Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Suriye, daha önce de bölünmüştü

Suriye, daha önce de bölünmüştü

05 Kasım 2012 Pazartesi 14:43
Osmanlı Devleti'nin, Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik çıkmasıyla Suriye bir bölünmeye maruz kalmıştı

Necdet Sevil/ Dünya Bülteni

Arap Baharı'nın gelip takıldığı Suriye'de her gün yeni bir gelişme yaşanmakta ve bu yeni gelişmeler de farklı senaryolar gark olmaktadır. Son olarak, Beşar Esad'ın gitmesi beklenirken, ülkenin bölünmeye ya da parçalanmaya doğru gitmesi daha da kaygı verici bir senaryo olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu senaryonun gerçekleşme ihtimali ne kadardır bilinmez ama Suriye, geçmişte de böyle bir bölünmeye maruz kalmıştı.

Osmanlı Devleti'nin, Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik çıkmasıyla birlikte Orta Doğu'da büyük bir güç boşluğu meydana gelmiş ve bu durumdan yararlanmak isteyen Fransa, bölgede bir manda yönetimi kurmak üzere harekete geçmişti. Nihayet, 1920'de toplanan San Remo Konferansı, Fransa'ya bu imkânı tanımış ve Suriye ile Lübnan'ı, Fransa'nın hâkimiyetine bırakmıştı. Ancak, Fransa'nın bölgede hâkimiyet kurması pek de kolay olmamıştı.

Bölge halkının göstermiş olduğu mücadele direncini kırarak bölgeye mutlak hâkim olmak isteyen Fransa, büyük kuvvetlerle ülkeye girmiş ve ülkeyi, sıkı bir askeri yönetimle idare etmeye çalışmıştı. Bu şekilde de istediği neticeyi elde edemeyince, Arap birliğini parçalamak üzere, ülkeyi bölme yolunu tercih etmişti. İlk olarak, Lübnan'ı Suriye'den koparmış, daha sonrada Suriye topraklarını eyaletlere ayırmıştı. "1924 yılına gelindiğinde ise Suriye topraklarında 6 ayrı devlet ortaya çıkmıştı. Etnik ve dini ayrılıklar göz önüne alınarak sınırları çizilen bu devletler; Şam, Halep, Alevi, Jabel ( Cebel-i ) Dürzi, Lübnan ve İskenderun idi".

Bu bölünme de bölge halkı tarafından büyük bir tepkiyle karşılanmış ve bölge halkı, Fransa'ya karşı daha çetin bir mücadeleye atılmışlardı. Gerek isyanlar, gerekse de mücadeleler sonucunda bölgede kesin bir hâkimiyet kuramayacağını anlayan Fransa, görünüşte de olsa 1926'da Lübnan'a, 1930'da da Suriye'ye bağımsızlık vermişti. Bu bağımsızlık dahi, bölge halkını pek tatmin etmemişti. Neticede, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra yaşanan gelişmelerle birlikte Fransa, bölgedeki etkinliğini büyük ölçüde kaybetmişti. Suriye'nin geleceğini de, küçük bir grup olan Nusayriler tayin etmişti.

"Nüfusa oranları sadece %10-12 civarında olan Nusayriler kendilerini Suriye içinde hep farklı görmüşler ve kapalı bir toplum olarak devlete sızmaya, onu ele geçirmeye çalışmışlardı. Nihayet 1963'te Baba Esad (Hafız Esad)'ın askeri bir darbe sonucunda idareyi ele geçirmesiyle bunu başarmışlardı".

 

Diğer Haberler