Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Televizyon Tartışmalarına Taşlama

Televizyon Tartışmalarına Taşlama

05 Eylül 2010 Pazar 19:41
Çoğunuz az çok bilirisiniz Avrupa Medeniyetinin kan sevdasını. Bunun en bariz örneğini arenalarda çarpışan gladyatörlerde görüyoruz. Gladyatör nedir?
Çoğunuz az çok bilirisiniz Avrupa Medeniyetinin kan sevdasını. Bunun en bariz örneğini arenalarda çarpışan gladyatörlerde görüyoruz. Gladyatör nedir?

“Eski Roma'da, çeşitli nedenlerle düzenlenen eğlencelerde, taraflardan birinin ölümü ile son bulan kanlı dövüşlerde savaşanlardır. Tarihi kayıtlara göre ilk gladyatör gösterisi, M. Ö. 264 yılında yapılmıştır. Bu tarihlerde arenaya üç-dört çift Gladyatör çıkarılır ve çiftler aynı anda dövüşe başlarlardı. Zamanla, arenaya çıkarılan çiftlerin sayısı artırıldı. Tarihi kaynaklara göre, “Traianus, Decabalus” savaşının zafer şenliğinde, arenaya tam 5000 çift Gladyatör çıkarılarak dövüştürülmüştü. Tarihin kaydettiği en kanlı eğlence olan bu gösteride, arena kan gölüne dönmüştür.” Bilgiler böylece uzayıp gidiyor.

Bir diğeri “fil dövüşleri”dir. İnsanlar eğlenmek için meydana filler çıkarır. Fillerin birbirlerini alt etmeleri onlar için zevk sebebi olur. Horoz dövüşü ve çobanların koç dövüştürmeleri de bunlara örnektir. Günümüze gelelim. Bu dövüştürmelerin önemli bir bölümü yasaklandı. Peki, dövüş seyretmek isteyen insanlar artık neyden zevk alacaklardı? Hacivatın “Kar bana bir eğlence medet!” feryadının imdadına, Medeniyetin sihirli lambası televizyon; Alsana bir eğlence. diyerek çare (Şaaap!)ladı. Tartışma programları bulundu. Nasıl mı? Şöyle:

Birbirine karşı şiddetle kızıştırılmış iki “bilge adam” geçerler ekran başına. Birbirlerinin tehlikeli bölgelerine vurmamaları için bir hakem veya belki de horozları daha da kızıştırmak için bir adam da dikilir ortaya.

Taraflar önce birbirlerini tartarlar, bilgi birikimlerini konuşturarak meseleyi sağ ve sol açılarından – daha doğrusu kendi açılarından- incelerler. Bu sırada “bu konuda ben de sizinle hemfikirim” diyerek birbirlerine hafif fırsatlar da verirler. Derken ufak yumruklar gelir. Birinin görüşleri daha ağı basar veya adam daha bir mahirdir. Bilirsiniz; kavgada güçten çok teknik önemlidir. Bir süre sonra programın dışından da bir katılımcı “tuz biber olarak” konuk olur. Areneya bir gladyatör daha inmiştir. O da rakiplerden birine arka olur. Bu durumda tek başına kalan sefil adamın vay haline. Adam sıkışınca hemen rakiplerinin -var kabul edilen- kişiliklerine saldırır. Rakibinde eli armut toplamıyor ya; o da atar yumruklarını hem de daha sert bir şekilde. Bu arada ekran başındakiler ellerini ovuşturuyor, programın moderatörü de alacağı reytinglerden şimdiden keyifleniyordur.

İki kafadar, adamın tüm kirli çamaşırları ekranlarda sergilerken; o da alabildiğine hırçınlaşır, başlar bel altından vurmaya. Kural falan kalmamış, iş fazlasıyla kızışmıştır.

Az önce zevkten dört köşe olan program yöneticisinin sevinci kursağında kalmıştır. Telaşla olayı düzene koymak ister ancak kendisini dinleyecek adam bulamıyordur. Hiçbir cümlesini tamamlamaya fırsatı olmaz. Hoş, diğer adamlarında bunu beceremezler ya, onlar için bunun bir önemli yoktur. Sofranın batışını ev sahibi düşünmelidir.

Tartışmaya dalan zavallı gladyatörler düştükleri acınacak hallerinden, suratlarının ne şekillere girdiğinden habersiz tartışmaya devam ederler. Sesi en gür olan en çok haklı (!) olandır
Kimse kimseyi dinlemez. Artık kimin hangi düşünceyi savunduğunun da pek önemi kalmamıştır.

Seyirci için de bunun bir önemi yoktur. Onun için, bu hal bir düğünün ve en hareketli anıdır. “ helal olsun be ne güzel söyledi. Vay vay adamı mahvetti yaa.” tezahüratları altında; “dur bakalım şimdi o ne diyecek” heyecanlı bekleyişiyle; her topu alanın atacağı muhteşem gölü beklemektedir. Filmin –yani tartışma programının- en güzel yerine de reklâm koymasalar; bütün günün stresinden eser kalmayacaktır.

Neyse! “Her güzel şeyin sonu da erken gelir ya; bu gün de gelmişizdir programımızın sonuna. Tartışma bitmemiştir. Bu konu uzun uzun konuşulması gereken konudur. En azından bu önemli konuya bir kapı aralanmıştır” değerlendirmeleri programın yöneticisinden gelir. Eğer yüzsüz bir adamsa; “güzel ve faydalı bir program oldu” diye de ekler.

Gladyatörlerden biri zafer sarhoşluğuyla gülerken diğeri kan revan içindeki haysiyetine bakarken hınçla başka bir karşılaşmayı beklemektedir. Artık düzey düşünmeden reyting peşinde olan bir programcı için bu adam programına katılmaya dünden razı bir adaydır.

Edip Akar

Diğer Haberler

Diğer Haber Başlıkları