Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: İmza kampanyası devam ediyor

Ömer Faruk Gergerlioğlu: İmza kampanyası devam ediyor

02 Eylül 2012 Pazar 22:26
Yeni Akit gazetesinin yayın politikasına karşı, İslami kesimin öncülük ettiği www.sessizkalmamakgerek.com'daki imza kampanyası devam ediyor.

Yeni Akit gazetesinin yayın politikasına karşı, İslami kesimin öncülük ettiği www.sessizkalmamakgerek.com'daki imza kampanyası devam ediyor. Kampanyada gazetenin Cengiz Çandar, Hasan Cemal ve Ali Bayramoğlu’nu hedef alan haberleri de kınanıyor.

Ömer Faruk Gergerlioğlu, ”Çağrıcı arkadaşlarımızdan bazıları basında çarpıtılmaya çalışılan imza kampanyasını niye düzenlediğimizi anlattı. Her türlü engellemeye rağmen kampanyamız devam edecektir. Tüm basın yayın kuruluşlarının hassasiyetini bekliyoruz “ dedi.

Gergerlioğlu, “Gazetecilik mesleğini ifa etmekten öte bir “suçları” (!) bulunmayan ve ülkemizde bulunduğu ölçüde ifade özgürlüğü sınırları çerçevesinde yazıp- konuşmaya devam eden, Sayın Cengiz Çandar, Hasan Cemal, Ali Bayramoğlu'yla ilgili olarak başlatılan, 28 Şubat döneminin andıçlarından farklı bir mahiyet arzetmeyen kampanyaları şiddetle kınıyoruz. Kamuouyunu ve yetkilileri bu nevi nefret üreten kişi ve kuruluşlara karşı tavır almaya davet ediyoruz “ dedi.

Kampanya şu İmzacılarla başladı

Ömer Faruk Gergerlioğlu, Yıldız Ramazanoğlu, Cemal Uşşak, Üstün Bol, Nevzat Çiçek, Mehmet Bekaroğlu, Ufuk Çoşkun, Yılmaz Ensaroğlu, Taner Ayaz, Emrullah Beytar, Emine Uçak Erdoğan, Hilal Kaplan, Yasin Aktay, Berat Özipek, Ayhan Bilgen, Murat Aksoy, Tarık Beyhan, Selahattin Çoban, Ersin Çelik, Cihan Aktaş, Ayşe Hür, Neslihan Akbulut Arıkan, Ferhat Ünlü, Hüseyin Sarıgül, Ali Bulaç, Fatma Bostan Ünsal, Ayşe Sazak, Ümit Mert, Hayko Bağdat, Özcan Gültekin, Nezir Akyeşilmen, Şilan Timur, İbrahim Sediyani, İlhan Yılmaz, Özlem Yağız, Semra Polat, Tevfik Ünal, Zeki Kentel, Şanar Yurdatapan, Mehmedi Aktoprak, M. Ali Devecioğlu, Ümit Kıvanç, Garo Paylan, Sait Demir, Elif Güzel Korkmaz, Hüseyin Hatemi, Nur Sürer, Can Özer, Kemal Gökhan Gürses, Hidayet Şefkatli Tuksal, Kezban Hatemi, Ayşe Akdeniz, Ferhat Kentel, Abdurrahim Boynukalın, Güven Akıncı, Mehmet Arif Koçer, Halil Berktay, Gülay Göktürk, Şinasi Haznedar, Mehmet Altan, Şeref Akbaba, Hakan Tahmaz, Leyla İpekçi, Mithat Sancar, Fatma Benli, Alev Erkilet, Hüda Kaya....

Kampanya ile ilgili kimi görüşler:

Cihan Aktaş : Medya lincine, her türlü lince karşı olduğum için ve Fatır suresi perspektifine duyduğum güvenle, güzel ve yerinde söz adına kampanya metnine imza verdim. Söz konusu haber Akit yerine başka bir gazetede de yayımlansaydı, imza verirdim. Bu tür haberlerin Türkiye'de ne tür sonuçlar doğuracağı sır değil, medya ve gazeteciler haber metinleri ve köşe yazılarında kılı kırk yarmalı. Şemdin Sakık isminin bütün çağrışımlarına karşılık haberde sayısız gazetecinin isminin sakınımsızca, bu yazarlara ait gerçekler çarpıtılmak suretiyle sunumu bana kabul edilemez geliyor. Ayrıca "Ermeni köken"in suçmuş gibi öne sürülmesi şeklindeki ifadeleri de çok problemli görüyorum. Müslüman dilinden, elinden emin olunan insandır. İktidardaysa bile zayıfın, mağdurun, zan altında bulunanın yanında olmalıdır İslami dünya görüşüne sahip insan. Kaldı ki gazetecinin, yazarın sorgusuz sualsiz bir iktidar perspektifinden bakması, kendini bir iktidara ait hissetmesi de tartışmaya açık. Daha sonra Akit muhabirinin telefonuyla karşılaştığım kurguya bakılırsa, payıma düşen ortalıkta dolaşan haber metnini okumadan imza vermek olmuş.Yeni Akit Müslümanlara yönelik baskı ve haksızlıklara ilişkin haberleriyle bir okuyucu kitlesi oluşturmuştu. Keşke her türlü mağdura açılarak varlığını, dil ve üslubunu yenilemeyi başarsaydı.İmza kampanyasının böyle bir sonucu olmasını da diliyorum bütün iyi niyetimle. 

İbrahim Sediyani: “Irkçı – ayrımcı yayınlar yapan odaklara karşı başlattığımız imza kampanyasına etnik/dînî/mezhebî/sınıfsal her türlü faşizme karşı olan erdemli insanlardan destek bekliyoruz. Bu ülkenin tüm aydın ve onurlu insanlarını, erdem ve fazilet sahibi bireylerini, düşmanlığı, ayrımcılığı ve nefreti körükleyen bu tür karanlık odaklara karşı tavır almaya çağırıyoruz.

Bu olayı salt bir Yeni Akit ve Cengiz Çandar, Hasan Cemal, Ali Bayramoğlu olayı olarak görmemek lazım. Ülkeyi bizzat yöneten, hükûmet adına konuşan isimlerin bile “Ermenî, Rum, Yahudî” hatta “Kürt” gibi etnik ve dînî bir aidiyeti ifade eden kavramları bir “aşağılama sıfatı” olarak kullandıklarını gözönünde bulundurursak, aslında bu söylemi aynı kafa yapısındaki bir gazeteye de çok görmemek lazım.

Bugün itibariyle içeride “millîyetçi” dışarıda “mezhepçi” bir hükûmetimiz var. Böyle bir yönetim anlayışının yayın organı gibi çıkan bir gazeteden de farklı bir davranış beklenemez. “Kürt düşmanlığı, Şiî düşmanlığı, Ermenî düşmanlığı, Yahudî düşmanlığı” bunların hücrelerine kadar işlemiştir. Bu zihniyet, sadece bir gazeteye değil, ülkenin en tepesine kadar, devlete kadar hâkim olan zihniyettir. “Türk olmayan” ve “Sünnî olmayan” herşeye düşman olan bir zihniyettir bu.

Faşizmi salt etnik veya ulusal mânâda anlamak da hatalıdır. İster ırk ve etnisite adına yapılsın, ister dîn ve mezhep adına, faşizm faşizmdir ve ilkeli duruş, her türlü faşizme karşı çıkmayı gerektirir. Faşizan kin ve nefretlerini basın – yayın yoluyla kusanlar, bu tür söylemlerin ayıplanmak bir yana prim yaptığı Türkiye gibi bir ülkede yaşadıkları için şükretmelidirler. Çünkü bütün medenî dünyada faşizm “fikir” değil “suç” olarak görülür ve cezası vardır. Bu gazete yıllar önce burada, Almanya’da da yayın yapıyordu ve Almanya’dan sırf bu zihniyeti yüzünden kovuldu. Farklı ırk, dil, mezhep ve dînler aleyhine yaptıkları yayınlar yüzünden Alman devleti bunları kovdu ve şu anda Almanya’da yayın yapmaları yasaktır. Çünkü Federal Almanya yasalarına göre ırk ve dîn ayrımı güderek halkın arasına fitne ve nefret tohumları ekmek, yani faşizm “suç”tur. Fakat bu gazete halen dahi, Almanya’daki en ufak bir olumsuz olayın haberini yaparken bile utanmadan Başbakan Angela Merkel’in koluna Nazi bandı takarak resmetmektedir. Halbuki Alman devleti dünyadaki en sosyal devlettir. Bunu öğrenmek için yorucu araştırmalar yapmanıza da gerek yok; memlekete yıllık izne gelen gurbetçilere sormanız yeterlidir. Bu noktada hele hele Türkiye ile kıyas bile edilemez.

Biz bu topraklar üzerinde yüzyıllardır kardeşçe yaşamış halklarız. Bu birlikteliğin bozulmaması için herkes ne olursa olsun, ister Alevî ister Sünnî, ister Çerkes ister Laz olsun, ister Türk ister Kürt olsun, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi lazımdır. Bu ülkenin asıl sahipleriyiz ve bu ülkenin bir parçasıyız. Anadolu demek tek bir dîn, dil, mezhep, ırk demek değildir. Müslüman, Hristiyan, Musevî, Alevî, Sünnî, Kürt, Türk, Laz, Çerkes, Arap, Ermenî, Rum, Süryanî, Çingene.. hepimiz aziz milletimizin öz evlatlarıyız. Bunlardan biri eksik olursa bu kadim coğrafyanın ahengi bozulur. Anadolu demek bunlardan sadece biri veya birkaçı demek değildir; Anadolu demek bütün bunların hepsi demektir. Bu topraklarda doğan, bu toprakların kokusunu teneffüs ederek büyüyen ve kendini bu topraklara ait hisseden herkes bu coğrafyanın çocuğudur. Hiç kimse kendisini bu toprakların asıl sahibi ama yekdiğerini bir yabancı, sığıntı olarak görmemelidir.”

Hidayet Şefkatli Tuksal : "Bu üç yazarın Türkiye'nin demokratikleşme mücadelesine verdikleri katkı ortada. 28 Şubat'ın en zor günlerinde dindarların haklarını savunmaktan çekinmeyen, demokrat tutumları pek çok badireyle sınanmış Hasan Cemal, Ali Bayramoğlu, Cengiz Çandar ve Yasemin Çongar'ı, sırf demokratlıkları Yeni Akit'in politikasıyla uyuşmuyor diye kara propogandanın konusu haline getirmek, utanç verici bir olaydır. Bir Müslüman olarak Yeni Akit Gazetesi'nin bu tutumundan dolayı "utanıyorum". Bu yazarlarla farklı dünya görüşlerine ve Kürt meselesinde de farklı yaklaşımlara sahip olabiliriz. Ama bu farklılık, onların görüşlerini açıklamalarına engel olma, onları Akitvârî bir andıcın konusu haline getirme cüretini kimseye veremez. Müslümanlar "herkes için adalet" prensibini, Yeni Akit'in kara propogandasına kurban edemezler."

Ufuk Coşkun : "Aydınların ırklarını, dünya görüşlerini ve inançlarını takan ulus devletçi sistemlerden kalma bir dışlayıcılığı andırırcasına da isimlerinin önüne bu sıfatlarıkoyan Akit Gazetesi'ne özgürlük değerini önemseyen birisi olarak tepkimi göstermek istedim. Çünkü Türkiye’de bu tür hadiselerde ne zaman sessiz kalınsa sonu vahim biten acı olaylara tanıklık ediyoruz..Bu ülke şiddetten ve kandan beslenmeyen, insanların ölmediği, her kesimden insanla, Türküyle, Kürdüyle, Ermenisiyle, Alevisiyle, Müslümanı, Sunnisi ve gayri müslimiyle birlikte barış ve huzur içinde yaşanılan bir ülke olana kadar da sessiz kalmamayı tercih ediyorum. "

Ayhan Bilgen :

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAVUNMAK İÇİN O İFADELERE KATILMAK GEREKMEZ

Bazılarının anlamak istemediği yada ahlak ve algı düzeylerinin anlamaya yetmediği bir durumla karşıkarşıyayız. Katıldığınız, tümüyle onayladığınız görüşlerin ifade edilmesini savunmak taraftar olmanın doğal sonucudur. Oysa hak savunuculuğunun, adaletten yana tavır almanın gereği, karşı olduğunuz görüşlerin ifade özgürlüğünü savunmaktır.

Ali Bayramoğlu, Cengiz Çandar, Hasan Cemal yada başka gazetecilerin ifade özgürlüğünü savunmak için onların yazılarındaki tüm düşüncelerine taraftar olmak gerekmez. 

312 General davasında Akit gazetesine yönelik baskıya karşı çıktığımızda söz konusu yazının içeriğini onaylama ihtiyacı duymadan ifade özgürlüğünü savunmuştuk. 

İftira, yalan haber, karalama ve hedef gösterme, ifade özgürlüğü değil açıkça hak ihlalidir. 28Şubat döneminde Akit gazetesine yönelik baskılara karşı çıkmamız, Akit gazetesinin dönemin önemli aktörleri olan Cumhurbaşkanı Sezer ya da Orgenaral Bir hakkındaki yalan ve haksız haberlerini onaylamamızı gerektirmez. Bu kişilerin mal varlıkları ya da hasta mahkumların affı ile ilgili haberlerde açıkça yalan ve haksız haber yoluna başvurulduğunu defalarca ifade ettik, uyardık.

Nitekim geçtiğimiz yıl içinde şahsımla ilgili baştan sona yalan bir haberi manşete taşıyıp "aday olmak için Kandil'e gittiğimi" iddia ettiler. Haberin  kullanıldığı tarihte YSK'nın aday listelerini bile çoktan ilan ettiğini hatırlatan, gayet nazik bir uyarı metni göndermiş olmama rağmen gazeteciliğin asgari ahlakını sergileyip düzeltme hakkımı kullanmama izin verilmedi.

Biz her dönemde "zalim kim olursa olsun", gazetelere, gazetecilere baskı yapılmasına karşı çıkmaya da, gazetelerin, başkasının kişilik haklarını ihlal eden haberler yapmasına karşı tutum almaya da devam edeceğiz.(Duzceyerelhaber.com)

 

Diğer Haberler