Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Rojava (Suriye Kürdistanı) halkı ambargoya direniyor

Rojava (Suriye Kürdistanı) halkı ambargoya direniyor

23 Aralık 2012 Pazar 13:31
Suriye’deki iç savaş Batı Kürdistan’daki yaşamı giderek daha fazla etkiliyor. Bir yandan yaşanan savaş, öte yandan Türkiye ve Güney Kürdistan Hükümeti tarafından kapatılan sınır kapıları....

Suriye’deki iç savaş Batı Kürdistan’daki yaşamı giderek daha fazla etkiliyor. Bir yandan yaşanan savaş, öte yandan Türkiye ve Güney Kürdistan Hükümeti tarafından kapatılan sınır kapıları halkın günlük zorunlu ihtiyaçlarını bile karşılamada zorluklar yaşatıyor. Gıda, yakacak, elektrik alanlarında yaşanan sıkıntıların yanı sıra, birçok kentte ilaç sıkıntısı da baş gösterdi. Ancak tüm bu sorun ve sıkıntılara rağmen Batı Kürdistan’da halk gerçekleştirdiği devrime sahip çıkıyor ve geleceğe umutla bakıyor.

Batı Kürdistan’da her hafta Cuma Namazı ardından düzenlenen Cuma yürüyüşlerinde bu hafta ambargo özelde de Güney Kürdistan sınır kapısının kapalı olması protesto edildi. “İrademiz ambargonuzdan daha güçlüdür” şiarıyla gerçekleştirilen yürüyüş ardından yapılan konuşmalarda Batı Kürdistanlılar, her koşulda devrimlerine sahip çıkacaklarını, baş gösteren sorunlara kısıtlı imkanlarla da olsa çözüm üretecekleri mesajını verdiler.

Tüm yerleşim merkezlerinde ilk göze çarpan uzayıp giden ekmek kuyrukları oluyor. Gece saat 24.00’ten itibaren başlayan ekmek kuyrukları gün boyu azalmadan devam ediyor.

Dirbesiye’de ekmek kuyruğunda beş saat bekleyen Halit Faris, mazot yokluğundan dolayı fırınların sürekli çalışmaması, Derazor, Halep başta olmak üzere çatışmaların şiddetli yaşandığı kentlerden göç edenlerle birlikte nüfusun daha da artmasının bunda etkili olduğunu belirtiyor.

“Biz bir devrim yaptık. Bu devrimin bedeli elbette olacak. Şimdi yaşadıklarımız bu devrimin bedelidir. Yaşadıklarımız özgürlüğün bedelidir. Bedelsiz özgürlük nerede görülmüştür. Elde ettiğimiz özgürlüğün bedelini ödüyoruz” diyen Faris Türk devletinin bu devrimin kazanımlarını boğma amacında olduğunu belirtiyor.

Sözü Güney Kürdistan sınır kapısına getiren Faris, sınır kapısını kapalı tutmanın bu politikaya destek anlamına geldiğini belirterek Güney Kürdistan hükümetinden bir an önce ambargoyu kaldırmasını istiyor.

YASAKLAR VE ALIŞKANLIKLAR…

Yaşanan sıkıntıların Baas rejiminin yıllardır izlediği politikalardan kaynaklı boyutları da var. Baas rejimi döneminde değirmenler, yine evlerde un bulundurmak yasaklanmış. Devlet tarafından kentlerde yapılan iki fırınla kentler ve bağlı köylerin ekmek ihtiyaçları karşılanmak istenmiş. Faris bu uygulamanın devletin bir özel savaş politikası olduğunu belirterek, bundan dolayı evde ekmek yapma vb gibi kendi ihtiyaçlarını karşılama alışkanlığının olmadığını söylüyor.

Bunun sürekli bir yerlerden bekleme gibi bir durum beraberinde getirdiğine dikkat çeken Faris, “ Bu yüzden şimdiye kadar kendi sorunlarımıza çok fazla kendimiz çözüm bulmaya çalışmadık. Çünkü öyle bir kültür yoktu. Ancak şimdi zorlukları görünce kendimiz çare armaya başladık. İlk elden eskiden yasaklanan değirmenlerimizi yeniden çalıştırmaya başladık. Ancak bu sefer mazot sorunu karşımıza çıktı” diyor.

DİĞER PARÇALAR AMBARGOYA SESSİZ KALMAMALI

Faris, mazotun nerdeyse ekmek su kadar hayati bir öneme sahip olduğuna dikkat çekiyor: “Fırınlar mazot ile çalışıyor. Mazot olmayınca ekmek yapılamaz. Su mazotla geliyor. Çünkü kent suları merkezi kuyulardan karşılanıyor. Merkezi kuyulardan mazotla çalışan dev jeneratörlerle merkezi kent depolarına aktarılıyor. Oradan da kente su veriliyor. Mazot olmayınca bu işlemlerin hiç biri yerine getirilmediği için susuz kaldığımız günler de oluyor.”

Mazot yüzünden şehir içi ve şehirlerarası ulaşımın da durduğuna dikkat çeken Faris, “böyle olunca her yerle her şeyle bağlantılar kesiliyor. Buda kuşatma anlamına geliyor. Ancak biz Kürtler tarihimiz boyunca yüzlerce, binlerce kuşatma görmüşüz. Ama bu kuşatmaların hepsini aşmayı da bilmişiz. Bu kuşatmaları aşmasaydık bu gün olmazdık” diye konuştu. Kürtlerin kuşatmaları ulusal birlik içinde ve ruhsal birlikle aştıklarını söyleyen Faris, Kuzey, Güney ve Doğu Kürdistan halkının bu ambargoya karşı sessiz kalmamaları çağrısında bulundu.

Halit Faris söylediği bu sözlerden sonra fırının önünde ekmek kuyruğunda bekleyen çocukları etrafına toplayarak zafer işareti yapıyor. Kendisinin de Baas rejimi altında çocukluğunu bunun gibi ekmek kuyruklarında geçirdiğini hatırlatıyor. “Şimdi de bu çocuklar burada ekmek kuyruğunda bekliyor. Ama onların çocukluğu bizim çocukluğumuz gibi fırının önünde ekmek kuyruğunda geçmeyecek. Çünkü artık her sorunumuzu kendimiz çözeceğiz. Değirmenlerimizi çalıştırıp, kendi fırınlarımızı yaparız. Yine köylerde evlerimizde ekmek yapmaya başlayacağız. Dolaysıyla bu çocukların sabah erkenden kalkıp fırının önüne gelmelerine gerek kalmayacak” diye de ekliyor.

ZORLUKLAR VAR AMA HUZURLUYUZ

Günlük yaşam ihtiyaçlarındaki sıkıntı Batı Kürdistan halkını zorlasa da çözümsüzlük kabul edilmiyor. Derbisiyê’ye bağlı Berkevirê köyünde bir kaç gündür su akmayınca halk yağmur sularından su ihtiyaçlarını karşılamaya başladı. Yağmur sularının biriktiği bir göletten su alan Fadi Ali adındaki kadın hiç bir zorluğun kölelik kadar kötü olmadığını belirterek bir halkın iradesinin her türlü ambargoyu delmeye yeteceğini özetliyor bizlere:

“Eskiden köleydik. Hatta köleden de daha öte bir durumumuz vardı. Şimdi özgürüz. Tek sıkıntımız bize uygulanan ambargo. Bu sıkıntıları da irademiz ve imkanlarımızla aşacağız. Belki ekmeğimiz, suyumuz, elektriğimiz yok ama huzurumuz var. Bazı zorluklar yaşıyoruz ama bu zorluklardan sonra özgürlüğün olduğunu biliyoruz. İrademiz bizi yaşatıyor ve yaşatmaya yetiyor.”

Seyit EVRAN - ANF

Diğer Haberler

Diğer Haber Başlıkları