Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
’TMY kapsamında ağır ihlaller yaşanıyor’

'TMY kapsamında ağır ihlaller yaşanıyor'

10 Aralık 2012 Pazartesi 21:12
İHD Diyarbakır Şube Başkanı Bilici, insan hakları günü olan 10 Aralık’ın, Terörle Mücadele Kanunu (TMY) kapsamında ağır ihlallerin gerçekleştiği bir ortamda karşılandığını ifade etti.

Bugün 10 Aralık İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 63’üncü yıldönümü. İnsan Hakları Haftası etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen yürüyüşte konuşan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Bilici, Evrensel Beyanname’de güvence altına alınan temel insan hakları günü olan 10 Aralık’ın, Terörle Mücadele Kanunu (TMY) kapsamında ağır ihlallerin gerçekleştiği bir ortamda karşılandığını ifade etti.

10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası olması nedeniyle İHD Diyarbakır Şubesi, MAZLUMDER, TİHV, Diyarbakır Barosu, Diyarbakır Tabip Odası ve Sivil Toplum Geliştirme Merkezi (STGM) tarafından Ofis AZC Plaza önünden Koşuyolu Parkı İnsan Hakları Anıtı önüne yürüyüş düzenlendi.

BDP, ESP’nin de katılarak destek verdiği ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin yer aldığı broşürler halka dağıtıldığı yürüyüşün ardından İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci bilici açıklamada bulundu. 10 Aralık İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 63’üncü yıldönümü olduğunu hatırlatan Bilici, Türkiye’de 10 Aralık’ın Evrensel Beyanname’de güvence altına alınan temel insan haklarının, Terörle Mücadele Kanunu (TMY) kapsamında ağır ihlallerin gerçekleştiği bir ortamda yaşandığını ifade etti.

Evrensel Bildirge’de yer alan hak ve özgürlüklere dayalı uluslararası bir düzen hala kurulamadığının altını çizen Bilici, “İnsanların ırkından, renginden, cinsinden, cinsel yöneliminden, dilinden, din ve mezhebinden, etnik kimliğinden, siyasi-vicdani ve felsefi kanaatinden bağımsız olarak, insan olmaktan gelen hakları ve dokunulmazlıkları olduğu temel fikri dünya çapında yeterli desteği bulamamaktadır” dedi.

YÜRÜTMENİN YARGI ÜZERİNDEKİ BASKISI TEHLİKELİ BOYUTLARA VARIYOR

Suriye’de yaşanan savaşa, “ Ortadoğu neredeyse savaşsız bir gün bile geçmemektedir. Dünya çapında yoksulluk en yüksek düzeyde sürmekte, buna karşılık dev güçlerin zenginlikleri dünyamızı daha yaşanmaz bir yer haline getirmektedir” sözleriyle değinen Bilici Türkiye’de ise artan kitlesel gözaltı ve tutuklamalara dikkat çekti.

Son bir yılın değerlendirmesini yapan Bilici, “2012 yılında ülkemiz için genel bir değerlendirme yapılacaksa gelinen süreçte; özgürlükleri hiçe sayan, demokrasi ve insan haklarını neredeyse rafa kaldıran, yürütmenin tüm diğer erkler üzerinde baskı kurduğu, hukuk devleti ilkesinin içinin boşaltıldığı bir noktaya doğru yol alınmıştır. Bunun en önemli işaretleri de, çatışmalı süreçlerden ve muhaliflere yönelik geniş çaplı operasyonlardan sonra Başbakan’ın kimi zaman hakimliğe, kimi zaman savcılığa, kimi zaman güvenlik görevlisi rolüne soyunan beyan ve açıklamaları olmuştur. Bu durum yürütmenin yargı üzerindeki baskısını gözler önüne sermektedir. Son olarak BDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına yönelik girişim ve yargıya verilen talimat, aktarmaya çalıştığımız bu durumun ne kadar tehlikeli boyutlara vardığını göstermektedir” diye konuştu.

“Yaşam Hakkı uluslararası insan hakları belgelerinde yer alan en temel hakların başındadır” ifadesini kullanan Bilici, 28 Aralık 2011 tarihinde devletin bilgisi dahilinde Roboski’de 34 Kürdün TSK’ya ait F-16 uçakları ile katledilmesini hatırlattı. Sorumluların aradan geçen bir yıla rağmen hala ortaya çıkarılarak etkin bir soruşturma yürütülmediğini ifade eden Bilici, “Roboski katliamının yanında 2012 yılı içerisinde güvenlik güçlerinin sivillere yönelik saldırıları devam etmiş, ‘orantısız güç kullanımı’ deyimini gölgede bırakan müdahaleler sonucunda yaşam hakkı ihlalleri yaşanmıştır” dedi.

SAVAŞ CAN ALMAYA DEVAM EDİYOR

Savaşın can almaya devam ettiğini vurgulayan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Bilici 2012 yılına ilişkin yaşam ihlallerine ilişkin şu bilgileri verdi: “Bu yılın ilk 9 aylık süreci içerisinde 11 kişi güvenlik güçleri tarafından öldürülürken, 22 kişi ise faili meçhul saldırılar sonucunda yaşamını yitirmiştir. Yine mayın ve sahipsiz patlayıcılar sonucu çoğunluğu çocuk 10 kişi yaşamını yitirmiştir. 2012 yılının ilk 9 ayında meydana gelen çatışmalarda 395 güvenlik görevlisi ve PKK militanı yaşamını yitirirken, 420 kişi ise yaralanmıştır. Çatışmalarda ayrıca, 2 sivil yaşamını yitirmiş, 26 sivil de yaralanmıştır. Geçmiş yılları neredeyse ikiye katlayan bu rakamlardaki artış, hükümetin güvenlikçi politikalarının nelere mal olduğunu bizlere bir kez daha göstermiştir. Öte yandan çatışmalı sürecin yoğunca yaşanmaya başladığı 1988 yılından günümüze yani 25 yıl içerisinde 530 çocuğumuzu bu savaşa kurban verdik. Sadece AKP iktidarı döneminde 189 çocuk yaşamını yitirirken, 2012 yılının ilk 9 ayında 14 çocuk yaşamını yitirmiştir.”

TÜRKİYE’DE SAVAŞ HUKUKUNU HİÇE SAYAN GELİŞMELER YAŞANIYOR

Yine çatışma ortamının gelişmesiyle birlikte savaş hukukunu hiçe sayan olaylar da yaşandığına işaret eden Bilici, “Yaşanan bazı çatışmalarda kimyasal gazların kullanıldığı yolundaki iddialar, ciddiyetini korumakla birlikte bu konudaki iddialar da adli ve idari yetkililerce göz ardı edilmiş ve etkin bir şekilde soruşturulmamıştır. Çatışmalarda yaşamını yitiren PKK militanlarının cenazelerine yönelik uygulamalar ve cenaze törenlerine yönelik saldırı, ülkede adalet duygusunu ciddi oranda zedelemektedir. İki tarafça da silahsız-sivil insanlara karşı yaşam hakkının ihlaliyle sonuçlanan eylemler, insancıl hukuku ayaklar altına alan yaklaşımlardır. Bu ülkede halen bir toplu mezar gerçeği orta yerde dururken, kayıplar ve faili meçhul cinayetler konusunda adımların atılmaması, iktidarın geçmişte yaşanan katliamlar ve karanlık olaylara yaklaşımını sergilemektedir” diye kaydetti.

Yaşam Hakkı’na yönelik ihlallerin yanında gerçekleşen bazı hak ihlallerine değinen Bilici, 2012 yılında Kürt sorununu, Türkiye'nin insan hakları ve demokrasi sorununun en önemli halkası olmayı sürdürdüğünü belirtti.

DÜŞÜNCE VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE YÖNELİK İHLALLER ARTIYOR

Türkiye’de yaşanan en büyük sorunlardan birinin de, gerek ülke çapında gerekse uluslararası alanda sıkça eleştirilen düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik ihlaller olduğunun altını çizen Bilici, “Düşünceleri nedeniyle binlerce kişinin yargılandığı ülkemizde gözaltına alma ve tutuklanmalardaki artış, nasıl devasa bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu gözler önüne sermektedir” dedi ve ekledi:

“2012 yılının ilk 9 ayında sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 3177 kişi gözaltına alınırken, 1162 kişi de tutuklanmıştır. Bu süre içerisinde 1715 kişi soruşturma, dava ve cezalara maruz kalmıştır. Düşüncelerini ifade eden veya haklarını talep eden insan hakları savunucuları, gazeteciler, avukatlar, sendikacılar, öğrenciler, aydınlar ve siyasetçilere reva görülen tek uygulama cezaevlerine atılmak olmuştur.”

KİTLESEL GÖZALTILAR ENDİŞE VERİCİ

Bilici’nin ardından söz alan Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, yaşam hakkının en önemli ve en kutsal hakların başında geldiğinin altını çizerek sözlerine başladı. Roboskî katliamını hatırlatan Elçi, “Bir yıl önce Roboskî’de 34 kişi ölçüsüz biçimde katledildi. Sorumlular, suçlular ortaya çıkarılmadı. Ne yazık ki bu devlet görevini yerine getirmiyor. Bir yıldır yürütülen soruşturma gizli ve taraflı biçimde yürütülmektedir. Katliamda yakınlarını kaybedenler ve avukatları, dosyayı inceleyememekte, müdahil olamamaktadır” dedi.

Artan kitlesel gözaltı ve tutuklamalara da değinen Elçi, “Son üç gündür yapılan gözaltılar bizi endişelendirmektedir” dedi.

Ayrıca, İnsan Hakları Haftası etkinlikleri kapsamında saat 17.30'da Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Sergi Salonu’nda “Yaşam Hakkı” adlı fotoğraf sergisi yapılacak.

ANF

Diğer Haberler