Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Orgeneral Mehmet Erten’e ”Cesaret Madalyası” verildi

Orgeneral Mehmet Erten’e "Cesaret Madalyası" verildi

12 Aralık 2012 Çarşamba 17:02
T.C. Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Mehmet Erten’e "TSK Şeref Madalyası" verildi.

Stephen Crane'ın Kuzey-Güney savaşı diye bilinen Amerikan iç savaşını anlattığı "Cesaret Madalyası" isimli romanı 1895 yılında yayınlanmıştı.

Roman, savaştan kaçıp ormana saklandığı için arkadaşı tarafından başına dipçik indirilip öldüresiye dövülen, savaşı bu dipçik darbesiyle yarı baygın bitiren, çatışma sonrasında "gazi" sanılıp kan revan içinde cephe gerisine taşınan ve sonunda cesaret madalyası ile onurlandırılan er Henry Fleeming'in hayatını anlatılıyordu.

Ne ondan önce, ne de ondan sonra cesaretin ve madalyanın aslında ne anlama geldiğini daha iyi anlatan bir roman yayınlanmadı… Veya en azından ben okumadım.

Üstelik Dinkerque Muharebesinin Fransızların başarısıyla sonuçlanmasının ardından Ames Lefepre adındaki erin, mahcubiyetle mırıldandığı o meşhur cümleye kadar kimsenin cesaret ve madalya ile ilgili daha güzel bir cümle okuduğunu da sanmıyorum.

İzninizle olayı kısaca anlatayım.

1940 yılının Mayıs ayında 1. Fransız Ordusu tarafından Müttefik askerlerinin geri çekilmek için zaman kazanmaları amacıyla yapılan, nihayetinde İngiliz, Fransız ve Kanadalı 350 bin askerin ölüm çemberini yarıp sağ kurtulmaları ile sonuçlanan Dinkerque Muharebesi'nde elde edilen stratejik zaferden sonra sağ kalan tüm Fransız askerlerine cesaret madalyası verilmişti.

Ama biri bu onuru reddetmişti.

Sadece biri.

Çavuş Ames Lefepre.

Üstün cesaret madalyasını reddederken mırıldandığı cümle ise şuydu:

"O gün ben savaşmadım ki, kaçıp saklandım!"

Savaşın insan bedeninde ve ruhunda açtığı yaraları bir nebze olsun unutturmaktan başka hiçbir işlevi olmayan, bu yüzden pek de prestijli sayılmayan bu ödül, Ames Leferpe'in "red ve iade" eyleminden sonra pahaya binmişti.

Çünkü üstün cesaret ödülüne layık görülen bir çavuş, "ben savaşmadım ki, kaçıp saklandım" deme cesaretini göstermişti.

Fransızlar "asıl şimdi hak ettin" diye ısrarla ödülü verip roman ve film konusu yapıp onurlanacak yerde hamasi davranıp olayı gizlemişlerdi.

Çünkü dünyadaki tüm askerler aynıydı.

Ve çünkü bir Fransız askeri asla korkak olamazdı!

Bir roman kahramanı olan Henry Fleeming ile ahlak üstadları tarafından gerçek bir kahraman kabul edilen Ames Lefepre'in öyküleri Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Mehmet Erten’e "TSK Şeref Madalyası" verilince tekrar aklıma gelmişti.

Ama yazmak için erkendi.

Çünkü Mehmet Erten'e 28 Kasımda madalya verildiğini Nasname haber yapmıştı, ancak TSK'dan henüz bir açıklama yoktu.

Nihayet TSK'nın internet sitesinden bir açıklama yayınlandı ve Erten'e "TSK Şeref Madalyası" verildiği bildirildi.

Daha doğrusu verildiği kabul edildi.

Bilirsiniz, toplam ağırlığı 14 gram olsa da, TSK Şeref Madalyası, Türk Silahlı Kuvvetlerinin en prestijli madalyasıdır.

Bu madalya, savaş zamanlarında sevk ve idaresi ile zaferi hazırlayan veya kolaylaştıranlara verilirken, sıcak çatışma, yani savaş olmayan dönemlerde ise -ki savaş olmayan, yani savaşa hazırlık dönemlerine barış dönemi denir- hayatî tehlikede olan kişi ve birlikleri kendi hayatını tehlikeye atarak kurtaran, Türk veya yabancı uyruklu asker ve sivil kişilere verilir.

1972 yılında başlayan TSK Şeref Madalyası uygulaması Erten'le beraber tam 83 Orgeneral ve Oramiral’e verilmişti.

Bu madalyaya layık görülen sair zevatı ve öykülerini kurcalamadan sadece şunu söyleyebilirim ki TSK Şeref Madalyası'na layık olmak için gerekli kriterleri okumama rağmen Orgeneral Mehmet Erten'in bu ödülü hak edip etmediği konusunda hiçbir fikre sahip değilim…

Ama "Şeref madalyası" konusundaki iki gönüllülüğümü bir kenara bırakarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, Mehmet Erten kesinlikle "Cesaret Madalyası" ile ödüllendirilmeyi hak etmişti.

Hem böylelikle bu ödül ne Henry Fleeming'inki gibi uyduruk olacak, ne de Orgeneralin Ames Lefepre gibi ödülünü iade etmek için bir sebebi olacaktı.

Üstelik bu ödüle kimse mırın kırın yapmayacaktı. -Hoş Nasname ve Taraf'tan başka kimse itiraz etmedi ya-

Kimse itiraz etmeyecekti, çünkü herkes ellerinde muhtemelen birer değnek bulunan 34 Kürd çocuk ve gencini sadece ilkel Heronlarla tespit edip, F16 gibi basit savaş araçlarından atılan birkaç ton bombayla imha etmenin gerçekten üstün bir cesaret gerektirdiğini itiraf edecekti.

İyi, tamam, biz de itiraf edelim.

Boş hayallerle uğraştığımızın farkındayız.

Çünkü TSK'nın rürbeli rütbesiz her Türk askerine "cesur" muamelesi yaptığını biliyoruz.

Birilerine cesaret madalyası vermek diğer askerleri daha az cesur ilan etmek anlamına geleceğinden bu uygulamaya sıcak bakmadığını da.

Bu yüzden biz de bu ödülü gıyabında kendilerine takdim ediyoruz.

Çünkü bizce Orgeneral Mehmet Erten gerçekten cesaret madalyasını hak etti!

Kutlu olsun…

Mehmet Yavuz (Arıtürk)-Nasname
 

Diğer Haberler