Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Pariste PKK’ye Suikast: Tasfiye mi, İç Hesaplaşma mı?

Pariste PKK'ye Suikast: Tasfiye mi, İç Hesaplaşma mı?

10 Ocak 2013 Perşembe 13:00
Paris'te suikast: PKK'nin kurucularından Sakine Cansız, KNK Paris temsilcisi Fidan Doğan ile Leyla Söylemez adındaki genç kadın katledildi.

Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen silahlı bir saldırıda aralarında PKK'nin kurucularından Sakine Cansız ve KNK Paris temsilcisi Fidan Doğan ve Leyla Söylemez adlı genç kadın hayatını kaybetti.

Alınan bilgilere göre kimliği belirsiz kişi yada kişiler, Gare du Nord’da bulunan Kürdistan Enformasyon Bürosu’na girerek saldırıda bulundu.

İçerde bulunan Kürt siyasetçi Sakine Cansız, KNK Paris temsilcisi Fidan Doğan ile Leyla Söylemez adındaki genç kadın katledildi.

Saldırıda susturuculu silah kullanıldığı sanılıyor. Ancak henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

Cansız ve Doğan'ın başlarından, Söylemez'in ise karnından vurulduğu bildirilirken, Fransız polis bina içerisinde incelemelerde bulunuyor.

Saldırının saati tam olarak bilinmiyor. Olay yerindeki Özgür Politika gazetesi muhabiri Selma Akkaya, Fidan Doğan'dan saatlerce haber alınamaması üzerine, arkadaşlarının gece saat 01.00 sıralarında binaya geldiklerinde kapı önünde kan izleri görünce kapıyı kırıp içeri girdiklerini söyledi.

Fransa Kürt Dernekleri Fedederasyonu (FEYKA) Başkanı Mehmet Ülker de, "Bir iki arkadaş kapıda kan izleri görüyor. Kapıyı kırıp içeri girdiklerinde, üç kadının infaz edilmiş olduğunu görüyorlar" dedi.

Büronun birinci katta bulunduğu ve işlek bir caddede yer aldığına işaret eden Ülker, katliamın 9 Ocak akşamı saat 18.00 ya da 19.00 civarı işlenmiş olabileceğini söyledi. Ülker, çok profesyonelce yapılmış bir cinayet olduğunu söyledi.


KCK: Saldırı Türk Gladyosunun işi

Fransa’nın başkenti Paris’te Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Söylemez’in katledilmesinin ardından bir açıklama yayınlayan KCK, olaydan uluslararası arka planı olan Türk Gladyosunu sorumlu tuttu. KCK açıklamasında Kürt sorununun demokratik çözümü önünde engel olan sömürgeci-faşist odaklara karşı mücadele çağrısında bulundu.

PKK kurucu kadrolarından Sakine Cansız, KNK Paris temsilcisi Fidan Doğan ve Gençlik Hareketi üyesi Leyla Söylemez’in katledilmelerinin ardından KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı bir açıklama yayınladı. Kürdistan’da Kürt hareketinin lider kadrosuna yönelik saldırıların başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Avrupa’da Sakine Cansız’ın hedef seçildiğinin ifade edildiği açıklamada saldırının Kürt halkı üzerindeki sömürgeciliğin sürdürülmesinden yana olan ve Kürt halkına dönük kirli amaçlar taşıyan çevrelerin tertipleyip uyguladığı bir katliam olduğu kaydedildi.

KCK saldırıdan uluslararası arka planı olan Türk Gladyosunu sorumlu tutarken AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in ve Türk basının, “iç hesaplaşma” söylemlerini “hedef şaşırtmak” olarak nitelendirdi.

(ANF)
 


Nasname'nin Analizi

İmralı ile görüşmelerin başlaması ile birlikte karanlık eylemler de yürürlüğe konulmaya başlandı.

Silahların susma olasılığı belirdiğinde devreye giren karanlık güçler, görüşmeleri sabote etmek için bu defa dolaylı yollara başvurma gereği duymadan  amaçlarını açıkça ortaya koydular…

Fransa’nın başkenti Paris’te üç PKK’linin şaibeli bir şekilde infaz edilmesi ve infaz edilenler arasında Sakine Cansız’ın da bulunması sabotecilerin  büyük oynadığını gösteriyor.

Basına yansıyan bilgilere göre Sakine Cansız ile birlikte KNK Paris temsilcisi Fidan Doğan ve ismi belirlenemeyen bir kadın da infaz edildi.

İnfaz, Gare du Nord’da bulunan Kürdistan Enformasyon Bürosu’nda gerçekleşti.

Olayı şaibeli kılan noktalar:

1-Gare du Nord’da bulunan Kürdistan Enformasyon Bürosu birinci katta ve işlek bir caddede bulunuyordu. İnfaz’ın akşam 18-17 saatlerinde yapılmış olması ve gece 01 sularında “fark edilmesi” düşündürücüdür…

2- PKK çevresi,’bazı arkadaşlar kapının önünde kan izleri görmüş ve şüphelenerek kapıyı kırarak içeri girmişler; böylece olayı fark edebilmişler’ diyorlar…

İçerde gerçekleşen infazda kapının dışında kan izleri olması ciddi bir soru işareti oluşturuyor.

3- Dışarıdan gelip infazı gerçekleştiren kişi/kişiler söz konusuysa infaz edilenlerin bulunduğu büronun kapısını kim/kimler içerden kapatmış o zaman?

4- Sakine Cansız gibi PKK kurucusu ve halen en etkili isimlerinden biri ile KNK Paris temsilcisi Fidan Doğan gibi bilinen aktif insanlardan 6-7 saat iletişim kurulmamış olması ve haber alınmaması olanaklı mıdır?

Hem infaz edilenlerin konumu (özellikle Sakine Cansız), hem zamanlaması hem de infaz biçimi çok düşündürücüdür.

PKK/BDP ve türevlerinin son yıllarda dillendirdiği tek şey “Öcalan muhatap alınsın”, “tek muhatap Öcalan’dır”…

Bu söylemde, gerçekleşme olasılığı olmadığını düşündükleri için ısrar ediyorlardı ve çözümsüzlükte kendilerinin bir sorumluluğu olmadığı algısını yaratmaya çalışıyorlardı…

Olanaksız sanılan gerçekleşti ve devlet/Hükümet Öcalan’ı resmen muhatap alarak görüşmelere başladı. Düne kadar “tek muhatap Öcalan” diyen çevreler hemen söylem değişikliğine giderek, Öcalan ile birlikte diğer kesimlerin de görüşmelere dahil edilmesini dillendirdiler. Hatta bazı BDP Milletvekilleri, Öcalan ile görüşmek yetmez onu serbest bırakmaları gerekir’ gibi zamansız, anlamsız ve görüşmelerin sonuç almasını engelleyici beyanatlarda bulundular…

İradelerini Öcalan’a teslim edenler, bu iradenin devlet tarafından satın alınacağını hesaba katmadılar. Gelinen aşamada tüm inisiyatifi Öcalan vasıtasıyla eline alan devlet, görüşmelerin sonucu ne olurs olsun kazançlı çıkacaktır.

Öcalan’ın elle tutulur bir şey istemediği ve sadece kendi geleceğini düşündüğü anlaşılınca PKK içindeki değişik çevreler telaşlanmaya başladı ve “satılacak mıyız” endişesine kapıldılar…

Bu telaş ve “satılacak mıyız” endişesi farklı kesimleri harekete geçirdi…

Aynı şekilde, iç hesaplaşmada tek umudu PKK olan Kemalistler de, Öcalan’ın Hükümet/Gülen cemaati ile yakınlaşmasında korktular ve bu görüşmelerin etkisizleşmesi için harekete geçtiler…

Gelişmeler doğru okunduğunda Paris’teki infazın arkasında kimler olduğu konusunda tahminlerde bulunmak olanaklıdır.

  1. Öcalan ile anlaşan (anlaşabileceğini gören) devlet, varılan anlaşmayı sabote edebilecek aykırı sesleri ortadan kaldırmak için MİT veya diğer gizli örgütlerini devreye sokmuş olabilir…
  2. PKK içinde Öcalan’a bağlı olan (aynı zamanda devlet politikalarının da gereği olarak) kesim, bu varılacak olası anlaşmadan sonra problem çıkarabilecek insanları ortadan kaldırmış olabilir…
  3. PKK içindeki Kemalist kanat, çatışmaların sona erme olasılığından korktuğu için böyle bir eylem ile görüşmeleri sabote etmek istemiş olabilir… (nasname.com)

Diğer Haberler