Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
TC Hükümetinin Zazaca Planı (I)

TC Hükümetinin Zazaca Planı (I)

12 Ocak 2013 Cumartesi 17:12
Zazaki dayanabildiyse bunu Kurmanci’den de güç alarak sağlayabildi. Çünkü, Kurmanci ve Zazaki aynı kültürün dilleridir ve aynı dilin kollarıdır.

Yani, Kürtçe’nin iki lehçesi iki ayrı dil gibi işlem görecek.

Aslında, bu yaklaşım Kürtçe kavramını zamanla terketme eğilimini de taşıyor. Çünkü, Kürtçe Zazaca, Kurmanci, Sorani ve Gorani lehçelerinin tümüne verilen bir isimdir; ve bu lehçeleri konuşan topluluklar da Kürt ulusunu veya halkını oluştumaktadır.

Bu gerçek tarihsel bilgi ile sabit olduğu halde, Türk devlet adamlarının, Kürt ulusal atıftan sakınmak kasti ile bazen Kürtçe yerine Kurmancça, Zazaca gibi terimleri tercih ettikleri olmuştur.

Bazı Zazacıların da ‘aslında Kürtçe ya da Kurdi diye bir dil yoktur; Kurmanci, Zazaki, Sorani ve Gorani olarak dört ayrı dilden bashsetmek gerekir’ diye önermeleri olmuştu.

TC, şimdi bu önerme doğrultusunda adım atmış görünüyor. Böyle bir çalışma TC için ‘Kart-Kurt’ hikayesi kadar keyf verici olacaktır. Öyle ya, özgün bir kimlikleri, ulusal veya halk değerleri olmaksızın Kurmanca ve Zazaca konuşan TC vatandaşları!...

Türkiye’de Yaşayan Diller

Gerçekte, TC bu kararla, Kürtçe’yi bir ulusun bir halkın dili omaktan çıkarıyor. Çünkü, Zazaca ve Kurmancça diye ulusal diller yoktur. Zaza ve Kurmanc diye bir halk, bir ulus da yoktur.

Kürtçe, Zazaca ve Kurmancça diye ayrıştırılarak, Türkiye’de Çerkez dilleri diye bilinen Adigece, Abhazca, Çeçence, Osetçe vd., Arnavutça ve Boşnakça gibi göçmen toplulukların dilleriyle, ya da Lazca, Mergelce, Gürcüce gibi Karadenizdeki toplulukların dilleriyle sorun ve ihtiyaçları bakımından eşitlenemez.

Bu topluluklar bakımından sorun dillerini öğrenmeleri ve kültürlerini ilerletmeleri önündeki engellerin kaldırılmasıdır. ‘Türkiye’de Yaşayan Diller’ espirisi sözünü ettiğmiz diller itibarıyla anlamlıdır.

Oysa Kürt sorunu ve Kürtçe sorunu, bir halkın, bir ulusun, kendini yönetme istemiyle ilgili bir sorundur. Bunu da Kürt ulusu her iki diyalekten, yani Zazaca ve Kurmanci ile, kendi okullarını ve yönetsel kurumlarını oluşturarak çözebilir.

Mardin Artuklu Üniversitesinin Tutumu

Anlaşılan TC Hükümeti, Kürtçe’nin Zazaca ve Kurmanci diyalektleri ile ulusal bir dil olma özelliğinin, ‘Yaşayan Diller’ espirisi çerçevesinde sorun teşkil ettiğini görmüştür. Bakanın Mardin Artuklu Üniversitesinin Kürtçe ile ilgili tutumunu yanlışlaması anlamlıdır.

Oysa, Mardin Artuklu Üniversitesinin tutumu, onu herhangi bir politik niyetle bağdaştırmadan, yalnızca akademik çerçevede değerlendirildiğinde, doğru bir tutumdur.

Artuklu Üniversitesinin Zazaca’yı Kurmancı ile birlikte Kürtçe olarak tanımlaması hem epistemolojik ve linguistik gerçekler bakımından hem de demografik gerekler itibarıyla isabetlidir.

Öncelikle, Zazaca tarih boyunca yalnızca Kürtçe içinde bir kategori olarak gündeme gelmiştir, ve tarihe de bir çeşit Kürtçe olarak geçmiştir. Zazaca’nın başkaca isimlendirmeleri olan Dımılki, Kırmancki, Kırdıki’ye de tarih boyunca Kürtçe ve konuşan topluluğa da Kürt denilmiştir.

Başka bir deyişle, Zazaca Kürt halkının ve ulusunun dili olagelmiştir; ayrı ve özgün bir sosyo-kültürel topluluğun ya da etnik topluluğun dili değil. Örneğin Kuzey-Kurdistan’da Zazaca konuşan topluluk ile Kurmanci konuşan topluluğu ne etnik, ne sosyal-kültürel ne de siyasal tarih itibarıyla biribirinden ayırmak mümkün değildir.

İkincisi, linguistik olarak Zazaca ve Kurmanc’nin aynı kökten ayrılan dialektler olduğu sabittir. Aralarındaki grammatik, fonolojik ve leksikal farklılaşma ile karşılıklı anlaşılabilme kriteri itibari ile bunların dialekt sınırları içinde mi kaldığı, yoksa farklı diller kategorisinde mi oldukları tartışma konusudur.

Birkaç batılı dilbilimci ile dilbilimi okumuş birkaç Zazacı, linguistic bağlamıyla Kurmanci ve Zazaca’nın ayrı diller mesafesinde olduklarını ileri sürüyorlar. Fakat, bu incelemeler, konunun boyutları itibarıyla, çok yüzeysel ve kısmi ölçülerdedir. Ayrıca bunlar isabetli olmayan tesbitler de içermektedirler.

Kullanılan veriler ve hesaba katılan faktörler demeti dil/dialekt ayrımında farklı sonuçlar ortaya çıkarabiliyor.Yalnızca linguistik nosyon altında yapılacak bir değerlendirmede dil/dialekt ayrımına ait sınırlar mutlaklaştırılamaz; bu alanda nitelendirmeler görecedir.

O yüzden, dilbilimciler dil/dialekt ayrımının yalnızca linguistk nosyonla belirlenemeyeceğini, linguistik faktörlerin ancak etnik, coğrafik, tarihsel, sosyal ve kültürel etmenlerle değerlendirilerek sözkonusu birimin dil mi dialekt mi olduğuna karar verilebilineceğini vurgularlar.

Bazı dialektlerin ayrı diller (İskandinav ve Güney-Slav dialektleri), bazı ‘dillerin’ de (Alman ve Çin dil/dialektleri) dialektler olarak değerlendirilmesinin sebebi budur.

Bu kriteri batılı dilbilimciler, Zazaca/Kurmanci bağlamında işin yalnızca linguistik yanıyla ilgili oldukları için, ihmal etmiş olabilirler. Fakat çok bilimsel olduklarını söyleyen bizim Zazacılarn da –ki literatürü okuduklarını iddia ediyorlar- bu kriteri görmemiş, duymamış olmaları ilginçtir.

Yukarıda değinildiği gibi Zazaca konuşan topluluğa tarih boyunca –hem de ta proto-Kürt dönemlerinden beri- Kürt denilmiştir ve bugün de Kürt denilmektedir. Dolayısıyla, Zazaca’ya linguistik kriterler bakımından da Kürtçe demek bilimsel bir doğrudur.

Üçüncüsü, Kurdistan’da Zazaca konuşulan il ve ilçelerin –birkaç kasaba istisna tutulursa- hemen tümünde Kurmanci de konuşulmakta, her iki dialekten halkımız içiçe yaşamaktadır. Gerek eğitim kurumlarında gerekse de yönetsel kurumlarda her iki dialektin de kullanılması demografik yapımızın gereğidir. Mardin Artuklu Üniversitesinin her iki dialektiği Kürtçe programı altında birlikte vermesi bu bağlamda da isabetlidir.

Kontra Zazacılar mı?

Şayet TC, Zazacıların yaptığı gibi, Kürtçeyi yalnız Kurmanci’ye atfedip Zazaca konuşan Kürt topluluğunu Kürtlerden ayırma gibi bir fesada oynuyorsa, bu da ‘Kart-Kurt’ hikâyesi kadar boşuna bir çaba.

Zazaların Hun-Türkleri, Alevi Kürtlerin de Horsan’dan gelme Türkmenler oldukları yalanı 70 yıl boyunca halkımıza uygulanan soykırım ve teröre eşlik etti.

Ama modern Kürt ulusal hareketinin kuruluşuna yalnızca kadrolar bazında değil, kitlesel bazda da vücut veren, Zazaca konuşan ve Alevi kültüründen halkımız oldu. Ulusal kurtuluş mücadelemizde, bu kesim halkımızdan şehitlerimiz on binleri bulmaktadır; milyonlar bedel vermiştir ve vermeye de devam etmektedir.

Ergenekon’un şekillendirdiği Zazacılık ise, 20 yıldır, nasıl bir ulusal hareketse, tarihsel sosyal dinamikleri nerede kalmışsa, bir türlü bir grup ölçüsüne ulaşamadı.

Bu bakımdan kaygılanacak bir şey yok; Zazacılık tutmaz.

Fakat Ergenekon, Zazacılığı tıpkı ‘Hizbul-Kontra’ gibi, bir kontra hareket olarak düşünmüştü. Kürtlere karşı savaşta Ergenekon’un pek çok taktiğini ve yöntemini devralan AKP hükümeti, ‘Kontra-Zazacılar’ projesine de heves ediyor olabilir.

Özellikle, Dersim ve Bingöl gibi merkezlerde ‘Dersimci’, ‘Zazacı’ adı altında çeteler oluşturarak halka saldırtabilir.

Kürt hareketi işin bu yanını da hesaba katmalı, tetikte olmalıdır.

Zazaca Asimlasyonu Hızlandırma

TC Kürt hareketinin yarattığı baskı karşısında, Kürtçe üzerindeki yasakçı ve asimilsyoncu politikasını esnetti, radyo, tv, basın ve seçmeli ders gibi bazı imkanları halkımıza teslim etmek zorunda kaldı. O, halkımızı ve ulsal hareketimizi bu kadarına razı edebileceğini sanıyor. Oysa, halkımız ‘ana dilde eğitim’, ‘Kurdistan’a statü’ vb. taleplerle mücadelesini sürdürürüyor.

TC ise, bu kez de Kürtçe üzerinde yapılacak operasyonlarla asimlasyonucu politikalarına yeni yollar, yeni yöntemler ekliyor.

O, Kürtçe’yi Zazaca ve Kurmanca olarak ayırıp, bir yandan ulus ve halk gibi kurumsal organları gerektiren olgunun dışına çekip, ‘birey’ ve ‘vatandaş’ etrafında izole etmeye çalışıyor. Böylece, eskiden olduğu gibi, ‘anadilinizi yine evde, mahallede konuşun, ama istiyen biraz gramatik de öğrenebilir’ demeye getiriyor.

Bir yanda da, Kurmanci’den koparmakla, Zazaca’yı daha rahat ve hızlı asimile etmeyi hedefliyor.

Zazaca’nın kritik bir durumda, ‘ölmekte olan diller’ kategorisinde olduğu biliniyor.

Anlaşılan TC, ilk erimde Zazaca’yı asimile etmeyi gözüne kestirmiş bulunuyor.

Ulusal nüfusumuzun, Kurmanci’ye göre daha küçük bir bölümü tarafından konuşulan Zazaca, TC’nin kötü ünlü ‘Şark Planı’ çerçevesinde, gerek nüfusun kitlesel kırım ve sürgünlere uğratılmasıyla, gerekse de şehir ve kasabalarda yaşamdan men edilmesiyle adeta soluksuz bırakıldı.

Buna rağmen, Zazaca dayanabildiyse bunu Kurmanci’den de güç alarak sağlayabildi. Çünkü, Kurmanci ve Zazaca aynı kültürün dilleridir, ve aynı dilin kollarıdır. Dillerin de türler gibi yaşam havzaları vardır. TC şimdi Zazaca’yı bu havzadan koparma niyetindedir.

Elbette, TC, Zazaca’yı Kurmanci’den koparamayacaktır; ama sürükleyip mesafe açtığı ölçüde Zazaca’nın ölümünü de hızlandıracaktır.

Zazacıların içinde, gerçekte anadilini yaşatma kaygısı ve duyarlılığında olanlar, umarım sorunun bu boyutunu da görürler.

Niye Zazacı?

Zazacıların bir kısmı hiç şüphe yok ki görevlidir. Bu gerçek çoktandır biliniyor.

Bunların görevi toplumda Kürt özgürlük hareketine ve Kürtçe’ye karşı ‘kontra imajlar’ oluşturmak, insanları ulusal kimliklerine ters algılara sürüklemek, Kürtçe’nin ve o arada özellikle de Zazaca’nın asimlasyonunda TC’ye koltuk değneği olmaktır.

Yani, bunların faaliyeti Zazaca konuşan halkımızı dolaylı olarak Türkleştirme faaliyetidir.

Bazı Zazacılar da aslında Kürt olmanın riskini göğüsleyemediklerinden, Zaza yaftasını seçmektedirler.

Çünkü Türkiye’de Kürt olmak, yalnızca TC’nin kolluk kuvvetlerin terörüne ve idarecilerinin haksızlıklarına maruz kalmakla sınırlı değil; mahallede, okulda, iş yerinde de suçlu olmak, dışlanmak, saldırıya uğramak demektir.

Sırf çocukları için duydukları kaygı ile kimlik değiştirenleri biliyorum. Çünkü, büyümekte olan çocuklarını zindan bekliyor, dağ bekliyor, ölüm bekliyor; okullarda, sokaklarda linç bekliyor.

Dolayısıyla, ‘ya biz aslında Kürt değiliz, Zaza’yız’ demek bir korunma yolu oluyor.

Bu tarz korunma yolunu seçen bir kısım Kürt Alevi ve Dersimli de var.

Bir kısım Zazacılar da açıkça siyasal donanım eksikliğinden gelen bir yanılgı içindedirler. Bunlar Zazaca’nın ayrı bir dil olduğunu; Zazaca ayrı bir dil ise, Zazaca konuşan topluluğun da ayrı bir halk, ayrı bir ulus olduğunu sanıyorlar.

Gelecek makalelerimi bu konulara ayıracağım.

Halk nedir? Ulus nedir? Ulusal dil nedir?

Kürtlerin halklaşma ve uluslaşma süreçlerini ve o arada Zazaca konuşan halkımızın bu süreçlerdeki yerini söz konusu sorular etrafında incelemeye çalışacağım.

Ayrıca, Zazaca ve Kurmanci’nin ayrı diller olduğu savı ile yazılmış gerek batılı linguistlerin, gerekse de Zazacı yazarların makalelerindeki kurgusal ve sorunlu yanları da ele alacağım.

Ama öncelikle şu sorunun cevabını verelim. Kurdistan’da Zazacılar, Aleviciler ve Dersimciler neden son yirmi yılda ortaya çıktı?

Alişer Eran

* * *

Not: Bu yazı serisi boyunca Zaza ve Zazaca terimlerini, Zazacılarla polemik bakımından tercih ediyorum. Herhangi bir dili veya lehçeyi isimlendirmek aslında politik bir tercihtir. Zazaca terimi de bir politik tercihin sonucudur. Kürt hareketi aydınlarıyla ve dilbilimcileri ile bir konferans düzenlemeli ve Kırmancki, Kırdıki, Zazaki ve Dımılki isimlerinden hangisini tercih ettiğini resmen belirlemelidir. Elbette, öbür terimler de yerel olarak kullanılmaya devam edecektir. Benim şahsi tercihim Kırdıki terimidir. Dersimliyim ve biz anadilimize Kırmancki diyoruz. Fakat Kırmancki ve Kurmanci fonetik benzerliklerinden dolayı karışıklığa neden olmaktadır. İkinci olarak tercih edeceğim terim ise Dımılki’dir.

Diğer Haberler