Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Türkiye’de Başkanlık Sistemi Tartışması

Türkiye'de Başkanlık Sistemi Tartışması

12 Haziran 2012 Salı 11:49
Siyasi Müzakereler Merkezinin düzenlediği çalıştay da genelde ülkemizin parlamenter sisteminin konuşulduğu, ama özelde son günlerin tartışma konusu ‘’ Başkanlık Meselesi’’ gündemdeydi.

TÜRKİYEDE YENİ TARTIŞMA, BAŞKANLIK SİSTEMİ*

Hafta sonu Diyarbakır yine çok hareketliydi, ‘’Azadi hareketi’’ ilk toplantısını yapıyordu, Diyarbakır da ‘’Spor Konferansı’’ vardı, birde sessiz sedasız bir şekilde Siyasi Müzakereler Merkezinin düzenlediği çalıştay da genelde ülkemizin parlamenter sisteminin konuşulduğu, ama özelde son günlerin tartışma konusu ‘’ Başkanlık Meselesi’’ gündemdeydi.

Siyasi Müzakereler Merkezi Sayın Ayhan Ogan Beyin ifadesiyle 3 yıl önce kurulmuş olan, İstanbul, Ankara ve üçüncü birimini Diyarbakır’da kurmuş bulunan ve yıl sonuna kadar müzakere merkezlerini 10’a çıkarmayı hedefleyen, müzakerecileri arasında bazı milletvekilleri ve belediye başkanları, baro ve değişik sivil toplum kuruluşu başkan ve yöneticilerinden oluşan kapalı müzakereci sistemine sahip, gelecek vadeden bir yapı olarak göze çarpıyor. Diyarbakır’daki merkezin 15 müzakerecisi var görünüyor, ama dediğim gibi toplantılar halka açık değil, sayının ileriki günlerde arttırılacağı da belirtildi.

Bu ayki müzakerelere ilk defa bende çağrıldım, müzakereci olan dışarıdan Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyoloji Anabilim dalı profesörlerinden Ergün YILDIRIM, Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku profesörü Sayın Fazıl Hüsnü ERDEM, Sivil Dayanışama Platformu Başkanı Sayın Ayhan OGAN  ve HAK-PAR Genel Başkanı Sayın Bayram BOZYEL’in  katılımları ve Diyarbakır açısından çok önemli şahsiyetlerin müzakereleriyle çok renkli bir toplantı olarak geçti, üzücü olan tek şey ise bu güzel toplantının basına kapalı olmasıydı.

Başkanlık sistemi Türkiye’de uzunca bir süredir tartışılan bir konu, özellikle Sayın Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanı olarak köşke çıkmasından sonra uzunca bir süre gündemde kalmış, Özal’ın vefatıyla bir süreliğine hafızaların tozlu raflarına çekilmişti. Ak Parti iktidarının zaman zaman gündeme getirdiği ama pek üzerinde çalışmadığı bir konu olarak, aç kapa bir konum kazansa da yeni anayasa yapım sürecinde, ciddi şekilde tartışma konusu oldu, olması da gayet doğal olmalı ki, başta sivil toplum kuruluşları olmak üzere toplumun birçok kesimi konuyu hararetli bir şekilde tartışmaya başladılar.

Parlamenter Sistemin belli açmazlarının her gün bir şekilde gün yüzüne çıkmış olduğu bir ülkede, sistemin özellikle koalisyon dönemlerinde daha da kötürüm olduğu, 3- 4 partili koalisyonlarda ülkenin ne kadar zorlandığı aşikârdı. En küçük bir anlaşmazlıkta dahi ekonominin alt üst olduğu yeni arayışların yaşandığı bir Türkiye hiçte gerimizde değil… Türkiye eğer hala istenen seviye ulaşamamışsa ayağına dolanan prangalardan biri de bu koalisyon hükümetleriydi.

Aslında Başkanlık sistemi derken A dan Z ye bir değişim mi, yoksa sisteme entegre bir bir başkanlık mı? Sorusunun cevabını aramak daha net bir şekilde konu için aydınlatıcı olabilirdi, ama henüz o noktaya varamamış olmanın zorluklarından olsa gerek henüz o kadar derin bir tartışma yaşanmıyor,Yaşanamıyor;beklide toplumun korkuları yaşanacak bu tartışmayı hafızasında ötelemeye çalışıyor.

Gerçekten Türkiye’nin bölünme korkuları var, çok sık bir şekilde dile getirilmeselde… Ama kiminle konuşsanız söz arasında size diyeceği kelimelerden biri herhalde ‘’ama bu bölünmeye götürür’’ dür. Kardeşçe yaşamayı aramak yerine, yersiz korkulardan zindanlar kurmak…

Bir arada yaşama tecrübesini yaşatmaya devam edeceksek, ki bundan kimsenin kuşkusu yok, tüm korkularımızı bir kenara koyup her şeyi tartışabilmeliyiz, yoksa Diyarbakır’da sadece ‘’ Kürt Sorunu’’ nu konuşursak, batıda da bunun esamesi hissedilmezse, Kürtler kendi kapalı dünyalarına, Türkler kendi kapalı dünyalarına çekilirlerse, dünya değişirken, değişimden hiçbir şey elde edemeyenler kısır döngülerinde, İsrail oğullarının çölde kendi etraflarında döndükleri gibi dönmeye başlarlar. Kürt sorunu İstanbul’da, Yozgat’ta, Trabzon’da tartışılmadığı sürece de çözülemez. Belki de çözümün kapısı bu günlerde hararetle yaptığımız ‘’Başkanlık Sistemi’’ tartışmasının içindedir.

Büyük ülkelerin çok sayıda küçük sorunu olur, Küçük ülkelerinse az sayıda ama büyük sorunları olur, demişti bir müzakereci arkadaşımız, galiba Türkiye’nin bir büyük, çok sayıda da küçük sorunu var, el ele çözmemiz gereken…   

*Ömer Evsen - Diyanet Sen Diyarbakır Şube Başkanı                                                                                                                                                               

Diğer Haberler