Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Son saldırı, kaygı yarattı

Son saldırı, kaygı yarattı

20 Haziran 2012 Çarşamba 15:02
Diyarbakır’daki STK ve bazı siyasi parti temsilcileri, olayın zamanlamasına dikkat çekerek, bu tür dönemlerde provokatif eylemlerin yaşanmasının sürecin doğru işlediğini gösterdiğini savundular.

Hakkâri’de son yaşanan ve 8 asker ile 10 PKK mensubunun yaşamını yitirmesi ile son bulan çatışmayı değerlendiren Diyarbakır’daki Sivil Toplum Kuruluşları’nın (STK) temsilcileri ile bazı siyasi parti temsilcileri, olayın zamanlamasına dikkat çekerek, bu tür dönemlerde provokatif eylemlerin yaşanmasının sürecin doğru işlediğini gösterdiğini savundular.

DESOB Başkanı Ebedinoğlu: ''Bölgenin biraz daha kaosa sürüklenmek istendiğini net bir şekilde bu saldırı ortaya koyuyor” derken, HAKPAR Genel Başkanı Bozyel: ''Türkiye'de derin ve karanlık güçler, yedikleri bütün darbelere rağmen güçlerini koruyorlar” diye konuştu. Baro Başkanı Aktar ise ''Tam da iyi şeylerin konuşulduğu bir süreçte, bu tür olayların meydana gelmesi bu topraklara barışın gelmesini arzulamayan ne kadar çok güç ne kadar çok kesim olduğunu bize bir kez daha gösteriyor'' diye konuştu.

Bu tür durumlardaki provokasyonların, sürecin doğru yolda olduğunun bir göstergesi olduğunu ileri süren DİTAM Başkanı Mehmet Kaya, ''Son dönemde gerek Başbakan Erdoğan'ın, Leyla Zana'nın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ve Murat Karayılan'ın açıklamalarına baktığımız zaman bu konuda önemli ve çözüme doğru bir sürecin açıldığını görebiliyoruz'' diye konuştu. Kaya, Birilerini suçlayarak yeniden kutuplaşma yaratmak, hiçbir çözüm yaratmayacağı gibi çatışmaları daha da derinleştirecektir'' dedi.

Hakkâri’nin Yüksekova ilçesi Dağlıca bölgesindeki Yeşiltaş Karakolu'na düzenlenen PKK saldırısını değerlendiren Diyarbakır’daki STK ve bazı siyasi parti temsilcileri, saldırının yaşandığı döneme özellikle dikkati çektiler.

Provokasyon, doğru yolu gösteriyor    

''Son dönemde gerek Başbakan Erdoğan'ın, Leyla Zana'nın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ve Murat Karayılan'ın açıklamalarına baktığımız zaman bu konuda önemli ve çözüme doğru bir sürecin açıldığını görebiliyoruz'' diyen Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) Başkanı Mehmet Kaya da etnik çatışmaların ve sorunların yaşandığı tüm ülkelerin çözümle ilgili sürecine bakıldığında, her zaman provokatif eylemlerin geliştiğinin görüldüğünü, bunun da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Kaya, 30 yıllık çatışmalı sürecin beraberinde bir siyasi ve ekonomik gücü de yarattığına işaret ederek, şöyle devam etti:

''İster istemez bu insanların hem siyasetten hem de ekonomik olarak beslendikleri bir kavga devam ediyor. Bu provokasyonu böyle değerlendirmek gerekiyor. Bunlara karşı yapılacak en önemli şey, mevcut açıklamalardan ve olumlu adımlardan ve dillerden geri durmadan aynen devam etmek. Bu tür durumlardaki provokasyonlar, sürecin doğru yolda olduğunun da bir göstergesi. Bu nedenle çözüm ile ilgili dile aynen devam etmeli. Ve bu tür olayları da provokasyon olarak değerlendirmenin doğru olacağına inanıyorum. Birilerini suçlayarak yeniden kutuplaşma yaratmak, hiçbir çözüm yaratmayacağı gibi çatışmaları daha da derinleştirecektir.''

Silahlar susmadan barış ortamı sağlanamaz

Diyarbakır Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (DESOB) Başkanı Alican Ebedinoğlu, ''Yıllardır aynı tablo ile karşı karşıyayız. Manzara yine aynı, aktörler yine rolünü oynadı'' dedi. Bölgenin barış umuduna biraz daha yaklaştığını düşündüğü bir anda defalardır aynı saldırılar, aynı çatışmalar aynı haberlerle karşı karşıya kaldıklarını belirten Ebedinoğlu, şunları söyledi:

''Devletin de, hükümetin de bunun nereden kaynaklandığını bilmesi gerekiyor. Sorunun özü, çatışmalı süreçte, barışın tartışıldığı bir ortamda bir bakıyorsunuz ki bir saldırı düzenlendi. Onlarca şehit haberi ile yine bölge derinden sarsılıyor. Bu saldırıların, sadece barışı istemeyen kesimler tarafından yine yönlendirildiğini ve hayata geçirildiğini düşünüyorum. Artık barışın dilinin ortaya konması gerekiyor. Silahlar susmadan hiç bir barış ortamı sağlanamaz. Çözüm bulunamaz. Sayın Bülent Arınç daha 3 gün önce Öcalan'ın ev hapsini bile tartışma gündemine getirmişti. Demek ki çözüm aranıyor, çözüm isteniyor. Tartışılmayacak konular tartışılıyor. Ayrıca tartışılması da lazım. Böyle bir hava yakalanmışken, bu saldırının olması kesinlikle umutlarımızı kırıyor. Gerçekten bölgenin biraz daha kaosa sürüklenmek istendiği net bu şekilde bu saldırı ortaya koyuyor. Saldırıyı kınıyoruz.''

Derin güçler, gücünü koruyor

Hak ve Özgürlükler Partisi (HAKPAR) Genel Başkanı Bayram Bozyel ise, Hakkâri’de meydana gelen olayın Türkiye'nin bilinen klasiklerinden birisi olduğunu söyledi. 1993'ten bu yana ne zaman Türkiye'nin önünde bir aydınlık kapı aralanır gibi olursa, birilerinin çomak soktuğunu ve bunu sabote ettiğini ileri süren Bozyel, şöyle dedi:

''Rahmetli Turgut Özal zamanında Bingöl'deki 33 asker olayıyla süreç sabote edildi. Yine 2011 yılında benzer bir şekilde yeniden bir atılım sürecinde başbakanın talimatı ile MİT'in görüşmeler yaptığının açıklanmasından sonra Silvan'daki hadise yaşandı. Bu şunu gösteriyor; Türkiye'de derin ve karanlık güçler, yedikleri bütün darbelere rağmen bu güçlerini koruyorlar. Bu da başbakana ve herkese büyük bir sorumluluk yüklüyor. Geri çekilmek, bunların amacına ulaşmalarını sağlıyor. Öylesine bir yürüyüş olmalı ki bu güçler, tezgâhlarını sergileyecek güç bulamasınlar. Bu, ülkeyi daha da hırslandırmalı, değişim güçlerini daha kararlı kılmalıdır. Birkaç gün önce Murat Karayılan ilk kez Silvan olayının bir provokasyon olduğunu söyledi. Daha önce Abdullah Öcalan, Bingöl için aynı şeyi demişti. Bunlarda gerçek payı olabilir, ama bu durumda PKK'ya da sorumluluk düşmektedir. Onlar da çok dikkatli olmalıdır, bu tür tuzaklara düşmeden hareket etmelidirler.''

Barış dili esas alınmalı

Diyarbakır Baro Başkanı Emin Aktar ise, bu saatten sonra ölüme karşı ne söylenirse yetersiz kalacağını dile getirdi. Ülkede herkesin akan kanın durmasının yolunu birlikte araması gerektiğini belirten Aktar, ''Bunun yolu da ölüm haberi üzerinden birbirimizle nefret dolu sözlerle bakmak, bu söylemi hâkim kılmak değil, buna karşın yine barış dilini bir arada yaşama ve sorunlarımızı çözme dilini esas almalıyız. Ben yaşamını yitiren bütün insanlara Allah'tan rahmet diliyorum. Tam da iyi şeylerin konuşulduğu bir süreçte bu tür olayların meydana gelmesini bu topraklara barışın gelmesini arzulamayan ne kadar çok güç, ne kadar çok kesim olduğunu bize bir kez daha gösteriyor'' dedi.

Tam barış için umutlandığımız dönemde

Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Baykal Ertürk ise, Diyarbakır Barosu, Tabip Odası ve emek örgütlerinin il temsilcilerinin bulunduğu bazı sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirdiklerini söyledi. Son günlerde Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana'nın açıklamaları üzerinden yeniden Kürt sorununun barışçıl bir diyalogla, barış sürecine dair müzakerenin başlayacağını umut ederek, bunu destekleyen bir açıklama yapmak için komisyon oluşturduklarını ifade eden Ertürk, ''Kürt sorununun yeniden barışçıl çözümü için adımların atılmasına dair verdiğimiz desteğe ilişkin bir konuşma metnini yazacaktık. Ama bugün Hakkâri’den acı bir haber aldık. Anlık bir dil değişimi, anlık bir algı değişimi var. Tam da barış için umutlandığımız dönemde süreç yeniden sekteye uğruyor. Aklıselimin galip gelmesini diliyoruz'' dedi.

Diyarbakır Özgür Haber

Diğer Haberler