlaştıracaksın.' Esad ise kendisine şöyle karşılık vermiş: 'Direniş, Lübnan'ın stratejik ulusal güvenliğinin bir parçasıdır ve vazgeçilebilecek bir olgu değildir. Ayrıca İsrail Lübnan'a girmesine rağmen Filistinlileri silahsızlandırmayı başaramadı.'

Bu durumda, Esad ile yapılan görüşmeden birkaç hafta sonra, 1559 sayılı kararın tatbikini sağlayacak büyük bir olaya gereksinim duyuldu. Ve Hariri öldürüldü. Hariri suikastini kullanarak Suriye'yi Lübnan'dan çıkardılar; bugün de aynı olayı kullanarak Hizbullah'ı karalamaya çalışıyorlar.

Lehimize tespitler var: Birincisi İsrail'in Lübnan'daki istihbarat kapasitesiyle ilgili. İsrail'in MK sistemiyle havadan izleme, kameralarla gözetleme ve bağlantıları parazitle bozma gibi bir kapasitesi; ayrıca ajanlarını kullanarak gelişmeleri takip etme imkanı, çeşitli donanımları var. İkincisi ise elimizdeki ipuçlarıyla alakalı: Ajanların çoğu 2009/10 yılında tutuklandı. Bana 'bu bilgiler yeni mi eski mi' diyenlere cevap veriyorum. Bu ajanların şimdi değineceğimiz itirafları, gazetelerde yayınlandı; ama kimse gereken ihtimamı göstermedi.

İsrail ajanı Philips Hanna Sadır'ın kıyıya gelip, Cumhurbaşkanı Michael Süleyman'ın evine önce yürüyerek sonra arabayla ulaşması eğlence için değil. Ordu komutanının yatını takip etmesinin nedeni İmad Kahveci'yi öldürmek. Burada deniz ile kıyının oluşturduğu ortak paydaya dikkat etmek lazım; Hariri'nin Saint George yakınlarında öldürülmesi de bu kapsamda değerlendirilmeli.

Bu ajana neden göz yumuldu? Uluslar arası soruşturma komisyonu gelip bu ajanı sorgulayarak diğer ajanlara; hatta çete başına ulaşabilir, her hangi bir bilgi elde edebilirdi. Bir yalancı şahidin tanıklığına güvenip Ali Abdilâl'den bazı şahıslar ve 4 subay tutukladılar, Suriyeli subayları sorguya çektiler; ama İsrail ajanlarına çalışan subaylardan hiçbiri sorguya çekilmedi!

İsrail Semir Ca'ca ve Sa'd Hariri gibi 14 Mart cephesinden lider isimleri neden takip ediyor? Bütün suikastlerin neden 14 Mart cephesine karşı yapıldığını soranlara bu soruyla cevap veriyoruz. Belirli bir tarafı suçlayabilmek için böyle bir yöntem takip ettiler.

Zehrânî'ye patlayıcı yerleştiren kişi ajan Said Alem'dir. Lübnan ordu istihbaratının 2005 yılında ortaya çıkardığı patlayıcının Nebih Berri'yi hedef almak için hazırlandığını düşünüyoruz. Ben inanıyorum ki, ajan Muhammed Râfî patlayıcıyı kimin için yerleştirdiğini bilmiyordu; çünkü İsrail ajanlarına sadece yapmaları gerekeni söylüyor, başka bilgi vermiyordu. Şubat 2005'te Sünni lider Hariri'yi öldüren İsrail, bu sefer Şii lider Berri'yi öldürüp yeni bir fitnenin kapılarını açmayı hedefledi ama Allah Lübnan'ı böyle bir fitneden korudu.

Uluslar arası soruşturma komisyonu Lübnan'a çok sayıda ajan sızdıran Mahmud Râfî'ye bu ajanların neler bildiğini hiç sordu mu?

Bu ajan Galip Awalî suikastini düzenleyenlerden. Suikast yapıldığında 'Cundu'ş Şâm' adlı bir örgüt açıklama yapıp suikasti üstlenmişti. Bu da bir İsrail oyunuydu; Hizbullah'a Sünni bir grubun bir Şii'yi öldürdüğü yönünde mesaj göndermek isteniyordu.

Ajan Nasır Nadir, Lübnan'a Mossad elemanlarını geçirdi. Ellerindeki siyah çantaları belli noktalara bırakan bu elemanlar, Lübnan'da günlerce, haftalarca kaldılar.

Neler olduğu hususunda kapsamlı bir harita çıkarabilmek amacıyla, bu ajanların itiraflarının belli bir platformda toplanmasını öneriyorum. Hariri suikastini böyle bir noktadan hareketle incelemeliyiz; yalancı şahitlikleri baz alarak değil.

Lübnan komünikasyon sektöründe İsrail lehine ajanlık yapan kişilerin yakalandığını hatırlayalım. Bu ajanlar İsrail'e, öldürmek istediği her hangi bir kişinin yerini belirleyip, görüşmelerini dinleyebilecek teknik otoriteyi sağladılar."

isra haber

Diğer Haberler