Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Ramazan, manevi eğitimde altın çağdır

Ramazan, manevi eğitimde altın çağdır

07 Ağustos 2012 Salı 14:06
Ramazan ayı ve oruç ibadeti, yalnızca yetişkinler için değil, çocuklar için de büyük önem taşıyor.

Ramazan ve oruç, özellikle kişiliğin oluşmaya başladığı çocukluk döneminde çocuklarda imanî değerlerin aşılanması ve ibadet eğitiminde önemli derecede kolaylıklar sağlar. Çocukları oruca alıştırmanın önemi ve metodu ile ilgili sorularımızı yanıtlayan Adıyaman Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Süleyman Karacelil; ailelerden, çocuklarını oruç tutmaya teşvik etmelerini istedi.

Ramazan ayının çocuklar için  öneminden söz edebilir misiniz?

Çocuğun manevi eğitiminde son derece önemli, altın değerinde bazı zamanlar vardır. Bu zaman dilimlerinin başında Ramazan ayı özellikle zikredilmelidir. Ramazan ayı ülkemizde toplum olarak manevi havanın kendisini en çok hissettirdiği zaman olması, insanların pek çoğunun ibadetleri yerine getiriyor olması nedeniyle, çocuklara imanî değerlerin aşılanması ve ibadet eğitiminde önemli derecede kolaylıklar sağlayacaktır. Anne-babalar olarak Rabbimizin bize verdiği terbiye görevini en iyi şekilde gerçekleştirmek, çocuğun iman ve ibadet dünyasının temellerini küçük yaştan itibaren oluşturmak zorundayız. Bunu sağlamada gerek manevi havanın yoğunluğu, gerek insanların ibadetlerinin zirveye çıkması, gerekse Kur’ân kıraatleri, teravih namazları, iftar ve sahuru ile hemen her yerde mevcut olan değişik Ramazan faaliyetleri çerçevesinde çocuklarımıza her zamankinden farklı günler yaşatmalı, Ramazanın her boyutuyla çocuğun ruh dünyasına silinemez bir mühür olarak vurulması için gayret göstermeliyiz. Unutmayalım ki vurulan bu mühürler çocukların iman ve ibadet dünyasının kaybolmayan yapı taşları olacaktır.

ORUÇ ÇOCUĞA BAŞARILI OLMAYI ÖĞRETİR

Oruç tutmanın kişilik oluşumundaki rolü ve oruç tutan bir çocuğun iftar sonrası sevincinin başka öğrenmelere etkisinden söz edebilir misiniz? Bu şekildeki duygusal öğrenmelerin önemi nedir?

Oruç ibadetinin çocuğun şahsiyetinin gelişmesi noktasında önemli faydaları vardır. Oruçlu bir çocuk evde anne-baba veya herhangi bir büyük olmadan, ne anne-baba ne de polis baskısı olmaksızın, hiç kimsenin kendini engellemesi söz konusu değilken, evde bulunan çeşit çeşit yiyecek ve meyvelere istese çok kolay ulaşabileceği halde, elini uzatıp almıyorsa bu çocuk sırf Allah’a ibadet için bunu yapıyor demektir. Aynı çocuk şimdi ya da daha sonra bir başkasının, malına el uzatabilir hak gasbını gerçekleştirebilir mi? Bu ibadetle, bu anlayışla büyüyen çocuk,  her aklına geleni içgüdüleriyle yaşayan bir varlık olmaktan kurtulur. Böylece günümüzdeki gençliğin parolası olan “Ne yapayım canım istedi, onun için yaptım” ve benzeri sözleri söylemez. Bunun da ötesinde başarma, zorluklara katlanma, hedefe ulaşmak için çaba ve gayret gösterme yeteneğini de oruç çocuğa öğretmekte, çocuğun hayatta da başarılı olmasına vesile teşkil etmektedir.

Çocuklarımızı oruç tutmaya nasıl teşvik edebilir, onlara oruç alışkanlığını nasıl kazandırabiliriz?

Çocukların en çok rağbet ettiği, en çok hoşlandıkları ibadetlerden birisi de oruçtur. Ramazan ayının başlamasıyla ev hayatında ortaya çıkan değişiklikler çocukların bu ibadete özel bir ilgi duymalarını sağlamaktadır. Ramazan ayı içerisinde çocukların oruçla ilgili faaliyetler içinde tutulması, mesela kandilleri gözetlemeleri, iftar topunun atılmasını veya ezanın okunup okunmadığı haberini vermeleri görevi onları ibadetin merkezine çekecektir. Ramazan ayının diğer günlerden farkını çocuk çok rahat anlayacaktır. Çünkü bu ayda orucun yanında gece sahuru, teravihler, iftar sofraları, karşılıklı gidiş gelişler, hatim programları çocuğu farklı bir âleme taşıyacaktır. Ancak şu hususa özellik dikkat çekmeliyim ki Ramazan ayında oruçlu anne-babanın çocukların olumsuz davranışlarına karşı “Oruç başıma vurdu zaten. Git başımdan, asabiyim” gibi ifadeleri kullanmaları son derece yanlıştır. Çünkü çocuk sözü kendi istediği gibi anlayarak, anne ve babasının kendisine kızmasına neden olduğu için Ramazandan ve oruçtan nefret edebilecektir.

ÇOCUKLARINIZA ORUCU SEVDİREREK ALIŞTIRIN

Aileler çocuklarına kaç yaşından itibaren oruç alışkanlığı kazandırmaya çalışmalıdır?

Küçük yaşlardan itibaren çocuklar severek oruç ibadetini yerine getirmek isteyeceklerdir. Yaşları çok küçük olan çocukların fiziki yapısı buna izin vermeyecekse anne babanın da çocuğa izin vermemesi, biraz daha büyüyünce oruç tutmasını tavsiye etmesi en doğru davranış olacaktır. Ancak bedenen gelişmiş, oruç tutabilecek bir çocuğa oruç tutması için izin verilebilir. Bu durumda çocuğa sahurda sevdiği yiyecekler hazırlanmalı, karnının tam doyması sağlanmalı ve orucunu tamamlaması sağlanmalıdır. Gerekirse sahabenin yaptığı gibi oyun ve eğlence ile meşgul ederek orucunu tamamlaması için gayret edilmelidir. Ciddi şekilde oruç tutamayacağı kesinleşirse orucunu bozmasına izin verilebilir. Ancak bu duruma düşebilecek kadar küçük çocuklara oruç tutturulmamalıdır. Çünkü ibadet ciddi bir iştir, çocuğun da bunu fark etmesi gerekir. Kanaatimizce alıştırmak için okul öncesi dönemde çocuğun isteği doğrultusunda öğlene kadar oruç tutturulması sorun arz etmeyecektir. Ancak onun küçük yaşlarda bu şekilde oruç tutmasının kabul edilebileceği ilerleyen yaşlarda böyle bir oruç tutmanın söz konusu olamayacağı da vurgulanmalıdır. Yaş olarak belirtmek gerekirse Peygamber Efendimizin namazla ilgili hadisini bütün ibadetler için teşmil etmeli 7 yaşında oruca alıştırmaya başlamalı 10 yaşında da daha ciddi üzerinde durulmalıdır.

Bazı aileler çocukları için “Daha küçüktür” diyerek biraz da duygusallıkla oruç alışkanlığını çok geç yaşlara bırakabiliyorlar. Bu durumdaki ailelere ne tür tavsiyeleriniz olacak?

Küçük yaşlardan itibaren çocuklara iman ve ibadet eğitiminin verilmesi Kur’ân ve sünnet tarafından aileye verilen önemli bir görevdir. İçinde bulunduğumuz çağda ailelerin, çocukların dünya ve ahiret saadetlerini sağlamak adına din eğitimine hassasiyetle eğilmeleri bir zorunluluktur. Aman “küçük hele büyüsün” demek kendisi de bir imtihan vesilesi olan çocuklarla olan imtihanı anne babanın kaybetmesi anlamına gelir. Bu kayıp maalesef sadece ebeveyni değil kendisi için her şeyi feda edebileceğimiz yavrularımızın dünyasının yanında ahiret hayatını kaybetmeleri sonucunu doğuracaktır.

Emrah Tel / Doğruhaber

Diğer Haberler