Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Rusya’ya güvenelim mi? [Selahattin Çelik]

Rusya’ya güvenelim mi? [Selahattin Çelik]

16 Şubat 2017 Perşembe 11:50
Rus yetkililer, PKK ve PYD’yi terörist görmediklerini açıkladılar. Ardından Moskova Kürt Konferansı. Paçayı erken sıvamamak için:

Rusya’ya güvenelim mi?

Selahattin Çelik*

Rus yetkililer, PKK ve PYD’yi terörist görmediklerini açıkladılar. Ardından Moskova Kürt Konferansı. Paçayı erken sıvamamak için:

 

Rusya PKK’ye hiçbir zaman terörist demedi. NATO-AB kararlarına dahil olmadı. Sakın yanlış anlamayın: Gerektiğinde Rusya için PKK (ve de Kürt sorunu) kocaman bir “yok”tur.

 

1990’larda Rusya’da PKK epey aktifti. DUMA’da lobisi vardı. Kuşkusuz büyük çoğunluğu devletlerinin ajanlarıydı, Liberal Demokrat Parti lideri Vladimir Jirinovski gibi. Rusya Kürtlerinden PKK’ye büyük katılım vardı.

 

Öcalan’ın Türk devletinin eline geçmesiyle birlikte, o güzel günler geride kaldı. PKK bir daha toparlanamadı.

 

Rusya’da yıllarca kalabilirsin ama kimliksiz olarak. Politik iltica hakkın yoktur. Ne zaman isteseler kulağından tutar sınırdışı edebilirler. Rehinesin, ticari malsın. Avrupalılar yıllardır o ticareti sürdürüyorlar. Şimdi Ruslar sırada.

 

Hatırlamanız gerekir. Putin Erdoğan’ı ayağına getirttiğinde, Erdoğan “PYD bürosunu” konu yapar. Putin’in cevabı: “O sadece bir kültürel dernek”.

 

Mecit Gümüş’ü hatırladınız mı?

 

PKK davasından 10 sene tutuklu kalmıştı. Cezaevinden çıkınca soluğu PKK’de almıştı. Kuzey Kürdistan’a yollanmış, tekrar yakalanmıştı. İlk tutukluğunda fazla yatmıştı. Devlet borcundan sildi. Tekrar ver elini PKK.

 

Hasta düşmüştü. Dinlenme ve faaliyet için Rusya uygun dediler. Kürt köylerinde kalıyordu. Meşruydu. Ama legalliği, Rus keyfiliğine tabiydi.

 

Birden canavarlaştırdılar onu. 2012’nin sonunda Ruslar onu Türkiye’ye teslim ettiler. Adres her zamanki gibi cezaevi.

 

Hastalığı azmıştı. Ellerinde ölmesin diye 2015’te cezaevinden saldılar. Yuvaya, PKK’ye döndü. 22 Ağustos 2016’da Süleymaniye’de son nefesini verdi.

 

Mecit’in hikayesi, Kürdistan dramının binlerce örneğinden sadece bir tanesi ama istisnası vardı: Ruslar sattıklarında hiçbir ölçü tanımıyorlar.

 

Olayın nasihatı: Mecit’i satanlar, tüm Kürtleri de satarlar. Rusya önemli ama kalleşliğin meslekleri olduğunu unutmadan.

 

Rusya politika mı değiştiriyor?

 

Keşke. Rusya artık eskisi gibi tek Alevi iktidarıyla Suriye’yi yönetemeyeceğini iyi biliyor. Tartus ve Lazkiye’de bile Sünni Arap kuşatması altındalar. Askeri üstünlük her şeyin kazanıldığı anlamına gelmemektedir. Kürtlerin artan önemi ortada.

 

Yoksa uluslararası Kürt politika merkezi mi değişiyordu? Olabilir. Ortadoğu’da Rus etkisi, Batılı güçlerinkini aşıyor. Kürt sorununda Rus ağırlığı artmış. Kürt siyaseti de Moskova’ya uygun önemi vermek durumunda.

 

Rusya’nın Türkiye ile yürüttüğü bir Suriye anlaşması var. Ama kırılgan o. Kürtler üzerinde bir uyumları var ama kalıcı olma zemini yok gibi.

 

Türkiye ve ABD yoğun temas ve müzakere içindeler (belki daha da fazlası). Rusya neden Kürt “tehdidini” öne çıkarmasın?

 

Yarını belli olmamasına rağmen, mevcutta ABD-PYD ilişkileri o biçim. Bu açıdan da Moskova Kürtlere muhtaç değil midir?

 

Daha pek çok faktör sıralanabilir. Yine de Moskova’nın Kürt politikasını olumlu anlamda değiştirdiğini kesin olarak söyleyemem.

 

Rakka mı Minbiç mi?

 

Bab’da habire Türk askeri ölüyor. Kimin umurunda ki? “Aileler ölüleriyle gurur duymalılar!” “Başbakanla fotoğrafları var!”

 

Duvarlara çizilen bozkurt figürlerine ve yazılan ırkçı sloganlara bakılırsa, ölümler asker ve ailelerinin umurunda değil. Resmi ifade: “Bölgelerini birleştirmesinler ve Akdeniz’e ulaşmasınlar diye, Kürtlere yolu kapıyorlar onlar”.

 

Şimdi ne mi olacak?

 

Ankara ve Şam, Bab ve Rojava üzerinde anlaşmışlar mı? Anlaşacaklar mı?

 

Türkiye ve yerel müttefiklerine karşı Şam-PYD ittifakı olacak mı?

 

Suriye çözümü için Rusya ve ABD anlaşacaklar mı?

 

ABD ve Türkiye, Rakka/Suriye ve Rojava üzerinde anlaşacaklar mı? Rusya’nın onlara tepkisi?

 

Suudiler ve ABD neyi pişiriyorlar? İki cephe arasında binamaz Türkiye ne yapar?

 

Ve daha onlarca soru. Olay o kadar karmaşıklaşmış ki ne olacağını sanki tanrı bile bilmiyor.

 

Ama şu kesin: Tüm kayıplarına rağmen, Türkiye DAIŞ’le savaşmıyor, savaşı Kürtlerle. Minbiç’e göz dikmiş. Önemli bir konu.

 

Cerablus olayında PYD geri adım atmıştı. Minbiç’te de öyle mi yapar? Geri adımların arkası gelir mi o zaman?

 

Uluslararası alanda Rojava’nın saygınlığı, Türk devletininkinin çok üstünde. Ama bu tek başına yetmiyor. Diğerleri devlet, kalleşlik ve onursuzluk ticaretinde pişmişler. İşte çok uyanık ve yaman olmak için gerekçe.

 

Öcalan’ın 18 yılı

 

Öcalan uluslararası bir operasyonla Türk devletinin eline geçti. Rusya onu korumasından attı. Avrupa barındırmak istemedi. ABD sığınma vereni uyardı, neticede onu Türkiye’ye teslim etti.

 

Öcalan’ın tutukluluk serüveni, Kürt olayının ağırlığını göstermektedir. Türkiye, dünyayı kendi tarafına çekebiliyordu.

 

Türk devletinin Öcalan’ı tutma ve yargılama hakkı yoktur. Diyelim ki Öcalan suçludur. Peki Türk devlet yöneticileri, binlerce defa daha fazla suçlu değiller midir? Neden onlar yargılanmıyor? Belli ki haklılık değil, güç konuşuyor.

 

Öcalan’ın suçları var mıdır? Vardır ama yargılama makamı Kürt halkıdır, başkası değil.

 

Öcalan Türk devletinin elinde rehindir. Devlet onu Kürt halkına karşı insafsızca kullanıyor. Kürdistanı yıkan ve Kürtleri her haktan mahrum bırakan bir devlet, Öcalan’a özgür konuşma imkanı verir mi hiç?

 

Öcalan Kürt sorunundan dolayı tutukludur. Onu sahiplenmek zorundayız. Ama İmralı’dan çıkan her şeyin, Türk devletinin çıkarının ifadesi olduğunu da bilmeliyiz.

 

Öcalan’a hayali mistik özellikler atfedebiliriz, ona söyletilenlere farklı anlam verebiliriz ama gerçeği gizleyemeyiz. Kürt sorununu devletin tezleriyle çözemeyiz. 18 yılın ağır bedelleri, kendi kendimizi aldatmaya son vermeye yetmiyor mu?

 

*Rudaw

Diğer Haberler

Diğer Haber Başlıkları